insanlar hep veriyor oldukları değeri göstermekten korkarlar. Verdikleri değerden bahsettiklerinde değer veriyor oldukları o şeyi kaybedeceklerine inanırlar çünkü. Onlardan gideceğine inanırlar.
Kaçarlar; usanır bunalırlar ve bir gün gelir: o gün...
Sonunda dayanamaz içlerine gömüp saklamaya çalıştıkları o değerden bahsederler.
Ardından düşündükleri gibi de olur, kaybederler.
Peki ya neden kaybederler?
Gerçekten söyledikleri için mi yoksa buna inanıp fark etmeden böyle olmasına sebebiyet verecek davranışlara yöneldiklerinden mi?
Değer verdiğini söylemekten korkan ama bunu yine de bir şekilde açıklayan insan kendi içini açınca eskisinden daha savunulmaz, daha açıkta hisseder. Fark etmese de bırakın sadece davranışları, her şeyi değişmeye başlar: daha gergindir fark etmese de, daha alıngandır ve hatta belki de daha sinirli. Yüzü bile asık bakar olur. Enerjileri günden güne çekilmeye başlar.
Hepsinin ortak noktası, o alışıldık insanın alışılmadık yeni davranışlarıdır, karakteridir.
Alışkanlığının, konfor alanının dışına çıkmış bir insanın neler yapacağını o insanlardan birisi olsak dâhi bir gün, aslında yine anlayamayız ve işte yavaş yavaş kötü denilebilecek, zorda bırakabilecek şeyler de burada başlar; her şeyden korkan, alınan bir insanı ne kadar seviyor olsanız da gün sonunda bunalırsınız yahut bırakır ve eğer o kişiyseniz de bırakılırsınız.
Burada konu; o kişiyi sevdiğinizi söylediğiniz için kaybetmek değil, sevdiğini söyledikten sonra kendinizi korumaya çalışırken vermiş olduğunuz o zorlu çabaların iki taraf için de yorucu bir hâle gelip ilişkiye son verilmesi isteğidir.
Evet, değer verdiğinizi söylediniz ama değer verdiğinizi söylediğiniz için değil kaybetmekten korkarken daha agresif bir tavır sergilediğiniz için kaybettiniz işin özünde.
Ve zaten, değer verdiğiniz kişiler de size değer verenlerdir. Olması gereken budur.
Olması gereken üzerinden de gidecek olursam verilen değer karşılıklı olunca kaybedilecek bir şey yoktur. Sakin bir hayat sürmek varken yaşamı kendine zehretmek de ancak insana ait bir davranış olabilirdi zaten. Veriyor olduğunuz değeri, sahiplerine söylemekten çekinmeyeceğiniz huzurlu ve güzel ilişkilere.
Veriyor olduğunuz değerin değeceği insanlara değdiği değerli günlere.
Bence çok önemli, sevgiyle paket olarak gelmiyor zaten bu
Siz üzüldüğünüzde içinde bir şeyler eksiliyorsa sevgidir, sizi mutlu etmeye çalışıyorsa sevgi ve insanlıktır
Sizi o kırdığında gönlünüzü alıyorsa bu değerdir.
Günümüzdeki anlamı insanlığın dibine dibine vurduğu durumdur yani avam olarak işsiz olarak değersizliğin top 10una girecez sanırım işsizlikle alakası yok sakın yanlış anlamayın en son geçen ay zeytin yedim neyse.
Metalaşma bir yanıyla absürtken diğer yandan adeta lütuftur.Meta basitçe yanılgıdır.Çünkü insan bütünüyle değersizdir.Değer zaten ne ola ki ? Gene insanın adlandırmaları.Ancak kapitalizm toprak yiyen insanın orijinal haline geri dönüp sefaletten yitip gitmesini engelleyen güzelce kafa okşama kurumudur.Demek ki insan temel ihtiyaçlarından kaçabildiği sürece vardır.
ilke ve inançtır. Hak edene verilen değer, kararlarını doğru aldığın için mükemmel hissetirirken, hak etmeyene verilen değer pişmanlıklar ve keşkelerle birlikte kendini paralamana sebep olur.
Öyle hayatınıza yeni giren birine tanımadan etmeden haddinden fazla değer verip de kendinizi piç etmeyin.
insanın dünyasının belli bir kısmıyla ilgili idrak, duygu ve bilgilerin bileşimidir. Fakat bahsedilen bu değer, inanca özgü değil bir zihin organizasyonudur.
(bkz: tutum)
uygulandığı şey ya da makama göre farklı kavramlarla anılma kabiliyetine sahiptir. bir kilo salatalığın ederi sorulurken, ''kaç'' kelimesi kullanılır ve böyle bir durumda ''değer'' kelimesi paha-fiyat ile yer değişir; çünkü salatalık bir değer değil bir kemmiyettir.
bir kaç sene önce yapılan bir laboratuvar çalışması sonucu bir insan fiziğini teşkil eden kimyasalların toplam fiyatı 13.5 dolar ediyor. peki insanın değeri bu bileşenlerden mi ibarettir? leonardo da vinci'nin meşhur mona lisa'sını bu denli kıymetli yapan şey, kullandığı tual çerçevesi, kumaşı ya da boyası değildi elbette. ona, leonardo'nun fırça darbelerinin o hali vermesindendi. bir şeyi değerli yapan şey, o değerin sebep olduğu kaynak ya da o değeri harekete geçiren şeydir. kendinde ilk kez bir şeyler keşfeden, değerli haller yakalayan kişi dönüp bu değeri analiz eder ve kaynağını tespit ederse o değeri muhafaza etme yolları geliştirir. ben öyle yapıyorum.
Geliştirmiş olduğumuz tüm değerler, dünyanın gerçek doğasını görmemizi engellemek amacıyla geliştirilmiş araçlardan başka hiçbir şey değildirler. Nietzsche