hani çok sevdiğiniz ama herkesin kıymetini bilmediği akla ilk gelen ezbere isimlerden olmayan birini popüler kültüre kurban etmenin açıklanamaz bir acısı vardır ya işte şimdi onun için öyle bir acı duyuyorum umarım sivri kalemi popülerliğin şaşaasını yenecektir.
kendi çapında aydındır. süslü cümleler kurar, o cümlelerin içine barışı ekler, çocukları ekler. üstüne biraz da devlet baba kötüdür, polis kürt çocukları döver sosu döktü mü yaptığı yemeği lezzetinden yiyemez duruma gelirsiniz. nerede bir haksızlık, nerede bir zulüm varsa oradadır. en azından öyle diyorlar kendisi için. çocuklar için çok üzülüyor, onlar için kahroluyor gibi görünmeye çalışsa da televizyon programlarında karşısındaki çocuğa panzere taş atan bir çocuk olmadığı için yüklenebilecek kapasitededir. 10 yaşındaki çocukları bu yaşında konuşarak ezmeye çalışmaktadır. bu nedir? gerçekten de nedir bu? hanımefendinin siyaset meydanındaki saçmalığından bahsediyorum. merak ediyorum acaba kendisi biliyor mu bir arkadaşa taş atmakla bir çocuğa taş atmak arasındaki farkı? acaba kendisi hiç düşündü mü "şehit verebilirsiniz","pkk benim kardeşimdir" diyen çocuğa, diğer çocuklara ders vermeye çalıştığı gibi , pkk terörist bir örgüttür dersi vermeyi? düşünmez. düşünemez. çünkü bu ülkedeki aydınlığın, daha doğrusu çakma aydınlığın en büyük gerekliliğidir milli değerlere hakaret edeni korumak kollamak. ne demiş? türk'üz dedik, çekip çekip vurdunuz. aynen o hesap.
her ne kadar milliyet gazetesi de çok bir bok değilse de, *'e geçtikten sonra birdenbire soğuduğum, türk-ermeni ilişkilerine yoğunlaştığı "ağrı'nın derinliği" kitabını pek beğendiğim köşe yazarı.
gazete habertürk ün kanatları altına aldığı akp karşıtı, sözde realist yazar. son yazısında başörtülüerle kemalistleri ayrı kefeye koyup değerlendirmiş. habertürke yorum yazıp gönderdim. ilk önce yayınladılar. sayın temelkuran mı artık kim söylediyse yorumum hemen kaldırılmış.zoruna gitmiş demek ki hanımefendinin.
ziyadesiyle beni memnun etmiyor yazıları. evet kalemi güzel ama bayan yazarların daha ılımlı olması gerektiğini düşünüyorum.
uğur mumcunun eski gelinidir. özgün kalemi ve samimi bir üslubu vardır.herkese sallar bir bakarsınız devlete , bir bakarsınız örgüte son olarak cumhurbaşkanına akıl vermiştir. bunuda yardıra yardıra köşesine taşımışdır ayrıca okuduğum tek köşe yazarıdır.
"Siz de benim kadar yok gibi hissediyor musunuz kendinizi bazen? Bahsi geçmeyen bir ayrıntı... ihmal edilmesinde hiçbir sakınca görülmeyen biri gibi. Deliliğin ortasında kalmış, kaderi bu deliliğin içine doğmak olan biri gibi."
bu hatun da bu ülkede azınlıkmış ya. pes. ülke senin gibi yobazlarla dolu zaten. senden o kadar çok ki.
geçen sonbahardı galiba, siyaset meydanı'nda pkk terörünün tartışıldığı bir programa çıkmıştı. programdaki konuşmasından sonra bile insanlar methiyeler düzüyordu kendisine. farkında olmadan etnik milliyetçiliği destekleyen arkadaşlardan.
saçma sapan tespitler yapıp kendini ciddiye alınmayacak insanlar listesinde hızla üst sıralara doğru yükselten aydınımsı. ilk başlarda fikirlerine katılmasam dahi çok severek okur, kitaplarını alırdım ki zaten söylediklerinde haklıydı güzel noktalara değinirdi. şimdi solculuk oynicam diye ne dediğini pek bilemez olmuş.sana burdan sesleniyorum ablacım kendine gel.
"biz burada devrim yapıyoruz sinyorita" kitabıyla venezuella'da olan biteni tüm çıplaklığıyla görmemizi sağlayan, elbet birgün güzel ülkemin insanlarıda venezuella halkı gibi ayağa kalkacaktır diye umutlanmamızı sağlayan, izmirli olmasıyla da ayrıca gurulandığım güzel insan.
son günlerde çizgisinden ayrılmaya başlamış olduğunu farketmeme sebep olan ve beni üzen yazardır. habertürk'e geçtikten sonra üslubunu fatih altaylı'nın taşak altı seviyesine kadar düşürdü. sürekli tepeden bakan, kendini iktidardakilerden daha üstün gören**,rte'nin sözlerini ciddi ele alıp çözüm önerileri sunmaktansa* ya dalga geçen, ya da duygusal yazan,yani işin kolayına kaçmayı seçen bir üslup sahibi oldu sanki. seviyor-d-um, düzelmesini temenni ediyorum.
bugünkü haydi türkiye üzülme yazısı kendisinin ülke gündemine ne kadar hakim olduğunun ve olaylara bakış açısının genel medyadan ne kadar farklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur, güzel insan, duyarlı yazar.
bol eywallah kullanarak gönlümüzün kapılarını en sonun kadar açmış, islami antiemperyalizmin çok haklı ve yerinde bir zamanda yükselişe geçmesine rağmen '' ey çoğunluk dediğimiz kütleler.. filistine ölmeye giden bizim gerillalarımızıdı'' diyebilecek kadar yalnız ve yürekli.. anarşizmin dibine vurmuş sosyalizmin sevecen ama delikanlı kadın militanlarından birisidir.. rüyalarımızdaki dişi subcomandantedir kendisi ve koca koca savaş çığırtkanlarına ve sermaye tekellerine diklenecek kadar 'emekçi nebahat' havası vermektedir.. kenan evrenin taşşaklarına vurup kan işetmesini hem isteriz hem de öyle bir şey sezinleriz.. sonolarak çokçok güzel kitap okyan birisidir.. çırağan sarayındaki muz sesleri roman okumasında doktor hamzanın eşiyle ilgili bölüm hakikaten aşka ve direnişe değmektedir.. selam olsun taraf gazetesinin ısrarla darbeci diye itham etmesine ve antikapitalizmini yermesine rağmen
değerinden ve tarafsızlığından tek bir zerre kaybeymeyecek ece hanım'a..