başta bilim-kurgu olmak üzere, fantastik, polisiye gibi bir çok edebiyat türünün kurucuları arasında olan amerikalı yazar.. Poe nun bilim kurgunun kurucuları arasında sayılmasının en büyük sebebi, bilim-kurgu edebiyatının ana teması olan, kendi gerçekliği olan özerk, mikro dünyalar kurması.
Polisiyenin kurucusu olmasının nedeni ise yazdığı öykülerin, okuyucunun da yazarın da yaşanan olay hakkında aynı şeyi bilmesi, okuyucudan hiç bir şeyi gizlememesi gibi polisiye romanlarının uyması gereken anlatım kurallarından hepsini içermesi.
Bunun yanında sözcüklerin yapısıyla oynaması ve sürekli yeni sözcükler üretmesi yapısalcı dilbilimcilerin de Poe'ya olan ilgisinin nedenlerinden birisi.
Poe'yu eşsiz kılan en büyük özellik ve başarısının kaynağı, korkunun kaynağını cinlerden, hayaletlerden, hortlaklardan kurtarıp, insanın kendi saplantıları, hastalıklarına yöneltmesi. O yüzden Poe'nun tüm karakterleri hasta ve saplantılı insanlardır. ilk aklıma gelen yaşlı adamın gözünü saplantı haline getirdiği öyküsü.
bilim kurgunun kurucusu baltimorelu şair-yazar. poe yu bu kadar popüler yapan ve sürekli poe dosyası hazırlamaktan sıkılmayan edebiyat dergileri herhalde. poe okunması en zor yazarlardan birisidir bana göre. katı dilbilimsel hatta saplantılı kurallara sıkı sıkıya bağlıdır, sadece o kadar. o yüzden öykülerinde çok fazla dil oyunları , yaratılmış uydurma sözcükler, yer adları, çokça başka metinlere göndermeler, yabancı söcüklerden bilinmeyen dillerden alıntılar ve yabancı sözcüklere sıkça rastlanılır. etkilediği insanlar stephen kingden, tim burtona kadar çeşitlilik gösterir. ama hepsi poe kötüsüdür. çünkü poe taklit edilemez.
ölümü hala gizemini koruyan, son günlerinde sarf ettiği '' reynolds '' isminin kimliği ve ölümündeki payı hala kesin olarak bilinmeyen gotik ve korku ustası edebiyatçı.
yakın zamana kadar her ölüm yıldönümünde mezarını ziyaret eden ve onuruna içki şişesi bırakan gizemli giyimli kişilerin olduğu görülmüş ünlü edebiyatçı.
Çok fazla takipçisi olan yazardır. Can yayınlarından çıkan “kuyu ve sarkaç” kitabına şu anda başlamaktayım. Çok fazla övdüler bu hikayeyi. Tabiki kitaptaki diğer hikayelerine de bakacağım.
hikayelerini okumasam da çok güzel şiirleri vardır.
örnek olarak the dreamland şiirinden bir parça:
By a route obscure and lonely,
Haunted by ill angels only,
Where an Eidolon, named NIGHT,
On a black throne reigns upright,
I have reached these lands but newly
From an ultimate dim Thule—
From a wild weird clime that lieth, sublime,
Out of SPACE—Out of TIME.
william blake, lord byron ve arthur rimbaud misali sevilen yazarlardan. bu dörtlünün kitapları ile bir kitaplık doldurulup her gün biri okunabilir. tabii sonunda artık eskisi gibi biri olmazsınız. o yüzden fazla okumamak lazım.
sadece amerika birleşik devletlerinde değil dünya çapında, polisiye edebiyat alanında morg sokağı cinayetleri ile çığır açmış değerli edebiyatçı. franz kafka' yı da etkilemiş olacaktır ki eserlerinde kafkaesk tarza benzeyen loşluk ve gizem ön plana çıkar.
From childhood’s hour I have not been
As others were—I have not seen
As others saw—I could not bring
My passions from a common spring—
From the same source I have not taken
My sorrow—I could not awaken
My heart to joy at the same tone—
And all I lov’d—I lov’d alone—
Then—in my childhood—in the dawn
Of a most stormy life—was drawn
From ev’ry depth of good and ill
The mystery which binds me still—
From the torrent, or the fountain—
From the red cliff of the mountain—
From the sun that ’round me roll’d
In its autumn tint of gold—
From the lightning in the sky
As it pass’d me flying by—
From the thunder, and the storm—
And the cloud that took the form
(When the rest of Heaven was blue)
Of a demon in my view—
yalnız
çocukluktan bu yana olmadım
diğerlerinin olduğu gibi; görmedim
diğerlerinin gördüğü gibi;çekmedim
tutkularımı diğerleriyle aynı kökten
aynı kaynaktan almadım
kederimi; uyandıramadım
yüreğimi neşeye aynı hevesle;
ve hep sevdim, sevdim tek başıma
o zamanlar; çocukluğumda, şafağında
fırtınalı bir hayatın, çekildi
iyiliğin ve kötülüğün kuytularından
beni tutsak eden o gizem
şiddetli yağmurdan ya da çeşmeden
dağın kızıl yamacından
beni kuşatan güneşten
altın sarısı sonbaharında
gökyüzündeki yıldırımdan
yanı başımdan akıp giden
gök gürültüsü ve fırtınadan
ve gözümün önünde
(gökyüzü masmavi iken)
şeytan şeklini alan buluttan.