gördüm ki dün gece disko kralına katılanların dolayısıyla da eline mikrofon alıp sanatın ve sanatçının dostu kimliğine bürünenlerin hepsi üni tayfası.ben de 18-20 yaşın verdiği heyecanla, dünyanın böyle bir yer olmaması gerektiğini, insanların daha eşit şartlarda yaşaması gerektiğini, sanatın hakkının verilmesi gerektiğini, sosyalizmi, paranın nankörlüğünün falan filan sadsfdf konuşurdum anlatırdım. ve en acısı inanırdım ben bunlara. ta derinden yürekten. babam cebime harçlığımı koyuyor, okumaktan başka derdim yok, dolayısıyla düşünmeye zamanım var.
3-4 sene sonra bu konuşkan, yürekli, hayat dolu arkadaşlarımız okudukları okullardan mezun olacaklar. aileden zengilerse ne ala memleket, bu tip entelektüel sorunlarla boğuşmaya devam edip, sanata daha fazla nasıl katkı yapabiliriz acaba diye kendi kısıtlı çevrelerinde diyaloglara girecekler.
ama taksitle müzik cdsi almayı düşünen arkadaşlar da ay sonunu nasıl getireceğim hesaplarında olacaklar. kira çok paalı üff amına koyim derken lastikli pijamalarından aşşa ellerini sokup dertle daşşaklarını kaşıyacaklar afedersiniz. kurban sokakta yatadursun, sokağa düşmemek için hangi cambazlıkları yapmalıyım sıkıntısını tadacaklar.
bir de hepsinin ağzından rock kültürünün gruplarının adı döküldü. rock türkiye'de büyük kitlelere hitap etmediği için rock sanatçısının hali budur dostlarım. ha sen bir şebnem ferah kalitesine ulaşırsın, o zaman da sıkıntın derdin kalmaz. ince çizgi var burada.
hoş görmek lazım bu enerji dolu hayatları. keşke elleri mikrofon tutunca birden bu kadar sanatsal olmamaya çalışsalardı. ismail yk gibi bir malzemeleri vardı. alttan gödermeler yapsalardı da bizde "bak zeki kız hacım. neler diyor ismayile ahahah" şeklinde kahkahalara boğulsaydık. zira disko kralı sanatçının sorunlarına çözüm getirebilecek ciddiyette bir program değil. büyüyecekler daha. bariz.