12 numaralı yeni formasıyla güzide gol sevinci yapan aslan.
o oyuna girerken her galatasaraylı gibi ben de heyecanlanmıştım. kafamda soru işaretleri vardı, kalitesini tartışmaya gerek bile yoktu ama yaşından mütevellit beyninin sahaya vermek istediklerine vücudu izin verebilecek mi merak ediyordum. ama daha topu ilk aldığında yaptığı tek pasla şöyle bir yerimden doğruldum. varlığı takıma güç, denge ve moral vermişti. sonra yine aldığı topu bekletmeden sneijder'e oynadı, sneijder'de her zaman ondan beklenen öldürücü paslarından birini burak'a yollamıştı. tabi bu esnada drogba ceza sahasında doğru koşunu yapmaktaydı. şöyle bir el kaldırdı burak'a doğru, burak'ta o işareti görüp, ortayı yapması bir oldu. önünde iki kişi yer alan drogba şöyle bir yükseldi, onunla birlikte ben ayağa kalktım, topun ağlara süzülmesi esnasında ellerim göğe yükseliyordu ve önce direğe çarptı, sonra ağlara yuvarlandı. ve ben havalarda çığlık çığlığaydım. drogba'nın o efsane gol sevinci ile sevincim katlanmıştı ve gerçekten çok uzun zamandır, yaklaşık 4-5 senedir, bu kadar çok sevindiğimi hatırlamıyorum. halen ara ara açıp golü tekrar izliyorum ve gol sevincini drogba ile birlikte ben de yapıyorum.
iyi ki geldin, iyi ki takımımızdasın, iyi ki varsın. çarşamba gününü iple çekiyorum...
tek maç için konuşmak olmaz ama adam oyuna girdi 3 puanı getirdi tabi birde galibiyet primi olan 890 000 tl yi. Böyle 5 - 10 maç kazandırsa parası rahatlıkla çıkıyo geriside cabası.
tuncay şanlı, yanlış hatırlamıyorsam stoke city'ye transfer olduğu zaman katıldığı bir programda ingiltere'deki futboldan bahsederken drogba'nın da adı geçmişti. drogba ve rooney'nin isimlerini zikrettikten sonra "gerçekten çok güçlüler. kollarını koyduklarında topa ulaşmak neredeyse imkansız" demişti. şimdi yukarda selçuk inan'la mücadele ederken çekilmiş fotoğrafı görünce geldi aklıma. boğa gibi maşallah.
kişiliğine hayran bıraktırmıştır. severdim kendisini ama bu kadar yakından araştırmamıştım daha önce. az önce bir habere denk geldim ve kendisinin ne denli profesyonel ve mütevazı bi insan olduğunu anlamış oldum. kendisine sunulan boğaz villalarına karşın, tesislere yakın olmasını istediği apartman dairesi de olur demesi de bambaşka bir şeydir. galatasaraylıyım ve alex nasıl diğer taraftarların gönlüne taht kurduysa drogba da o yönde ilerliyor daha en başından. hayırlısı.
takima ilginc birsekilde henuz ilk maciyla birlik getirdi. 2003-2004 marsilya havasi olusmaya basladi. bu adam ilerde fildisi sahilleri devlet baskani olur ahanda buraya yaziyorum.
bir an aklıma çizgi filmlerde olan küçük çocuk büyük çocuğa doğru yumruk sallarken büyük çocuğun eliyle küçük çocuğun kafasını tutma sahnesi geldi..*
arada lan geldi harbiden diye düşünüyorum.. 35-45 drogba geldi falan diye transa giriyorum.. allah sonumuzu hayır eylesin..
ilk maçında kalitesini gösterdi. fenerli olmam bu gerçeği örtmez.
snayder ise ilk maçında ve devamında yetersiz olduğunu gösterdi. gs liler kızıyor ama biz gördüğümüzü yazıyoruz sadece.
didier in attığı kafa golü muazzamdı.
hayır adamın ismi belli de önemli olan şu: tutacak mı tutmayacak mı maya? drogba tuttu görünüyor. tek maçla anlaşılır mı, evet anlaşılır.
son zamanların münir özkul'u. ha bire sakatlanıp duruyor feysbukta. bi gün çapraz yan bağları yırtılıyo, bir gün 6 ay aramızda olmayacak rahatsızlıklar geçiriyor. dur bakalım. öldü mü ölmedi mi tartışmasına da az kaldı sanırım.
Kendisi akhisar maçının son 25 dakikasında yaptıklarıyla cem yılmaz ın yahşi batı filminde hapishanedeki ihtiyarın 'Bu daha başlangıç çok fena şeyler olacak' repliğini akıllara getirmiştir.
akhisar maçını evde izliyorduk iki arkadaşımla birlikte. maç keyif vermediği için daha çok muhabbet ediyorduk aslında. dakika altmışa gelirken drogba girsin, gol atsın, onun golüyle kazanalım dedim. girdi, attı, attırdı, dağıttı, takımı oynattı. Allah razı olsun hacı, bütün gs'lileri, hatta olmayanları bile bu kadar heyecanlandırdığın için.
drogba belgeselini izleyin, nasil biri oldugunu anlarsiniz. alexmis hagiymis gecin bunlari bu adam sadece futbolcu degil. tartismasiz dunyadaki en prestijli bi kac futbolcudan biridir.
biraz erken olacak ama böyle bir adamı yakalamışkken bırakmayacaksın. futbolu bıraktıktan sonra da bünyende tutmalısın. dünyanın neresine giderse gitsin saygı görür, kimle isterse oturur yemek yer bu adam.
ilk defa bi futbolcuyla ilgili entry giriyorum lan çok heyecanlandım. neyse, sevdim bu herifi.
--spoiler--
Takvim 8 Ekim 2005ii gösteriyordu. Kanlı bir iç savasın içinde olan Batı Afrika ülkesi Fildişi Sahilinin milli takımı Sudan'ı yendi ve 2006'da Almanya'da yapılacak Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandı. Futbolcuların soyunma odasındaki kutlamaları ülkedeki tüm televizyonlardan canlı yayınlanıyordu. Takım kaptanı Didier Drogba mikrofonu eline aldı, dizlerinin üzerine çöktü, ağzından tarihi bir konuşma döküldü:
"Bayanlar baylar. Fildişi Sahili'nin kuzeyindekiler, güneyindekiler, merkezindekiler, batısındakiler... Biz bugün tüm Fildişi halkının birarada var olabileceğini, tok bir amaç uğruna oynayabileceğini gösterdik. Biz kutlamaların insanları birleştireceğinin sözünü verdik. Size dizlerimizin üzerinde yalvarıyoruz... Affedin! Affedin! Affedin! Afrika'da bunca zenginliğe sahip bir ülke savaşa sürüklenmemeli. Lütfen silahlarınızı bırakın. Seçimlere gidin. Her şey daha iyi olacak..." 4 yıldır süren bir savaş vardı, iç savaşta binlerce insan hayatını kaybetmiş. 100 binlerce insan evini terk etmişti. Drogba sözleriyle bir savaşı bitiren gerçek bir savaşçıydı; barışın mimarıydı, bir takım kaptanı 20 milyonluk nüfuslu ülkesini ağlatıyor ve barışa kavuşturuyordu.
***
Fildişi Sahillerinin dertlerini üstlendiğinden, 2007de Drogba Vakfını kurdu. Aldığı sponsorluk ve reklam gelirlerini vakfın hesabına yatırtıyordu. Doğduğu kent olan Abidjanda, Afrikada dakikada bir çocuğun ölümüne neden olan sıtmayla savaş hastanesini de bir reklam anlaşmasından aldığı 3 Milyon euro ile açtı. AIDS kampanyalarının yüzü oldu. 2007de BM iyi Niyet Elçisi, 2010da Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 isminden biri seçildi.
***
Afrikanın çocuklarını da hiç aklından çıkarmadı. Drogbaya dair makalelerde ülkesi için yaptıklarının Fildişi Sahili Devlet Başkanından dahi fazla olduğu savunuldu. Ona da çok soruldu: Politikaya girsene! BBCnin Drogba belgeselinde, Ben kimseyi yargılayacak değilim. Halkım çok acı çekti. Çok insan öldü. Bu savaştan ben de çok acı çektim. Şimdi kalkıp, Benim köyüme saldırdılar, Öldürdükleri adam benim ailemden diyebilirim. Ya ötekileri? Acı çekmeye devam eden ve konuşamayan insanlar var. O yüzden buradayım diyordu.
ELiF KEY - HT PAZAR
--spoiler--