Bilimsel olarak depresyon kimyasal dengenin bozulmasıdır. Beyinde bulunan noradrenalin ve seratonin miktarının azalması depresyona sebep olmaktadır. Genelde yaşanan travmalar, kayıplar, üzüntü ve büyük sorunlarda yaşanan bu azalma, bunlara bağlı olmadan kendiliğinden de olabilmektedir. Ayrıca kalıtsal bir rahatsızlıktır, yani ailesinde depresyon problemi yaşayan insanlar daha dikkatli olmalıdırlar. Kadınların erkeklere göre daha fazla depresyona yatkın olduğu da bilinen bir gerçek olsa da erkeklerin alkol ve madde kullanımına daha çabuk başlayabilmesi sebebi ile erkeklerde teşhisini koymak daha uzun sürmektedir.
depresyona hiç girmeyen de ne bileyim yaani...gerçekten hayatı boyunca depresyona girmeyen var mı ?
inşallah bir gün bunun da giriş çıkışlarını kapatacağım.
Acaba depresyona neden olan dışsal etkiler marjinal seviyede olduğu için mi psikolojik problemleri Yoktu yoksa konuya farkındalıkları olmadığı için sıkıntısız mi gözüküyorlardı?
Bu pişmanlıklarınız ve korkularınız her gün, her saat, her dakika, her saniye, içinizde büyür ve siz bunu iliklerinizde hissedersiniz tabiki bu duruma reaksiyon gösterir ve savaşmaya, karşı koymaya çalışırsınız belki binlerce kere tekrar ve tekrar başarısızlıkla tanışırsınız. Artık içinizde artık yeni bir arkadaşınız var olmaya ve büyümeye başlamıştır "başarısızlık!" Başarısızlık içinizde yavaş yavaş büyürken sizde yavaş yavaş teslim olmaya başlarsınız. Sonunda insanların yalnızlık dediği fakat gerçekte o duygular topluluğu ve korkularınızla birlikte yaşadığınız kendi konfor alanınız kalır.
insanlar buna "depresyon" der, "depresyon" daki kişiler de benim dünyam.
ben artık bunun atlatılamayan bir duygu durumu olduğuna kanaat getirdim. belki de durumlar karşısında aksi tepkinin verilmesinin mümkün olmadığı tek gerçeklik. tam tamam düzeldim diyorsunuz yeniden bir dalga olarak geri geliyor. sürekli bunu üst üste yaşamakta umut kırıcı.