edip cansever

entry917 galeri57
    463.
  1. mezarına yıldızlar yağasıca şairdir.

    "gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir"
    1 ...
  2. 462.
  3. " Sana ben olmalıyım, ayaklarımdan ötürü gezinirdik
    Sevişir, bir derinliğe çıkarırdık kendimizi
    Adımlar atardık insanlık gürültüsünde:
    Birinin acısında gibi doyulmaz inceliklerle
    Kaçıyor gibisine belki ölümden, korkudan, sesten
    Yere bir şeyler düşürürdük uzanıp almak için yeniden
    Dursak, ya da bir durmada görünsek
    Hiç değil bununla yetinsek azıcık da
    Ama ne gezer! Şaşmaya ev hazırlar gibi
    Sürükler bizi
    Dünyanın kendini tekrarlaması elmada
    Kendini; leoparda benek.
    Ben derim: sana olmak, seni duymak, seni yürümek
    Besbelli seni büyütmek kendimde
    Ellerim kendini tekrarlar sen deyince."
    1 ...
  4. 461.
  5. 460.
  6. “ama o geçerken ne yalan söyleyeyim şuramda
    bir ağrı duydum
    ağrı da değildi belki, hani, nasıl
    gövdemi yeniden buldum.”
    — edip cansever
    2 ...
  7. 459.
  8. bütün iyi kitapların sonunda,
    bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda,
    meltemi senden esen,
    soluğu sende olan,
    yeni bir başlangıç vardır..

    -edip cansever
    1 ...
  9. 458.
  10. “acımayı unuttum,sevinmeyi unuttum
    ben her şeyi artık unutuyorum.
    ama o geçerken,ne yalan söyleyeyim,
    şuramda bir ağrı duydum.”
    — edip cansever
    4 ...
  11. 457.
  12. Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
    Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
    Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
    Kıyılar da bomboş, kır yolları da
    Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
    Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
    Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
    Yol kenarında bir kapı, tahta
    Peki, kim yitirmiş evini, ya da
    Hangi yitikle yok olmuş o yapı
    Kimbilir
    Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
    Bir taşın üstüne oturuyorum
    Ben oturur oturmaz
    Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
    Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
    Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
    Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
    Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
    Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
    Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
    Ve işin tuhafı bense
    Alışıyorum gittikçe
    Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
    Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
    Ve bu yüzden mi bilmem
    Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum
    Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden
    Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
    Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
    Dağılıp gitmişler herbiri bir yana
    Kuşlar gibi, onlar da
    Benimse ne gidecegim bir yer
    Ne de özlediğim bir şey var
    Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
    Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
    Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük
    Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.

    Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki
    Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki
    Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum
    Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha
    Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
    Yani tam böyle birşeye benziyor zaman
    Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan
    Çıkageliyor sonra, saat on iki.

    Anlıyorum
    Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
    Yalnızca bunun için uzun
    Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
    Örneğin
    Bir sevgiyi yontup onarmak için
    Döğüşmek de sevgidir
    Ve benim bildiğim kadarıyla
    Her şeydir bir insan, her şeydir
    Yalandır kısalığı yaşamın
    Ve özellikle insan dediğimiz şey
    inançli bir insan soyunun parçasıysa.

    Sonunda başbasa kalıyoruz gene
    Başbaşa kalıyoruz doğayla ben
    işte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
    On temmuz cumartesi
    Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
    Ve yağmur hızlanıyor biraz
    Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
    Tam öyle yapıyorum
    Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum.
    3 ...
  13. 457.
  14. bu gecenin şairi.

    Aşk iyidir bak
    Duyumunu artırır insanın
    Hele don gömlek sabahları
    Tıraş olacağını duyarsın
    Yeni gömleğini giyeceğin gelir
    Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
    Masaya, merdivene, aynalı dolaba
    Derken ardından sıpınişi bir kahvaltı
    Amanın dersin bu ne delice gidiş
    Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
    ispinoz düşünür müydü?
    Deli olan kaşınır mıydı?
    1 ...
  15. 456.
  16. sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var
    bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa.
    4 ...
  17. 455.
  18. 454.
  19. ben biraz ertesi gun gibiyim,
    eksigim, unutkanim, oyleyim..
    1 ...
  20. 453.
  21. uzak yakınlıkların şairi...

    " ...
    soruyordun
    ilkyaz işte
    uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
    tenhalık böyle

    dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
    beklesem hemen gelecek olduğun
    tam öyle olduğun
    oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
    kırık dökük de olsa yanımda
    mesela cok sevdiğin bir deniz bile yanımda
    o deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
    erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun...

    yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
    ikimizdik, iki kişi değildik
    bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
    birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
    yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
    sanki bir bakıma ayrılık böyle...

    karşılıklı otursak da ne zaman
    masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
    bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
    ayak bileklerimizden gerisin geriye
    bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
    gereksiz ama
    yalnızlık böyle...

    bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
    çıkarsak toplamak yerine?
    her hüzün başka türlü olurdu
    - ne yaparsan yap, saati kurma
    öyle dağıldık ki hepimiz
    her günün geçmesi yeni bir gerçek oluyor
    seninle her uzaklık gibi böyle ... "

    edip cansever
    1 ...
  22. 452.
  23. Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa.

    Edip Cansever
    0 ...
  24. 451.
  25. Bizim o duvarlık tabaklar durmadan uzağa götürüyor evimizi
    Daha aldığım gün bildim maydanoz olacak üstündekileri
    Maydonoz olacak, maydanoz olacak, maydanoz olacak
    iyi ama, niye sevmeli her önüne geleni
    Herkesin, herkese, herkesi
    Daha dün yepyeni bir son koydumdu şiire
    Aldı, yepyeni bir kalabalığı getirdi
    Ama iyi yaptım öyle mi değil mi?
    1 ...
  26. 450.
  27. " biliyor musun ? Az az yaşıyorsun içimde
    Oysaki seninle güzel olmak var
    Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
    Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
    Midemdi, aklımdı şu kadarcık kalıyor. "
    Demiş.
    Daha ne desin..
    1 ...
  28. 449.
  29. 'ben seni uzun bir yolda görürken görmedim ki hiç' diyerek çaresizliğini pek güzel anlatmış şairdir.
    0 ...
  30. 448.
  31. "Biraz" dediğine bakılmaksızın okunası, yaşanası şair ama insan...

    “Kimsenin öldüğü yok,
    Yaşadığı da.
    Herkes biraz var, o kadar.”
    0 ...
  32. 447.
  33. 447.
  34. "umutsuzlar parkı" şiirinin her evresinde, her dizesinde yaşamın, insanın, insanlığın ne'liği üzerine düşündüren büyük şair ama koca insan... Özlenendir her daim!

    Binlerce, ama binlerce yıldır yaşıyorum
    Bunu göklerden anlıyorum, kendimden anlıyorum biraz
    insan, insan, insandan; ne iyi, ne de kötü
    Kolumu sallıyorum yürürken, kötüysem yüzümü buruşturuyorum

    Çok eski bir yerimdeyim, çürüyen bir yerimden geliyorum
    Öldüklerimi sayıyorum, yeniden doğduklarımı
    Anlıyorum, ama yepyeni anlıyorum bıktığımı
    Evlerde, köşebaşlarında değişmek diyorlar buna
    Değişmek
    Biri mi öldü, biri mi sevindi, değişmek koyuyorlar adım
    Bana kızıyorlar sonra, ansızın bana
    Kimi ellerini sürüyor, kimi gözlerini kapıyor yaşadıklarıma
    Oysa ben düz insan, bazı insan, karanlık insan
    Ve geçilmiyor ki benim
    Duvarlar, evler, sokaklar gibi yapılmışlığımdan.

    Bilmezler, kızmıyorum, bunu onlardan anlıyorum biraz
    Erimek, bir olmak ve unutulmak içindeki onlardan
    Ya da bir başkaca şey: ben kendimi ayırıyorum
    O yapayalnız olmaktaki kendimi
    Böyleyken akıp gidiyorum bir nehir gerçeği gibi
    Sanki ben upuzun bir hikâye
    En okunmadık yerlerimle
    Yok artık sıkılıyorum.
    3 ...
  35. 446.
  36. Umuş

    bütün iyi kitapların sonunda
    bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
    meltemi senden esen
    soluğu sende olan
    yeni bir başlangıç vardır

    parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın
    gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın
    onu işitsen, yuvarlağı sende kalır
    her başlangıçta yeni bir anlam vardır.

    nedensiz bir çocuk ağlaması bile
    çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.

    edip cansever
    0 ...
  37. 445.
  38. bu dünyada yaşamak çok can sıkıcı bir şeydir baylar.

    edip cansever
    0 ...
  39. 444.
  40. Ağustos'u temizlemekle yükümlü şair. Ağustos işçisidir, emekçisidir. Kalem ve silgiyle sayfaları dolaşıp gerekli temizlikleri yapar. Bağlı olduğu "şiir bakanlığı" gülüşünün önüne gelince şu tekmili verir:

    O da var olanın ağır ağır yokluğu
    Şurda bir gündüz kımıldamakta
    Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
    Gibi bir gündüz
    Kalın kabuklarını kaldırır doğa.

    Düşer bir balıkçının tersi olan şey
    Kirli ağustos! beni oradan oraya götüren eşya
    Aklımda üç beş otel ya kalır
    Ya kalmaz üç beş otel aklımda
    O da değil bir otelin kendisi
    Yalnızlığın kahverengi organı: düş birikintisi
    Bir de kahverengi alevlerden yapılma.

    Başka değil, yokluğu görmek için
    Kirli ağustos! göz kapaklarımı da yaktım sonunda.
    2 ...
  41. 443.
  42. sizinle aynı dünyada yaşayıp bu kadar başka algılaması ve yansıtması bunu kelimeye, nasıl başarıyordu ki bunu.. yoksa insan değil miydi. başka bir şeydi belki de edip cansever. sadece bir dakika için bile olsa onun gözünden görmek isterdim. saygı duymayı çok özümseyebilmiş biri değilim ve tam kavrayamam hiçbir zaman. birkaç hakkım varsa bundan yana, en çok edip cansever'e duyduğumdur en bir şeye benzeyeni.

    "...her gün bir tahtaboşta asılı duruyorum
    ve durmuyorum.. ben işte yakup
    yok artık karıştırmıyorum.."
    4 ...
  43. 442.
  44. 'masa da masaymış ha' adlı şiiri ile bi durduran, düşündüren şairdir. şiirinin zamanın da 'bir bira içmek istiyordu kaç gündür, masaya biranın dökülüşünü koydu' mısraları sansürlense de masa ne kaybederdi tahirliğinden. edebiyatla sadece üniversite girişte ilgilenen toplumun sakıncaları işte. gece gece nereden aklıma geldiyse.
    5 ...
  45. 441.
  46. cemal süreya ve turgut uyar ile birlikte ikinci yeni' nin en önemli şairlerinden biridir.

    '' bir taş atarsın, mutlak bir köşe başıdır
    çünkü yüreğin daralmıştır ve
    kıştır
    kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk
    işte bak her kestaneciye
    bir köşe başı kalmıştır
    şimdi bir şamandıra denizin yüzünde
    durulmamış bir anı gibi kendini salmıştır
    içimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
    yalnızlık bir başına kalmıştır

    ar damarı çatlamış yalnızlığın; kovsam da gitmiyor... ''
    9 ...
© 2026 uludağ sözlük