herşey iyi güzel de, şu program içi ses farkları halledilmeli. birden çok ses artıyor haliyle rahatsız olunuyor. elde kumandayla nereye kadar. duy beni okan ! teknik bi' çözümü olmalı diye umuyorum.
dünkü programda telefonla bağlanan seyirciye, konuklarla ilgili sorulan soruların birkaçı:
* Oya Aydoğan'ın rol aldığı fantastik dizinin adı nedir?
a. Bez bebek
b. obez bebek
c. bez model of turkey
d. CSI oyami
* aylin aslım'ın 1996'da kurduğu ve 5 kızdan oluşan grubun ismi?
a. asım can gündüz
b. aslım maiden
c. aylinkin park
d. zeytin
* ufuk özkan'ın geniş aile dizisindeki karakterinin adı nedir?
a. cevahir
b. kanyon
c. olivium
d. akmerkez
istediğini şu an itibariyle sözlükten alan programdır.bir çok insanın bu sözlüğü okuduğunu düşünürsek disko kralı adından bahsettirmeye devam edecektir.
okan bayülgen'in aldığı konuklarla ve telefona bağladığı izleyicilerle taşşak geçtiği program. kardeşi medya kralı ile birlikte televizyon dünyasının ne kadar vahim bir durumda olduğu mesajını vermek istiyor. yediği kaba sıçan programlar bunlar.
tabii okan bayülgen aykırı bir adam olmanın ekmeğini yiyor bu tip programlarla. hani her sunucu gelen konuklarına saygıda kusur etmez ya, bu adam bunun tam zıttı bir tavır sergileyerek televizyonda tutunmuş ve yıllarca da bırakmamıştır. zeki adamdır kendisi. işini bilip nadir işe gidenlerdendir.
buraya kadar yazdıklarım bu programı tenkit etmek için değil. bana göre gerçek yüzü budur. severim. severek izliyorum, ancak ne hikmetse son bölümün yarısına gelmeden alkolün de etkisiyle sızmışım tv başında. allahtan sızmışım zaten. neyse yaa, o konuya ben hiç girmiym. ahah..
farkli ve cok özel olmaya calisan bir adam (okan bayülgen) , elestirme taklidi yaptigi popüler kültürden ekmek yiyor , hem de disko krali olarak.
bir yaratik bu kadar celiskili olursa sabah kadin programlarini, serdar ortac komigini tiye alma becerisinin aslinda bir basitlik oldugunu anlamak icin kac yil gecmesi gerekecek?
40 küsür yasinda yüzü darmadagin olmus, göbegi pantalonunu tasiyamiyor. laf ebeligi ise konustugu 150 kelimelik türkcenin bile gerisinde kalmis.
ama dert etmesin. bu salak türk tv manyaklari, seda sayan'i alkisladigi gibi onu da alkislar.
okan bayülgen in koyduğu laflar ile hatırlanacak bir program geçmiştir. yeşil salkım a ''safiye soyman ile ilgili konuşuyorsun'' şeklinde bir laf çarpıtması ve madonna muhabbetini açması artıydı. ama muhabbeti biraz fazla uzattı. sözlük yazarları ise hep aynı kişilerin söz alması ve muhabbet veya atışma şeklinde dönüşmesi kötüydü. daha çok kişi söz alsaydı. 4 kişi ile muhabbet dönmeseydi daha iyi olurdu.
Okan Bayülgen'in kendisi gibi, başarılı programı. Bu sene farklı isimler ve formatlar altında 3 geceye yayilan, jenerik müziğinin çok başarılı olduğu, ve maalesef dün gece Yeşim Salkım'ın saçmaladığı program. Serdar Ortaç'ı çok sevmeme rağmen, Okan'ın ona laf atmasını fazla art niyetli bulmuyorum. Yeşim Salkım hanımefendinin Serdar'dan başka bir derdi olsa gerek.
yaş almaktan mıdır, kendisinde gözlemlenen bazı değişimler sebebiyle midir bilmem, eskisi kadar fanatiği değilim. ancak bir şekilde istediğim zaman onu izleyebileceğimi bilmek bana mutluluk veriyor. medya'nın kralı daha çok sardı beni, mesai sebebiyle muhabbetin kralı'na henüz yetişemedim. haftanın 3 gecesi saatlerce süren canlı performans yapmak -ki dün geceki gibi kazalar da olabiliyor- başlıbaşına takdire şayan. bazen performans düşüşleri yaşanıyor evet, gene de ben geçen sezona göre daha memnunum kendisinden. yalnız bazen fazlaca konuştuğunu ve konukların söz hakkından çaldığı hissine kapılıyorum son zamanlarda. özellikle de yetkin olduğu tiyatro ve sinema gibi konularda...
dün gece içinse salkım hanım'a bu fırsatı verdiği için üzüldüm. hanımefendi lansmanını yaptı ve gitti. programı piç edip bıraktı resmen. yayın ekibinin ve okan'ın gece sonundaki hayal kırıklığını hisseder gibiyim. keşke yeşim salkım'ın bundan nemalanmasına kıvrak zekasıyla engel olabilseydi.
dün gece mantıklı mantıksız konuşmaların iç içe geçtiği bir program oldu disko kralı.
ilk başta kabullenilmesi gereken orada kimsenin kimseyi temsil etmemiş olduğudur. fakat orada okan bayülgen'in evet uludağ sözlük diyip soruyu yöneltmesi ve karşıdaki kızın 'biz' diye cevaplar vermesi bu durumu değiştirdi. mantıksız kızın kendi fikrini 'bence' diye başlayarak söylemesi gerekirdi.
ikincisi; evet kimsenin acı çekmesinden hoşlanmayız fakat genelleme yapacak olursak yokluklarla bir şeyleri başarmış kişileri, grupları, takımları vs. hep daha çok severiz tutarız. bu futbolda da böyledir müzikte de. kandırmayalım kimseyi. okan bayülgen'in de biraz bahsettiği gibi, eğer kurban amerikalı bir grup olsaydı belki çok daha fazla dinlenirdi ama ülkemizde bu kadar seveni olmazdı. ya da bırakalım amerikalı bir grup olmayı. mor ve ötesi gibi bir grup olurdu. ya da duman ya da athena gibi. tam bilmiyorum bu grupların oluşmasının aşamalarını ancak popüler gruplar için bir aşamadan sonra kaygı duymadıklarını göz önüne alırsak böyledir bu durum.
şahsi fikrim, gerçekten çok zor şartlarda müziğini yapmak isteyen müzisyenler benim açımdan diğer gruplara göre 1-0 öndedir. yaptıkları daha değerli gelir bana. ama demiyorum ki hepsi yokluk çeksin. öyle salakça bir düşünce yok yani. ama çoğumuzda da vardır işte bu ' kendi çabalarıyla bir şeyler yapanları daha çok sevme ' durumu. yani bahsedilen acı çekmesini istemek tabirini böyle açıklamalarını beklerdim oradaki yazarların.
aylin aslım'ın dedikleri de kısmen doğrudur. o konuşan taksitçi elemanın telefonu eminim pahalı bir telefondur. gerçi o arkadaş hakkında çok da fazla konuşmak istemiyorum çünkü bayaa saçmaladı. 'taksit yapsınlar kardeşim o zaman' tarzı bir açıklama hem saçma hem gereksizdi. gerçekten üzerinde konuşmamak bile gerekir.
aylin aslım'ın isyanını çok iyi anlıyorum. gerçekten tamamen kendi çabasıyla bir albüm yapmış ve çıkardığı gün 3500 sitede bedavaya indirildiğini görmüş. bu çok acı bir şey. böyle giderse bir daha albüm çıkaramayacağının farkında ve isyanı kesinlikle haklı. aylin aslım 200 bin satsa, onun dışında yine internetten deli gibi indirilse bu kadar kızacağını zannetmem. o tarz birisi değil bence. bence tabi...
programda bir ara ismail yk ile aylin aslım'ı karşılaştırdı okan bayülgen. şarkısını okudu aylin'in ve aslında allah belanı versin'le aynı tarz gibi dedi. doğru da. ama burada başarı kriteri aranamaz. neticede 10-16 yaş arası genç kızların çok büyük çoğunluğu ismail yk albümünü satın alır aylin aslım'ın albümünü almaz. yine 10-16 yaş arası erkeklerin kızlar kadar olmasa da büyük çoğunluğu ismail yk albümünü satın alır ya da büyük bir zevkle dinler aylin aslın'ı hiç dinlemez. çok çok azdır dinleyen. bu gerçekten de bir kültür farkıdır. fakat aylin aslım'ı dinleyenler çok kültürlüdür anlamında demiyorum. neticede rock müziğin türkiye'deki yeri belli. ama zaten bu karşlılaştırmanın gereksiz olduğunu kendisi de biliyordur ve çok fazla üzerinde durmaması gerektiğini de biliyordur.
müzisyen olmaya çalışan biri olarak şöyle düşünüyorum. beğendiğiniz birisinin albümünü gidin alın. aylin aslım'ı seviyorsanız albümlerini alın. senede 10 albüm çıkartmıyor ki... 10 lira koymaz size kandırmayalım birbirimizi. fakiriz öğrenciyiz edebiyatı işin yalan kısmı. eğer gerçekten müziğe değer veriyorsan 2-3 gün sigara içmezsin, ya da 2-3 gün okula yürüyerek gidersi patatesli filan yemezsin ne bileyim, alırsın yani o albümü. almalısın. çünkü O ve O'nun gibilerin yaptığı şeyler 10 liradan çok çok daha değerli. mukayese bile edilemez. o yüzden ya dürüst olalım ya da boşu boşuna sırf laf olsun diye ortalığa çıkıp konuşmayalım. bu kadar...
aylin aslım'ın "2 tane bira az için" diyerek klişenin dibine vurduğu polemik dolu münakaşalara ev sahipliği yapmış programdır. içtiğim biradan kime ne? neden biramdan kısıyorum? ayrıca rockçı dediğin bira içmek zorunda mıdır? neyse bunları geçelim. türkiye'de yapılan rock müziğe emek anlamında tabii saygım var, fakat yapılan her müziği dinleyeceğiz diye bir şey yok. binlerce grup dinliyosak bunlardan 30'unun hastasıyız, köpeğiyiz diyelim. kaldı 970. bir de yeni çıkanlar, merak ettiklerimiz var. içinde ne olduğunu bilmediğimiz ve malum popüler olmadığından serdar ortaç klipleri gibi tvlerde klipleri dönmeyen albümleri, bir öğrenci için hiç de azımsanmayacak fiyatlara satın almak biraz mantıksız kaçar. sevdiğim grupların her şartta albümünü satın alan biriyim. iyi icra edilmiş her türlü müziğe saygım da var; ancak hâlâ aşk ve sevgi içerikli şarkı sözleri yazıldığı ve bunların bize kakalanmaya çalışıldığı müddetçe, değil 10 lira üstüne para verseler de albüm falan almam. sanata değer verilir, ama iyi olanına verilir. kimse kimseyi yemesin şimdi "rockçılar sokakta yatıyor" diye. zaten çıkan albümleri gördükçe "bunun için mi yattınız lan sokakta?" demeden edemiyorum. hem stüdyoda sabahlamak oldukça eğlencelidir. sıkıntı her işte olur. afedersiniz götlerinden kan gelene kadar çalışan hamallar ne yapsın o zaman. mühim olan üretilen şeyin kalitesidir. serdar ortaç'ı -haklı olarak- eleştiren rockçılar, bir de kendi yaptıklarına baksalar, ne kadar tekdüze ve tekrarcı olduklarını fark etseler, ne denli piyasaya oynadıklarını bir itiraf etseler... artık tüm dünyada düzen böyle. herkes müzik dinlemek için interneti kullanıyor. aylin aslım'ın bu soruna bir çözümü varsa, buyursun çabalasın. artık albümden sağlanamayan gelirler, turnelerden fazlasıyla sağlanıyor. dert etmeyin böyle şeyleri. türkiye'nin hâlini bilmeyip kendilerini sefil gibi göstermeleri hoş olmuyor. zaten gerçekten rock veya metal kültürünü içselleştiren insan çıkıp da "albümlerimizi almıyosunuz ağbi" şeklinde konuşmaz orda.
not: uludağ sözlük olarak programa giden arkadaşlar! ben sizi anlıyorum. o kadar da saçmalamadınız, üzülmeyin.
aylin aslım ın ' son model telefonlara parayı veriosunuz telefona verdiğiniz parayı almüme verseniz daha insanca hayatlar yaşardık hebelehübele ' tarzında konuşmalarıyla batırmış batırmış ve batırmıştır. he bide şu var evet sevgili aylin biz sizin acı çekmenizden delirircesine zevk alıyoruz sapığız biz. bırak bu işleri allasennn!