edip cansever okumak

entry6 galeri0
    0.
  1. "yalnızca şiir düşünüyorum. biraz da tembellik denebilir ama şiirden başka hiçbir yazı biçimi beni ilgilendirmiyor artık." diyen şairi okumaktır.

    not: ben ruhi bey nasılım'ı okumakla kalmayın, eğer bulursanız seyredin aynı zamanda. birkaç sene öncesine kadar devlet tiyatrolarında oynanıyordu. ara sıra başka grupların da oynadıklarına şahit oluyorum gazetelerde.

    http://www.tiyatronline.c...ul-devlet-tiyatrosu-.html
    1 ...
  2. 1.
  3. Acaba

    Dönelim
    Döndürsün bizi
    Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
    Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
    Ve akılda kalan bir yokuştan
    Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
    Ve çocukluktan
    Dönelim
    Dönelim mi biz
    Gençlikten, oralardan
    Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
    Dönelim mi acıya
    Acıya, büyük acıya
    Ve soralım mı acaba
    Ey büyük yalnızlık insansan eğer
    Bir kaya
    Dalgalar yalarken onu
    O bakarken kaskatı kalabalıklara
    Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.

    Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
    Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
    Kedilerden örülmüş bir semte
    Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
    Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
    Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
    Her şeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği
    Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
    Belki de genç bir şairden ödünç alınan.

    Yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor Ruhi Bey
    Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
    Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
    Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
    Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
    Boşvermiş de sanki oyunun kurallarına
    Üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
    Azıcık vakit kalmış
    Ya da vakit var daha. Ama ne çıkar
    Gövdenin yazgıya başkaldırması mı
    Ruhi Beyin
    Başkaldırması mı yoksa

    Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
    Vaktinde anlamanın sevinci mi
    Ya da biraz geç kalmanın
    O gereksiz tedirginliği mi
    Hangisi

    Ama belli ki sonundayız her şeyin
    En sonunda.
    1 ...
  4. 3.
  5. okumalar...

    kimsenin öldüğü yok,
    yaşadığı da.
    herkes de biraz var
    o kadar.

    bir renk değildir
    mavi huydur bende ve
    benim yetinmezliğimdir.

    gülemiyorsun ya,
    gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir.

    daha bir sürü şey
    şuramda darmadağınık...
    1 ...
  6. 4.
  7. 5.
  8. Severim.
    Bir sigarayla daha da severim.
    0 ...
  9. 6.
  10. bir ara gözlerim kaydı, pencereden dışarı baktım, apartmanın ışıkları sönük, herkes uyuyor, biz burada bir adamın elli yıl önce yazdığı cümlelerle boğuşuyoruz. komik aslında. dışarıdaki dünya “yaşamak lazım” diye bağırırken, cansever yaşamak da neymiş diye fısıldıyor kulağına, hem de öyle bir fısıltı ki, tüylerin diken diken oluyor, sonra birden kahkaha atıyorsun çünkü haklı, haklı da ne kelime, resmen içini okuyor herif. tragedya değil bu, daha beteri; trajedi en azından dramatik, bu ise sıradanlığın ta kendisi, en iğrenç haliyle. bir şiir bitiyor, öbürü başlıyor, her seferinde aynı his: biri omzuna dokunmuş gibi, “kardeş sen de mi buradasın” diyor.

    okudukça içimdeki o eski yara kaşınıyor, kaşıdıkça kanıyor ama acısı güzel, bildiğin masaj gibi. sonra kitabı kapatıp kalktım, mutfağa su içmeye. aynada kendime baktım, gözler şiş, surat yorgun, “ulan sen ne arıyorsun bu adamın şiirlerinde” dedim kendi kendime. cevap yok. sadece omuz silktim. çünkü cansever okumak tam da bu: cevap aramadan, soruyu daha da derinleştirmek. sonra tekrar oturdum, bir sayfa daha. dışarıda bir araba geçti, farları duvara vurdu, bir an her şey aydınlandı, sonra yine karanlık. tıpkı şiirleri gibi.

    sabah olacak, hayat devam edecek, ama o birkaç dize içimde kalacak, sinsice. bazen gülümsetecek, bazen “keşke yazmasaymış” dedirtecek. ikisi de aynı kapıya çıkıyor sonuçta. kelimenin tam anlamıyla: “okumak” dediğin, kendini bir daha kaybetmek, sonra bulamamak, ama bulamasan da umursamamak hali. evet. tam da o.
    5 ...
© 2026 uludağ sözlük