Karl Marx için adaletsizliklerin yarattığı acıyı hafifleten, ezilenlere teselli veren ve onları hayata bağlayan bir afyon, Emile Durkheim içinse insanları ortak inançlar ve ritüeller etrafında birbirine bağlayıp onlara aidiyet hissi veren, anomi krizlerini önleyip toplumu ayakta tutandır kesinlikle şüphesiz. ikisi de dine inanmasa da dinin işlevsel yönlerini net bir şekilde ortaya koymuş yani toplumu bir arada tutan tutkal işlevi ve acı çeken yoksulluk içinde yaşayan insanların teselli kaynağı (bir dahakine kralsın boolum işlevi)
Kesin bilgiye yönelik inanç. (bkz: inanç). Burada yazar; inanç kelimesinin "tanımı"nın, din'deki inancın karşılığı olduğunu söylüyor.
inanç kelimesinin tanımı orada git bak ve öğren, peki "dine inanç" nasıl bu şekilde somut olabilir? Aynı oranda yanılgı payı vardır. ikiside aynı oranda delil sunar. Zira tüm tarihi bilmiyoruz, bugün tanım dediğimiz kelimelerin çoğu yorum olabilir! işte akıl tam da bu bilgi ile davranır. Bu bilgi kişide pasif olduğunda aklı da yoktur. Din aklı hedef gösterdiğine göre...
"Din, edeb demektir... Edeb; hadlere riayet... Hadlere riayet; haya ve hicâb...
Haya ve hicâb; örtü ve perde... Örtü ve perde; tecrit... Tecrit hakikatinde; nizâm...
islâm baştanbaşa nizâm demektir!.."