disclosure day

entry9 galeri28
    1.
  1. Bize yukarı, gökyüzüne bakmayı öğreten Usta yönetmen Steven Spielberg'ün Haziran 2026'da vizyona girecek yeni filminin adı. Dünya-dışı zeki varlıklar/UFO fenomenine dair gizem dolu bir bilim-kurgu.Eğer evrende yalnız olmadığımızı öğrenseydiniz, biri bunu size gösterseydi, kanıtlasaydı, korkar mıydınız? Film bu soruyla birlikte, insanlığın tamamını etkileyen büyük bir gerçeğin açığa çıkışı ve bu süreçte yaşananları ele alacak. Spielberg'ün kendi orijinal fikrine dayanıyor ve senaryoda daha önce birçok defa birlikte çalıştığı David Koepp'un imzası var. Oyuncu kadrosu Emily Blunt, Josh O’Connor, Colman Domingo ve Colin Firth gibi isimlerden oluşuyor.

    ilk fragman: https://youtu.be/LVh0KnnGW_s?feature=shared

    Steven Spielberg türden türe atlayıp neredeyse her türde bir film yaptıktan sonra en iyi bildiği türe ve temaya, o konfor alanına (uzaylı-insan karşılaşması bilim-kurgusu) geri dönüyor.

    Yönetmen olarak Close Encounters of the Third Kind (1977), E.T. the Extra-Terrestrial (1982), H.G. Wells'in klasikleşmiş romanının modern ve serbest uyarlaması War of the Worlds (2005), hatta bir bakıma indiana Jones serisinin dördüncü filmi indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull (2008) bu temadaki başlıca filmleriydi. Aynı zamanda Spielberg, men in Black serisinde, j.j. abrams'ın yazıp yönettiği super 8 (2011) filminde ve ilk akla gelenlerden Taken (2002) adlı TV mini-dizisinde yapımcılık yaptı.

    Unutulmamalı ki henüz 17 yaşında iken 8mm film formatında çektiği, yerel bir sinema salonunda tek gecelik gösterimi yapılan, 500 dolar bütçesiyle tamamen bağımsız ve amatör, gayri resmi olaraksa ilk uzunu sayılan Firelight (1964) filmi bulunuyor bir de, o da aslında Close Encounters'ın öncülü/ön-bölümü sayılmakta. Ne yazık ki bu 'kendin yap/öğrenci filmi'nden geriye günümüzde sadece birkaç dakikalık bir parça kaldı.

    Yönetmen koltuğuna oturduğu ama uzaylı mevzusu dışındaki farklı konu ve temaları içeren diğer bilim-kurgu filmleri arasında ise, Michael Crichton adaptesi ilk iki Jurassic Park (1993, The Lost World Jurassic Park 1997), Stanley Kubrick mirası A.i. Artificial intelligence (2001), Philip K. Dick uyarlaması Minority Report (2002), sanal gerçeklik ve pop-kültür temalı gençlik bilim-kurgusu Ready Player One (2018) var.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2463415/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2463416/+
    1 ...
  2. 2.
  3. emily blunt ın ülser olmuş gibi sesler çıkardığı film. uzaylı istilası filmlerine bayıldığım için merakla bekliyorum. umarım güzel çıkar.
    0 ...
  4. 3.
  5. 4.
  6. 5.
  7. Stephen Colbert'ın programına konuk olan efsanevi yönetmen Steven Spielberg, Disclosure Day (ülkemizde 10 Haziran 2026'dan itibaren vizyonda olacak) filmi hakkında detay verdi:

    Konu: 1947 Roswell olayından beri saklanan tüm UFO ve dünya-dışı varlıklar arşivini çalan muhbirler ile gerçeğin peşindeki karanlık güçlerin amansız kovalamacası.

    Filmde uzaylı temasıyla karşılaşan Emily Blunt ve Josh O'Connor ana karakterlerine bazı sıra dışı yetenekler geçiyor. Spielberg, bunun Marvel ya da DC Comics filmlerindeki gibi pelerinli, uçmalı kaçmalı süper güçler olmadığını vurguluyor: "Bunlar tamamen insan bağı ve empatiyle (derin empati) ilgili güçler."

    ​Steven Spielberg empati gücünü şöyle açıklıyor: "Eğer konuştuğunuz kişinin yerine geçebilirseniz –sadece 5 saniyeliğine bile olsa– ve o 5 saniyede o insanın tüm hayatı boyunca neler yaşadığını çok derin bir şekilde anlar, sonra kendi benliğinize geri dönersiniz; işte o zaman bu gezegendeki kendi türümüz arasında çok daha büyük bir iş birliği olurdu."

    Spielberg, ayrıca müzisyen John Williams'ın kariyerindeki en büyük ortak ve yol arkadaşı olduğunu söylüyor. Birkaç istisna dışında neredeyse tüm filmlerinin müziklerini Williams yaptı.

    Disclosure Day, John Williams'ın müziklerini bestelediği 30. Spielberg filmi.Aslında The Fabelmans (2022) filminden sonra John Williams emekli olmayı planlıyormuş. Spielberg yeni film için kapısını çaldığında, Williams ona kibarca başka 4 besteci ismi önermiş. Spielberg ise "John, hala müzik yazıyor musun ve yazmayı seviyor musun?" diye sormuş. Williams "Evet" deyince, Spielberg "O zaman lütfen benimle 30. filmini de yap" diyerek onu ikna etmiş.
    Colbert bunun üzerine espri yaparak: "Spielberg için beste yapmak mafyaya girmek gibi, asla çıkış yok!" diyor.

    Spielberg de gülerek "Ona reddedemeyeceği bir teklif yaptım" karşılığını veriyor.

    Usta yönetmen kozmosun (evrenin) yaşamla kaynadığına kesinlikle inandığını söylüyor. Onun için asıl büyük soru: "Bu yaşam formları tarihimizin herhangi bir döneminde bizi ziyaret etti mi, şu an bizimle etkileşim halindeler mi ve bunu yıllardır yapıyorlar mı?"

    Spielberg, 1977'de Close Encounters'ı yaparken "insanlar bu filmi izlese ve keşke bir gün bunların hepsi gerçek olsa deseler ne güzel olur" diye düşündüğünü söylüyor. Ancak 1977'den bugüne yaşanan gelişmelerden sonra, yeni filmi Disclosure Day için şunu söyleyebiliyor: "insanlar bu filmi izledikten sonra her şeyin zaten gerçek olduğunu ve başından beri gerçek olduğunu anladıklarında bu ne kadar harika olacak?"

    Colbert hükümetin son zamanlarda uzaylılarla ilgili gizli belgeleri tam da film çıkarken sızdırmasını şüpheli bulduğunu söylüyor ve Spielberg'e "Bizim bilmediğimiz şeyleri biliyor musun?" diye takılıyor. Spielberg ise gülerek "Bana bir şey sızdırmadılar" diyor.

    Spielberg, yakın zamanda Barack Obama ile bu konu hakkında yaptığı bir konuşmayı anlatıyor:
    Obama bir röportajında "uzaylılar var" gibi bir şey söyleyince Spielberg ona bunu sormuş. Obama hemen çark edip "Yani, umarım dışarıda uzaylılar vardır demek istedim" demiş. Spielberg, Obama'nın kesinlikle bazı şeyleri bizden gizlediğini düşündüğünü söylüyor.

    Yönetmen, Obama'ya "Eğer uzaylılar dünyaya inerse bizi kim temsil etmeli, elçimiz kim olmalı?" diye sormuş. Obama da "Ben olabilirim, ben iyi bir adamım. Hem yakında tamamen müsait olacağım (emekli olacağım), bunu aklında bulundur" diyerek espri yapmış.

    Spielberg ise arkadaşı Obama'yı çok sevdiğini ama onun zaten 8 yıl boyunca başkanlık yaptığını söyleyerek araya giriyor: "Ben 17 yaşındayken ilk uzaylı filmim Firelight'ı çektim. Sonra Close Encounters of the Third Kind (1977) ve E.T.'yi (1982) yaptım, Men in Black'in yapımcılığını üstlendim, War of the Worlds'ü (2005) çektim. Bu filmlerle zaten bir nevi elçilik rolü üstlendim. Ama uzaylılar kendilerini bana hiç göstermediler, bu çok haksızlık! Çocuklar, ben de müsaitim, beni seçin!" diyerek espiri yapıyor

    Colbert, Steven Spielberg'e harika bir soru yöneltiyor: "17 yaşında film çeken o çocukla bugünkü yönetmen arasında nasıl bir fark var? Film aşkın ve film yapma nedenlerin değişti mi?"
    Spielberg, kimsenin kendini tam olarak bilemeyeceğini, insanların sürekli evrildiğini ve değiştiğini söylüyor. 7 çocuğu ve 6 torunu olduğunu, hayatın insana bilgelik kattığını ve filmlerinin de hayatının farklı dönemlerindeki kendisini yansıttığını belirtiyor.
    Değişmeyen Tek Şey: Spielberg, 17 yaşından bugüne asla değişmeyen tek şeyin "bir izleyici kitlesine hikaye anlatma aşkı" olduğunu söylüyor.
    "Hala her gün sete giderken o nefes kesici heyecanı, o sabırsızlığı ve o korkuyu yaşıyorum. inanması güç gelebilir ama bugün bile film çekerken o sahne korkusunu yaşıyorum ve bu his, çocukken 8mm kamera ile deneyler yaptığım günkü hisle tamamen aynı. Hiçbir şey değişmedi."
    1 ...
  8. 6.
  9. Final Fragmanı: https://youtu.be/icDuEHSxE-w?si=gsDRt1QF06YBX_Wl

    Belki de ilk kez büyük bir stüdyonun blockbuster filminin fragmanı, bizzat yönetmeni tarafından seslendiriliyor.

    Disclosure Day'in bütçesi pazarlama hariç 115 milyon dolar.Bu bir “istila” değil; “ziyaretçiler” filmi olduğundan günümüz Hollywood standartlarına göre bütçe 200 milyon dolar ya da ona yakın değil, daha az ama hala büyük bütçeli bir etkinlik filmidir.

    Filmi gören yabancı eleştirmenlerden ilk tepkiler:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2497591/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2497592/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2497647/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2497677/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2497678/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2497679/+

    Steven Spielberg, Obama'lar (ABD eski başkanı Barack Obama ve eşi Michelle Obama) ile aile dostu. Ve Barack Obama, Disclosure Day filminin setini de ziyaret etmiş. Eski başkan, filmi ilk izleyenler arasında olmak istemiş
    Spielberg: “Bana eğer ilk izleyenler arasında olmazsa, filmi sadece iPhone’dan izleyeceğini ve yatay olarak da değil, telefonun dikey pozisyonunda izleyeceğini söyledi (gülüyor).”

    Fandango röportajından kesitler:

    Steven Spielberg: Filmin temposunun çok yüksek olduğunu, kapıdan içeri girdiği andan itibaren çok hızlı başladığını ve bitene kadar hiç durmadığını belirtiyor. Filmde izleyicileri pek çok aydınlanma anının ve yoğun duygunun beklediğini söylüyor.
    ​50 yıl önce Close Encounters of the Third Kind (1977) filmini çekerken yaptığı araştırmalar sırasında, gökyüzünde bizden saklanan bir şeylerin olduğuna gerçekten inanmaya başladığını ekliyor. O dönemki filmini bir umut ve dilek olarak çektiğini, ancak aradan geçen 50 yılın ardından artık o zamanlar sadece umut ettiği şeylerin bugün gerçekten yaşandığına inandığı için espirili bir şekilde Disclosure Day filmini yaptığını vurguluyor.

    ​Colman Domingo: Canlandırdığı karakterin (adı gizli tutuluyor), insanlığın bu durumu kabullenmesi halinde neler olabileceğine dair büyük bir inanç taşıdığını söylüyor. Filmde adeta bir bilgi yarışının olduğunu ve karakterinin UAP'lerle (Tanımlanamayan Anormal Fenomenler) bir şekilde bağı olduğunu çıtlatıyor.

    Spielberg: Filmde daha önce birlikte çalıştığı sadece iki oyuncunun olduğunu belirtiyor: Lincoln (2012) filminde oynayan Colman Domingo ve Bridge of Spies (2015) filminde Tom Hanks karakterinin kızını oynayan Eve Hewson. Kadrodaki diğer isimler olan Emily Blunt (kendisi için mucize diyor), Colin Firth ve genç yetenek Josh O'Connor ile ilk kez çalıştığını heyecanla paylaşıyor.

    Spielberg, Geçmişteki uzaylı filmlerinden farklı olarak bu filmin günümüz gerçekliğine çok daha yakın olduğunu söylüyor. War of the Worlds (2005) filminin aslında 11 Eylül saldırılarına bir metafor olarak karanlık bir tonda çekildiğini; E.T. the Extra-Terrestrial (1982) filminin ise boşanmış bir ailenin çocuklarının hayatındaki boşluğu dolduran duygusal bir hikaye olduğunu hatırlatıyor. Genelde dönem filmleri yaptığını, ancak bu hikayeyi seyircinin "Aman Tanrım, bu gerçekten şu an yaşanıyor" diyebilmesi için şimdiki zamanda (günümüzde) kurmanın şart olduğunu aktarıyor.

    ​Röportajın sonunda sunucunun "Gerçek hayatta uzaylıların varlığı dünyaya açıklanacak olsaydı bu nasıl yapılmalıydı?" sorusuna Spielberg şu etkileyici cevabı veriyor: "Eğer o an gelirse —ki bence hepimiz bunu bilmeyi hak ediyoruz— işin içinde olan ve o günün hangi gün olacağını bilen insanlar tek bir şey söyleyecektir: 'Yarından başka hiçbir gün, yarın gibi olmayacak.'"
    0 ...
  10. 7.
  11. Türkiye basın gösterimi sonrası ne idüğü belirsiz yerli kimseler tarafından film yaylım ateşine tutulurken yabancı eleştirmenlerden gelen ilk büyük tepkiler oldukça iyi. Bence yabancı eleştirmenleri değil; ama yerli-yabancı izleyicileri bölecek gibi duruyor. Sonrasında ibre tersine döner dönmez onu bilemem. Ama burada yaşadığımdan şunu çok iyi biliyorum; Steven Spielberg ben oldum olası Türkiye'de sevilmedi. O kadar çok nefret edeni var ki Lloyd George'dan, damat Ferit'ten bu kadar nefret edilmemiştir. Herkesin her konuda alim olduğu ülkede sevilmemek belki de olumlu görülmeli...
    0 ...
  12. 8.
  13. disclosure day denilen olay aslında bir sürü gerçeğin ortaya döküldüğü günmüş. millet birbirine ne saklamışsa o gün patlayacakmış, epey merak ediyorum bakalım neler çıkacak.
    https://x.com/Drumdums/status/2064432404337398063
    0 ...
  14. 9.
  15. Steven Spielberg denen bu adamı çok ama çok seviyorum, ne yapıyor ediyor, beni her defasında kendine hayran bıraktırmayı başarıyor.

    Disclosure Day (2026) artık yapılmayan türden bir Hollywood filmi. Unutulmuş bir film tarzını yeniden canlandırıyor.

    Bir yandan The Twilight Zone ile The X-Files melezi gibi diğer yandan da aslında macera ve pulp etkili çizgi-romanlardan fırlamışa benziyor.

    Maske, tayt ve pelerinin, fizik kurallarına aykırı uçmalı ya da patlamalı gösterilerin olmadığı bir tür super-hero filmi gibi çalışır, yani Marvel-DC Comics kahramanlarından farklı. Bu filmdeki iki ana karakterin sahip olduğu (onlara bahşedilen) özel kozmik güç ve yetenek, Star Wars filmlerindeki Jedi'lar ile de karşılaştırılamaz. Esas olarak Stephen King tarzıdır, baş antagonistin marifetleri de öyle.

    Disclosure Day, indiana Jones ile aynı dönemlerde geçmiyor ama indiana Jones dünyasında geçercesine bir kedi-fare oyunu sergilenir, soluk soluğa.

    Spielberg burada daha önceden yaptığını, aynı formülü tekrarlamak ya da klasik bir uzaylı ve insan karşılaşması bilim-kurgusundan, Dünya-dışı “ziyaretçiler” filminden beklenileni vermek yerine farklı bir yol izliyor. Kesinlikle risk alıyor.

    Gökyüzündeki ışıklar, UFO/UAP gösterileri, finalde ekranlardan yayınlanan arşiv görüntüleri dışında, hiç yok. Bu bir örtbas, tehlikeli gölge kurumlar, uzaylı nesneleri (teknolojisi) ve yetenekleri ile gizlenen saklı gerçekleri ortaya çıkarma filmi, adından da çok iyi anlaşıldığı üzere.

    Disclosure Day (2026) bazılarına en iyi ihtimalle “tuhaf” geldi, gelecek. Filmin POV (bakış açısı) çekimi olan Amerikan güreşi ile açılması boşuna değil. Bütün film bir güreş aslında. Ai Artificial intelligence (2001) filmindeki “Flesh Fair” anlarını da hatırlatır.

    Bir Yaz Blockbuster'ı olmasına rağmen herkesi kucaklamakla hiç ilgilenmez.

    Spielberg'ün bu yüzyıldaki filmleri içerisinde hafif Minority Report (2002) havasına (geleceği görme yetisine sahip mutant Agatha karakteri çok benzer) karşın daha çok, ciddi bir derdi olan, gerçek olaylara ve kişilere dayanan tarihi gazetecilik dramı The Post (2017) ile akrabadır. Yapımcı kadrosunda yer aldığı Men in Black serisinin sert, tehditkar bir karşılığı olarak da görmek mümkün.

    Öte yandan senaryo, M. Night Shyamalan'dan beklenebilecek “garipliklere” de sahip ve bu bir iltifat sayılmaz!

    80 yaşına merdiven dayayan Steven Spielberg kamera çalışmasından, doğuştan gelen yönetmenlik becerisinden, o parmak ısırtan formundan en ufak bir şey kaybetmemiş durumda. Baştan sona kamera üzerindeki hakimiyeti mest edici, yine.

    Daha başlar başlamaz alametifarikası olan, imza anları (blocking) oradadır. Görünmez, doğal ya da zahmetsiz gibi hissettiren, ama aslında son derece etkileyici, incelikli, yaratıcı sahnelemenin ve kadrajlamanın olduğu kinetik kamera hareketleri var.

    Haber stüdyosunda geçen Steadicam'in akıcı hareketine ve oyuncu performansına dayanan beş dakikaya yakın kesintisiz, tek çekim sahne ile karakterin çitlerle çevrili bir alana gizlice yaklaştığı drone destekli tek çekim yanılsaması sekans, oldukça havalı görünüyor. Hele ki araç-içi sahnelerinde kameranın ustalıkla süzülüşü, onun bu işte ne kadar yetenekli ve neden efsane olduğunu yeniden hatırlatır.

    Schindler s List (1993) filminden beri aralıksız çalıştığı Janusz Kaminski'nin yer yer soluk ve puslu sinematografisi tekinsiz günümüz dünyasını yansıtmakta harika iş görür, ışık süzmeleri, lens parlamaları yine yerli yerinde. Gölge kurum Wardex merkezindeki sahnelerde ise çarpıcı mavi tonlar hakim. Spielberg ile Kaminski alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar ve Disclosure Day (büyük ölçüde) yine geleneksel 35mm film stoğu ile çekildi.

    Birkaç filmi hariç daimi kurgucusu sayılan Michael Kahn ise emekliye ayrılmış. The Post filminde ona eşlik eden Sarah Broshar, Disclosure Day ile ipleri elinde tutuyor.

    Ve en önemlisi Spielberg yine nadir birkaç filmi hariç daimi besteci ortağı olan 94 yaşındaki müzik dehası John Williams'ı, benimle 30. filmini de yap diyerek emeklilikten geri çağırıyor. Williams büyük ölçüde tekerlekli sandalyeye bağlı ama ilerleyen yaşına rağmen parlak zekası ve yaratıcılığı hala orada.

    Spielberg, Disclosure Day'in ilk taslağını iPad'inin notlar uygulamasında yazıp en çok çalıştığı iki senaristten biri olan, aralarındaki işbirliği ticari açıdan hep başarılı olmuş David Koepp'e e-mail ile atmış, yaklaşık 40 sayfaya denk geliyor ve önce ondan yorumunu istemiş. Ardında da ona bunu genişletip ayrıntılı bir çekim senaryosuna dönüştürmekle ilgilenir miydin, diye sormuş. Koepp, memnuniyetle diyerek cevaplamış.

    Steven Spielberg ilhamını 2017'deki The New York Times makalesinden ve 2023'teki ABD kongresinin UAP/Tanımlanamayan Hava Olayları oturumlarından aldığını gizlemiyor.

    Onun ilk uzaylı-insan karşılaşması bilim-kurgusu aslında henüz 17 yaşında iken Super 8mm kamerasıyla çektiği tamamen bağımsız, amatör, kendin yap/öğrenci filmi Firelight (1964) idi. Yerel bir sinema salonunda akşam gösterimi de yapılan, 140 dakikalık bir film. Bazı kısımları dışında bugün kayıp durumunda. O film, 1977'deki bu defa profesyonel anlamda ilk bilim-kurgusu ve ilk uzaylı filmi olan Close Encounters of the Third Kind'ın öncülü sayılır.

    Close Encounters için o zamanlar, “insanlar bunu izlese ve keşke böyle bir şey gerçek olsa deseler”, bugün Disclosure Day gibi bir filmi ise “insanlar keşke bunun gerçek olduğunu bilseler” diye yaptığını söylüyor.

    Aynı zamanda Spielberg, komploculara da cevap vererek Pentagon'un ya da hükümetin bir bitkisi olmadığını ve Dünya-dışı akıllı yaşama olan takıntısının kendisini henüz 5 yaşında iken gece meteor yağmurunu izlemeye götüren babasından kaynaklandığını söyledi.

    Ustanın bir devam filmi olmayan bu konudaki orijinal bilim-kurguları arasında Disclosure Day diğer 3 filminin gerisinde yine de. (Hatırlanacağı gibi esasen live-action'da karton bir macera ve aksiyon olan indiana Jones serisinin dördüncüsü “indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull, 2008” filminde de adeta tanrısal niteliklere sahip uzaylı-lar ile karşılaşırız, adına boyutlar arası varlıklar denilen).

    Yani ne ilk temas ve ziyaretçiler filmi klasiği olan Close Encounters (1977) ne bir uzaylı ve çocuğun dostluğunu merkezine alan E.T. the Extra-Terrestrial (1982) ne de modern/serbest bir H.G. Wells uyarlaması ve bu defa ürpertici, yıkıcı, kozmik bir felaket olan uzaylı istilası hikayesi War of the Worlds (2005) ile rekabete giremeyeceğini düşünenlerdenim.

    Şunu da eklemeli, 21 yıl sonra ilk kez Spielberg, Disclosure Day ile hikayenin şimdilerde, günümüzde geçtiği bir film yapıyor. Ve bu da 21 sene önceki War of the Worlds gibi bir uzaylı bilim-kurgusudur.Ama tematik ve yaklaşım olarak(ilaveten karakterlerin yaşadığı telekinezi ve psişik bağ da dahil olmak üzere) Close Encounters ile E.T.'nin ardılı durumunda. Yine de açıkçası onlarla aynı film değil.

    Spielberg uzun zamandır dönem filmlerine gömülmüş, bunu yapmadığında da geleceğin dünyasında geçen hikayeler anlatmayı tercih etmişti. Sebebi günümüz insanlarının (hepimizin) başlarını telefon ekranlarından kaldırmıyor oluşu belki de. Çünkü hiç sinematik/estetik gelmiyor.

    Disclosure Day, Steven Spielberg'ün korku türünde olmayan filmlerde korkutucu anlar yaratma geleneğini devam ettiriyor. O kadar ki, şeytan çıkarma filmlerinden adeta farksız olan gerilimli “possession” sahneleri var.

    Ve genel olarak bu, Spielberg'ün bilim-kurgu türüne “peri masalı” yaklaşımını getiren, o “masalcı (dede)” kimliğini koruduğu filmlerinden biridir.

    Emily Blunt mükemmel, bütün süre boyunca döktürüyor. Belki de şimdiye kadar ki en iyi performansı. Filmin gerçeküstü anlarında da, duygusal anlarında da (özellikle karakterinin panik atak geçirdiği bir sahne), yer yer kendini alaya almasını bilen mizahında da çok iyi bir iş çıkarıyor. Blunt, Spielberg’ün sanatçı ve piyanist annesi Leah Adler’ın The Fabelmans (2022) filminden de öğrendiğimiz o tutkulu, sezgisel ve sarsılmaz enerjisini taşır adeta. Umarım Oscar adayı olur. Partnerini oynayan Wyatt Russell ise filmin mizahi unsurudur.

    Josh O'Connor kendini izletir ve onun karakteri de matematikçi/yazılımcı (aslında siber güvenlik uzmanı) olarak efsanevi yönetmenin kendi babası Arnold Spielberg'ün bir yansıması gibidir.

    Antagonist Colin Firth yine iyi.

    Bridge of Spies (2015) filminde Tom Hanks karakterinin kızını oynayan ve gerçekte U2 solisti Bono'nun kızı olan Eve Hewson ikinci kez bir Spielberg filminde.

    2012 yapımı Lincoln'da küçük bir rolü olan oyuncu Colman Domingo da, yer aldığı bu diğer Spielberg filminde dikkat çekici.

    Disclosure Day içerisinde hem Spielberg'ün kendi profesyonel kariyerindeki ilk uzun metrajı, zamanında ilkin TV'de gösterilmiş olan, Duel (1971-'72) filmi hem de küçük bir çocukken onu filmlere aşık eden, sinemada izlediği ilk film The Greatest Show on Earth referanslı bir tren kazası sahnesi barındırır ki açıkça filmin en iyi anlarındandır.

    Doruk noktası olan üçüncü perde çok iyi düşünülmüş, bir plot twist yok, sanki bunun izlenimini verse de. Kimileri bunu modası geçmiş geleneksel medyaya, TV haberciliğine bir övgü olarak değerlendirecek ama esasında günümüzün bölünmüş internet dünyasına karşı kasıtlı bir meydan okuma.En önemlisi de görüntülerin gücüne dair iyimserliğini ve umudunu paylaşıyor.

    Şeffaflık bir tercih değil, zorunluluk olmalıdır. Ve hakikat, sosyal medyada paylaşılan bir görüntü yerine kameraya bakan insanın elinden çıkmalı. Bilgi tek başına, dezenformasyon çağında insanların dikkatini çekmekte başarılı olamaz. Asıl dikkat çekici olan toplu, ortak bir deneyim anıdır.

    Sinema bazen "nasıl olurdu"yu değil, "nasıl olmasını istiyoruz"u gösterir. Tam bu noktada TV haber sunucusu olarak karşımıza çıkan aktris Courtney Grace (gerçekten de oyuncu olmadan önce haber sunuculuğu yapmış) kısacık rolde iz bırakan bir performans gösteriyor ve finalin daha da güçlü olmasını sağlıyor.

    Film bizi ‘hakikat’ ile ödüllendirse de, onun getirdiği belirsizlikle baş başa bırakarak salondan uğurlar. ‘Kesin cevaplar’ bekleyen birçoklarının asabını bozacak.

    Fragmanlarında işin CGi kısmı oldukça şüpheli görünüyordu, filmde hiç de öyle değil, başarılı.

    Uzaylılar ilk bakışta tanıdık görünen, insansı bir silüette ama detayları insandan ayırt edici ölçüde farklı olan bir formda resmediliyor.

    Popüler kültürdeki (daha doğrusu Spielberg'ün Close Encounters filminde popülerleşmesine yardımcı olduğu ve yapımcılığını yaptığı 2002'deki Taken mini-dizisinde de gördüğümüz) kısa boylu, çocuğu andıran Griler tam olarak. insan zihnindeki şablonları kullanarak algı manipülasyonu yapıp kendilerini bazı tehlikesiz hayvanların projeksiyonunda gösterdikleri de oluyor. Kötücül değiller. Aksine onların varlığını örtbas edenler, esas kötü ve işkenceciler.

    Disclosure Day bana yer yer Steven Spielberg'ün resmi yaratıcısı ve yapımcısı olduğu, yönetmenliğini ise Tobe Hooper'ın yaptığı, perili ev temalı bir hayalet hikayesi olan, doğaüstü/paranormal ve aile-dostu korku filmi klasiği Poltergeist'ı (1982) anımsattı.

    Öyle ki Poltergeist filminde parapsikolog Dr. Lesh ve medyum Tangina'nın, küçük Carol Anne'i öte dünyadan geri getirmek için kullandıkları yöntemler ile Disclosure Day filminde Hugo'nun, Margaret ve Daniel'in bastırılmış kaçırılma anılarını yeniden canlandırmak adına denediği yöntemin tuhaflıkları aslında oldukça benzer.

    Her iki filmde de amaç, sıradan algının ötesindeki bir gerçekliğe ulaşmak ve kaybolmuş bir şeyi geri kazanmaktır. Tangina ve Lesh, ruhlar dünyasıyla bağlantı kurarken, Hugo da hafızanın derinliklerine inerek unutulmuş bir karşılaşmayı gün yüzüne çıkarmaya çalışır. Her iki durumda da bilinmeyene ulaşmak için hem teknik hem de ritüelistik araçlar bir arada kullanılır. Aynı zamanda da, daha önce dediğim gibi bu çok Stephen Kingvari.

    Bir diğer paralellik ise şu; Spielberg, bir önceki filmi olan hayatının erken dönemlerine dair yarı otobiyografik The Fabelmans’da çekimler için çocukluğunun geçtiği evin setini yaptırmıştı. Disclosure Day’de ise bu yüzleşme bir olay örgüsü olarak filmin tam içinde var; Margaret karakteri çocukluk evinin bir kopyasıyla karşı karşıya kalıyor. Mekanın geri dönüşü, burada anlatının ta kendisidir.

    Disclosure Day, insan-dışı varlıklarla dolu değil. Bu onlardan daha çok bizim, eğer onların varlığı kanıtlanacak olursa ne tepki vereceğimizle ilgili, özellikle de inanç üzerinden. Bilinmeyenden korkmamıza gerek yok.

    Ve dünya, Kuzey Kore'nin nükleer silah tehditi altında. ABD'nin teyakkuzda olduğu bilgisi veriliyor. Yani ”herşey neden şimdi oluyor?!” sorusunun cevabı arka planda verilen üçüncü Dünya Savaşı ve/veya nükleer kıyamet olasılığı.

    Dünya-dışı, zeki varlıklar, insanlığın artık kaybetmeye başladığı iki yetiyi (biri empati, diğeri de sürprizi bozmamak adına bitiş sözcüğü diyeyim sadece) hatırlatmak istiyorlar. Empatinin açıkça zayıflık olarak görüldüğü bir çağda, Spielberg bunun doğrudan reddi olan büyük bütçeli bir etkinlik filmi yapıyor. Çok mu naif, fazla mı iyimser bir yaklaşım bu?! Evet aynen öyle. Umutsuz, karanlık, karamsar hikayeler ve bunların gerçekteki örnekleri etrafımızı sarmışken birinin de aksini yapmasına ihtiyaç vardı. Şanslıyız ki Dünya'nın bir Spielberg'ü var, hala insanlığa dair umudunu koruyan.

    Yine çok uzattım: özetle Disclosure Day, gerektiği gibi işlemeyen, işe yaramayan, pürüzler ve düzensizlikler barındıran bazı anlarına karşın genel deneyim itibariyle belli bir çıtanın üzerinde, iyi. Bunun az bir şey olduğu sanılmasın. Ancak son yılların en en en bölücü/kutuplaştırıcı Steven Spielberg filmi olacak...

    3/4
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük