Bugüne kadar kendisini savunanlardan oldum dava adamı olarak nitendirdim
Devlet bahçelinin Gitmesi davayı değerlerinden uzaklaştırıp değersizleştireceğini ifade ettim.
Amma bugün birilerinin gülen'e hoca efendi dediği günlerle ''ne hocası ulan'' diyen cemaatle birlikte atılan adımlara en sert tepkiyi vermiş ağabeylerimiz gözaltında.
Ve ne bahçeli nede genel merkez çıkıp '' ne oluyor'' demiş değildir.
Ülkücülüğünden zerre şüphemiz olmadığı ağabeylerimizi milliyetçiliği ayaklar altına almışlar
gözaltına aldı!
Ne kendisinden nede yandaşlarının bulunduğu genel merkezden ''isyan eden'' bir açıklama görmedik okumadık duymadık!
Devlet bahçeli dava adamlığını sergilemelidir. Gözaltına alınan isimlerin partinin muhalif isimlerinden olması onların samimi ülkücü olmadığı anlamına gelmez! ki kimseninde haddine değildir gözaltına alınan isimlerin ülkücülüğünü sorgulamak!
kaldı ki Bir Ülkücü kolay yetişmiyor dolayısıyla her Ülkücü kıymettir.
Devlet bahçeli'nin sesiz sedasız ülkücülerin gözaltına alınmasını izlemesi kedisinin dava adamlığını sorgulatacak
kendisine karşı oluşan değişimci kitleyi büyütecektir. Devlet bahçeli bu süreçten piyangodan para vurmuş gibi ellerini ovuşturmamalı ellerini dava arkadaşları için masaya vurmalıdır.
(bkz: hasan şimşek) şehid edildiğinde Genel merkez sessiz kaldı
(bkz: fırat çakıroğlu) şehid ediliğinde genel merkez sessiz kaldı harekete lider olduğunu iddia eden devlet bahçeli mezarına gidip bir fatiha okumayı bile çok gördü. yalandan da olsa yarım yamalak bir açıklama dahi olsa hakkını soracağız gibisinden bir açıklama yapmadı
amma Ermeni soykırımı vardır diyen pkklı teröristleri barış güvercine indirgeyen (bkz: yaşar kemal) öldüğünde devlet bahçeli tabutuna el vermeye en önde koşarak gitti.
Onun o koltukta oturmasını sağlayan fıratlar hasanlar değilmiş sanki de yaşar kemaller miş gibi koşarak gitti...
nefer ölür davaya yaşar şiarında hareket edip hayatlarının en güzel çağında bedenleriyle birlikte hayallerini de toprağın altına gömenler kanlarıyla davayı kutsallaştıranlar fıratlar hasanlar değilmiş gibi
yaşar kemallere berkin elvanlara rahmet dilendi....
Bugün ergenekon davasında olduğu gibi üniter devlet ulus devlet diyen ağabeylerimiz ahlaksız bir şafak baskını altında gözaltına alındı. Bu ahlaksız gözaltılarına Kendisi ve yancıları seslerini çıkarmamış bıyık altından gülerek oh olsun izlenimi vermişlerdir.
Ülkücülere 44'ü tekrardan yaşatmak isteyenlere karşı sesiz sedasız kalanlara Bizde ülkücü olarak önümüze konan ilk sandıkta cevabı vereceğiz!
Yeniçağ gazetesinin 3 yazarının gözaltına alınmasından sonra açıklama yapmayan liderimsi. Ülkücü hareketin diktatörüdür. Yeniçağ gazetesi son dönemde meral akşenerin lehine yayınlar yaptığı için büyük ihtimalle 3 tane ülkücü yazarının gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına bir tepki vermeyecektir. Ayrıca muhalif olan ve akşenerci olan ilçe teşkilatlarını da feshetmektedir.
15 Temmuz sonrası Bahçeli'nin yıldızının parlatıldığını herkes biliyor. "Bilge lider" payesiyle özellikle AKP sözcüleri tarafından öne çıkarılıp cilalandı. Tertemiz duygulu ülkücüler bundan haklı olarak gurur duyup böyle bir lidere sahip oldukları için mutlu oldular. Hatta bir kısmı liderleri sayesinde AKP'den bir miktar oyun MHP'ye kayacağını bile düşündü. Buradan aldıkları psikolojik üstünlükle parti içi muhalefeti davaya ihanetle suçlamaya başladılar.
Ülkücü yazarların gözaltına alınması esnasında Devlet Bahçeli sessiz kalarak kendi kalesine gol attı. iktidarın sosyal mühendislerinin üzerine sürdükleri cilaları kendi eliyle silkeledi. Ülkücüye sahip çıkmayan lider payesi aldı. 15 Temmuz sonrası kendisine sarılan ülkücüleri bile şaşırttı. Devlet Bahçeli artık haftada bir basın toplantısıyla hükümete destek vermeye devam eder, onlar da Bahçeli'yi destekler gibi görünür.
uzun adamın en has adamı. ne derse onu diyor. bir kere de uzun adamın dediğinin tersini de be adam. bence bu partiyi direk akp ye bağlayın daha çok iş yapar.
2016'nın en güzel fotoğrafı.
ülkeye sorgusuz sualsiz 3 milyon suriyeliyi dolduran akp'nin sınır dışı ettiği türkmen balası elif, mhp'Nin girişimleriyle türkiye'ye geldi. elif gelir gelmez devlet dedesini ziyaret etti.
Sahte iftira mektubuyla gözaltına alınan ülkücülerle ilgili yaptığı değerlendirmede Devlet Bey galiba haklıydı!.. Gerçekten ülkücülükle ilgili bir faaliyetinden dolayı gözaltına alınan yoktu!..
Meselâ beni futbol maçları için karaborsa bilet işine girdiğimden gözaltına aldılar!.. Bu arada gizli gizli maklube yapıp, örgütün diğer üyelerine yedirmeyeydim iyiydi!.. istanbul'da Zaman'a ve Samanyolu'na el konurken polisle göğüs göğüse gelen, o esnada kendilerini Conkbayırı'nda zannedip insan üstü bir direniş gösteren Genel Merkez yöneticileri ve mahallî yöneticiler çok sıkı ülkücüydüler zaten!.. O esnada gururla girmişlerdi fotoğraf karelerine, Nazlı Ilıcak'la, Hasan Cemal'le ve HDP'li Balüken'le birlikte!.. Paralel yapıya karşı ülkücülüklerinin ne de güzel gereğini yapmışlardı değil mi? Koca koca parti yöneticileri yanlış yapacak değillerdi ya!.. Televizyonlara çıkıp paralel yapı iddialarının nasıl da iktidar uydurması olduğunu, Gülen'in nasıl bir 'hizmet hareketi' olduğunu pek güzel savunuyorlardı!.. Olsun, hepsi çok iyi ülkücüydü!..
Gözaltına alınanlar farklıydı tabii... Meselâ Adnan islamoğulları, taşradan istanbul'a gelenlere yeni açılan Osman Gazi Köprüsü'nü peşin para ucuza satarken yakalandı... Gözü dönmüştü bir kere, yakalanmasaydı üçüncü köprüyü de kesinlikle satacaktı!.. 12 Eylül'den sonra kaçakken kullandığı Cemal Fedakar isminden işkillenmem lâzımdı aslında!..
Yavuz Selim Demirağ öyle kritpoydu, öyle kritptoydu ki, kendisi bile bilmiyordu!.. O dereceydi yani... Dün paralel yapıya imkânları altın tepside sunup bugün şikayetçi olanların aksine Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin ipliğini pazara çıkarırken bile gizli gündemi vardı!.. Şimdi televizyonlara çıkan Ergenekon mağduru askerlerin bile onu övmesine aldanmamak lâzımdı!..
Ramazan Akgün 12 Eylül'de çocuk yaşta askerî cezaevine düştüğü için hırs yapmıştı... Bir gün çıkacaktı ve hesap soracaktı... Yıllar sonra eline fırsat geçti... 15 Temmuz akşamının ilk saatlerinde kıstırdığı ilk tankın üzerine çıkmış, bozkurt işareti yapıyordu... Biz de darbecilere direniyor zannetmiştik!.. Meğer dümenmiş... O tankı sanayiye çektirip parçalatmış, parçaları da Halep civarında ucuza piyasaya sürmüş!..
Alper Aksoy'u o sabaha nezarette görünce anladım bu işlerin sonu yok diye... Keşke ülkücülükten devam etseymiş... Senin ne işin var sahte bal işiyle? Enselemiş getirmişler... Hâlâ direniyordu "Benim ballar ekmek çarpsın gerçek" diye... Orada bile, üstelik nezarethanedeki polislere 7 kilosu 100 liraya bal satmaya çalışıyordu!..
Ali Çolak ve Kerim Çoraklık da ülkücülükle ilgili faaliyetlerinden dolayı değil, Fatih'te kurdukları dolandırıcılık şirketi dolayısıyla sıkıntıya düşmüşlerdi!.. Güya hac ve umre organizasyonu yapıyorlardı ama esasında mümin kardeşlerimizi çarpıp ortadan kayboluyorlardı!.. Eh, gözaltıların Kaçakçılık ve Organize'de yapılması da işaretti!..
Şevket Apuhan, Kürşad Zorlu, Rubil Gökdemir, Tamer Kayaalp ve ibrahim Kambur, Dalton kardeşlerin Türkiye versiyonuydu... Kara para aklıyorlar, şehirleri parsel parsel satıyorlar ve posta arabalarını soyuyorlardı...
Turan Yaldır, yaklaşan kurban bayramını fırsat bilerek hayvan kaçaklığı yapmaktan, 70'ine merdiven dayamış Mehmet Saadettin Derebeyoğlu kredi kartı dolandırıcılığından gözaltına alındılar!..
***
Latife bir yana, her anlamda yeniden değerlendirme, gözden geçirme ve muhakeme gerektiren günlerden geçiyoruz... Ülküdaşlığın, dostluğun, kardeşliğin, kimlerle birlikte yol yürüme ihtiyacının, her şeyin ama her şeyin... Yanlış olabilir ama kesinlikle şahsî düşüncemdir: Birçok şey artık geride kaldı ve belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Tabumun olmadığını biliyorum veya zannediyorum... inandıklarım benim putum değil, inandıklarım sadece... O da 'şu an inandıklarım'... Aksi ispatlandığında ikna olmayı erdem kabul ediyorum... Ülkemizin ve milletimizin sağlıklı geleceği için, büyük, hem de çok büyük bir muhasebeye ihtiyacımız var... Takıntılarımızı 'dâvâ', putlarımızı 'mutlak hakikat', makamlarımızı 'kızılelma' bellemeden... Bin yıldır bu topraklarda 'tutunma kavgası' veren ve bu kavgayı sürdürmeden ayakta kalması imkânız olan büyük Türk milleti adına... içte ve dışta zor günlerden geçerken tekrar edelim o duayı:
yeniçağ yazarlarının fetö iftirası ile göz altına alındığı gün, "göz altında ülküdaşımız yoktur" açıklamasını yapan mhp genel başkanı.
yaşlandıkça aksileşip, koltuğuna iyice yapışmaya çalışma çabasını anlamıyorum. oysa bizim türk milliyetçisi büyüklerimiz, türk milliyetçiliği, ülkü yolunda hayatlarından, ailelerinden, geleceklerinden vazgeçip ne makamları elinin tersi ile itmiş insanlardır.
türk milliyetçiliğini yüceltmek için gitmesi gereken herkes, başarısızlığı kanıtlanmış herkes gitmelidir. herhangi bir belde başkanı için de genel başkan için de geçerlidir bu. böyle devam ederse baraj altında hezimeti bir kez daha yaşamış bir mhp ve oylarını akp-chp'ye vermiş milliyetçi yığınlar görmemiz içten bile değil.