Bize yukarı, gökyüzüne bakmayı öğreten Usta yönetmen Steven Spielberg'ün Haziran 2026'da vizyona girecek yeni filminin adı. Dünya-dışı zeki varlıklar/UFO fenomenine dair gizem dolu bir bilim-kurgu.Eğer evrende yalnız olmadığımızı öğrenseydiniz, biri bunu size gösterseydi, kanıtlasaydı, korkar mıydınız? Film bu soruyla birlikte, insanlığın tamamını etkileyen büyük bir gerçeğin açığa çıkışı ve bu süreçte yaşananları ele alacak. Spielberg'ün kendi orijinal fikrine dayanıyor ve senaryoda daha önce birçok defa birlikte çalıştığı David Koepp'un imzası var. Oyuncu kadrosu Emily Blunt, Josh O’Connor, Colman Domingo ve Colin Firth gibi isimlerden oluşuyor.
Steven Spielberg türden türe atlayıp neredeyse her türde bir film yaptıktan sonra en iyi bildiği türe ve temaya, o konfor alanına (uzaylı-insan karşılaşması bilim-kurgusu) geri dönüyor.
Unutulmamalı ki henüz 17 yaşında iken 8mm film formatında çektiği, yerel bir sinema salonunda tek gecelik gösterimi yapılan, 500 dolar bütçesiyle tamamen bağımsız ve amatör, gayri resmi olaraksa ilk uzunu sayılan Firelight (1964) filmi bulunuyor bir de, o da aslında Close Encounters'ın öncülü/ön-bölümü sayılmakta. Ne yazık ki bu 'kendin yap/öğrenci filmi'nden geriye günümüzde sadece birkaç dakikalık bir parça kaldı.
Stephen Colbert'ın programına konuk olan efsanevi yönetmen Steven Spielberg, Disclosure Day (ülkemizde 10 Haziran 2026'dan itibaren vizyonda olacak) filmi hakkında detay verdi:
Konu: 1947 Roswell olayından beri saklanan tüm UFO ve dünya-dışı varlıklar arşivini çalan muhbirler ile gerçeğin peşindeki karanlık güçlerin amansız kovalamacası.
Filmde uzaylı temasıyla karşılaşan Emily Blunt ve Josh O'Connor ana karakterlerine bazı sıra dışı yetenekler geçiyor. Spielberg, bunun Marvel ya da DC Comics filmlerindeki gibi pelerinli, uçmalı kaçmalı süper güçler olmadığını vurguluyor: "Bunlar tamamen insan bağı ve empatiyle (derin empati) ilgili güçler."
Steven Spielberg empati gücünü şöyle açıklıyor: "Eğer konuştuğunuz kişinin yerine geçebilirseniz –sadece 5 saniyeliğine bile olsa– ve o 5 saniyede o insanın tüm hayatı boyunca neler yaşadığını çok derin bir şekilde anlar, sonra kendi benliğinize geri dönersiniz; işte o zaman bu gezegendeki kendi türümüz arasında çok daha büyük bir iş birliği olurdu."
Spielberg, ayrıca müzisyen John Williams'ın kariyerindeki en büyük ortak ve yol arkadaşı olduğunu söylüyor. Birkaç istisna dışında neredeyse tüm filmlerinin müziklerini Williams yaptı.
Disclosure Day, John Williams'ın müziklerini bestelediği 30. Spielberg filmi.Aslında The Fabelmans (2022) filminden sonra John Williams emekli olmayı planlıyormuş. Spielberg yeni film için kapısını çaldığında, Williams ona kibarca başka 4 besteci ismi önermiş. Spielberg ise "John, hala müzik yazıyor musun ve yazmayı seviyor musun?" diye sormuş. Williams "Evet" deyince, Spielberg "O zaman lütfen benimle 30. filmini de yap" diyerek onu ikna etmiş.
Colbert bunun üzerine espri yaparak: "Spielberg için beste yapmak mafyaya girmek gibi, asla çıkış yok!" diyor.
Spielberg de gülerek "Ona reddedemeyeceği bir teklif yaptım" karşılığını veriyor.
Usta yönetmen kozmosun (evrenin) yaşamla kaynadığına kesinlikle inandığını söylüyor. Onun için asıl büyük soru: "Bu yaşam formları tarihimizin herhangi bir döneminde bizi ziyaret etti mi, şu an bizimle etkileşim halindeler mi ve bunu yıllardır yapıyorlar mı?"
Spielberg, 1977'de Close Encounters'ı yaparken "insanlar bu filmi izlese ve keşke bir gün bunların hepsi gerçek olsa deseler ne güzel olur" diye düşündüğünü söylüyor. Ancak 1977'den bugüne yaşanan gelişmelerden sonra, yeni filmi Disclosure Day için şunu söyleyebiliyor: "insanlar bu filmi izledikten sonra her şeyin zaten gerçek olduğunu ve başından beri gerçek olduğunu anladıklarında bu ne kadar harika olacak?"
Colbert hükümetin son zamanlarda uzaylılarla ilgili gizli belgeleri tam da film çıkarken sızdırmasını şüpheli bulduğunu söylüyor ve Spielberg'e "Bizim bilmediğimiz şeyleri biliyor musun?" diye takılıyor. Spielberg ise gülerek "Bana bir şey sızdırmadılar" diyor.
Spielberg, yakın zamanda Barack Obama ile bu konu hakkında yaptığı bir konuşmayı anlatıyor:
Obama bir röportajında "uzaylılar var" gibi bir şey söyleyince Spielberg ona bunu sormuş. Obama hemen çark edip "Yani, umarım dışarıda uzaylılar vardır demek istedim" demiş. Spielberg, Obama'nın kesinlikle bazı şeyleri bizden gizlediğini düşündüğünü söylüyor.
Yönetmen, Obama'ya "Eğer uzaylılar dünyaya inerse bizi kim temsil etmeli, elçimiz kim olmalı?" diye sormuş. Obama da "Ben olabilirim, ben iyi bir adamım. Hem yakında tamamen müsait olacağım (emekli olacağım), bunu aklında bulundur" diyerek espri yapmış.
Spielberg ise arkadaşı Obama'yı çok sevdiğini ama onun zaten 8 yıl boyunca başkanlık yaptığını söyleyerek araya giriyor: "Ben 17 yaşındayken ilk uzaylı filmim Firelight'ı çektim. Sonra Close Encounters of the Third Kind (1977) ve E.T.'yi (1982) yaptım, Men in Black'in yapımcılığını üstlendim, War of the Worlds'ü (2005) çektim. Bu filmlerle zaten bir nevi elçilik rolü üstlendim. Ama uzaylılar kendilerini bana hiç göstermediler, bu çok haksızlık! Çocuklar, ben de müsaitim, beni seçin!" diyerek espiri yapıyor
Colbert, Steven Spielberg'e harika bir soru yöneltiyor: "17 yaşında film çeken o çocukla bugünkü yönetmen arasında nasıl bir fark var? Film aşkın ve film yapma nedenlerin değişti mi?"
Spielberg, kimsenin kendini tam olarak bilemeyeceğini, insanların sürekli evrildiğini ve değiştiğini söylüyor. 7 çocuğu ve 6 torunu olduğunu, hayatın insana bilgelik kattığını ve filmlerinin de hayatının farklı dönemlerindeki kendisini yansıttığını belirtiyor.
Değişmeyen Tek Şey: Spielberg, 17 yaşından bugüne asla değişmeyen tek şeyin "bir izleyici kitlesine hikaye anlatma aşkı" olduğunu söylüyor.
"Hala her gün sete giderken o nefes kesici heyecanı, o sabırsızlığı ve o korkuyu yaşıyorum. inanması güç gelebilir ama bugün bile film çekerken o sahne korkusunu yaşıyorum ve bu his, çocukken 8mm kamera ile deneyler yaptığım günkü hisle tamamen aynı. Hiçbir şey değişmedi."
Belki de ilk kez büyük bir stüdyonun blockbuster filminin fragmanı, bizzat yönetmeni tarafından seslendiriliyor.
Disclosure Day'in bütçesi pazarlama hariç 115 milyon dolar.Bu bir “istila” değil; “ziyaretçiler” filmi olduğundan günümüz Hollywood standartlarına göre bütçe 200 milyon dolar ya da ona yakın değil, daha az ama hala büyük bütçeli bir etkinlik filmidir.
Steven Spielberg, Obama'lar (ABD eski başkanı Barack Obama ve eşi Michelle Obama) ile aile dostu. Ve Barack Obama, Disclosure Day filminin setini de ziyaret etmiş. Eski başkan, filmi ilk izleyenler arasında olmak istemiş
Spielberg: “Bana eğer ilk izleyenler arasında olmazsa, filmi sadece iPhone’dan izleyeceğini ve yatay olarak da değil, telefonun dikey pozisyonunda izleyeceğini söyledi (gülüyor).”
Fandango röportajından kesitler:
Steven Spielberg: Filmin temposunun çok yüksek olduğunu, kapıdan içeri girdiği andan itibaren çok hızlı başladığını ve bitene kadar hiç durmadığını belirtiyor. Filmde izleyicileri pek çok aydınlanma anının ve yoğun duygunun beklediğini söylüyor.
50 yıl önce Close Encounters of the Third Kind (1977) filmini çekerken yaptığı araştırmalar sırasında, gökyüzünde bizden saklanan bir şeylerin olduğuna gerçekten inanmaya başladığını ekliyor. O dönemki filmini bir umut ve dilek olarak çektiğini, ancak aradan geçen 50 yılın ardından artık o zamanlar sadece umut ettiği şeylerin bugün gerçekten yaşandığına inandığı için espirili bir şekilde Disclosure Day filmini yaptığını vurguluyor.
Colman Domingo: Canlandırdığı karakterin (adı gizli tutuluyor), insanlığın bu durumu kabullenmesi halinde neler olabileceğine dair büyük bir inanç taşıdığını söylüyor. Filmde adeta bir bilgi yarışının olduğunu ve karakterinin UAP'lerle (Tanımlanamayan Anormal Fenomenler) bir şekilde bağı olduğunu çıtlatıyor.
Spielberg: Filmde daha önce birlikte çalıştığı sadece iki oyuncunun olduğunu belirtiyor: Lincoln (2012) filminde oynayan Colman Domingo ve Bridge of Spies (2015) filminde Tom Hanks karakterinin kızını oynayan Eve Hewson. Kadrodaki diğer isimler olan Emily Blunt (kendisi için mucize diyor), Colin Firth ve genç yetenek Josh O'Connor ile ilk kez çalıştığını heyecanla paylaşıyor.
Spielberg, Geçmişteki uzaylı filmlerinden farklı olarak bu filmin günümüz gerçekliğine çok daha yakın olduğunu söylüyor. War of the Worlds (2005) filminin aslında 11 Eylül saldırılarına bir metafor olarak karanlık bir tonda çekildiğini; E.T. the Extra-Terrestrial (1982) filminin ise boşanmış bir ailenin çocuklarının hayatındaki boşluğu dolduran duygusal bir hikaye olduğunu hatırlatıyor. Genelde dönem filmleri yaptığını, ancak bu hikayeyi seyircinin "Aman Tanrım, bu gerçekten şu an yaşanıyor" diyebilmesi için şimdiki zamanda (günümüzde) kurmanın şart olduğunu aktarıyor.
Röportajın sonunda sunucunun "Gerçek hayatta uzaylıların varlığı dünyaya açıklanacak olsaydı bu nasıl yapılmalıydı?" sorusuna Spielberg şu etkileyici cevabı veriyor: "Eğer o an gelirse —ki bence hepimiz bunu bilmeyi hak ediyoruz— işin içinde olan ve o günün hangi gün olacağını bilen insanlar tek bir şey söyleyecektir: 'Yarından başka hiçbir gün, yarın gibi olmayacak.'"
Türkiye basın gösterimi sonrası ne idüğü belirsiz yerli kimseler tarafından film yaylım ateşine tutulurken yabancı eleştirmenlerden gelen ilk büyük tepkiler oldukça iyi. Bence yabancı eleştirmenleri değil; ama yerli-yabancı izleyicileri bölecek gibi duruyor. Sonrasında ibre tersine döner dönmez onu bilemem. Ama burada yaşadığımdan şunu çok iyi biliyorum; Steven Spielberg ben oldum olası Türkiye'de sevilmedi. O kadar çok nefret edeni var ki Lloyd George'dan, damat Ferit'ten bu kadar nefret edilmemiştir. Herkesin her konuda alim olduğu ülkede sevilmemek belki de olumlu görülmeli...