salma' nın filmin başlarında okulu kıran oğluna tokat attığı sahnede önce çocuğun gözlüklerini çıkarır sonra vurur. benim için gülümseten bir detaydır filme dair. filmin geri kalanı için yarı işkence denilebilir.
filmdeki avukat nasıl bir o. çocuğudur anlamadım gitti. kadın idam cezası almış, ama avukat parasını ödeyemeyecek durumda hangi avukat bu durumda savunma yapmaz ki diyesim geliyor. gerçi gerçek hayatta daha beter olaylara da tanık olduğumuz oluyor da o da ayrı konu.
Açıkcası björk'ün oyunculuğundan ve hukuk kurallarının insafsızlığından başka bir şey yok bu filmde. Müzikal kısımları oldukça sıkıcı. "bu kadar da mal olunmaz abi ya!" dedirten bir filmdir. sinirini bozmak istemeyen arkadaşlar uzak Dursun derim.
kendi imdb listemde ilk 10' a gözü kapalı giren filmidir. trier, breaking the waves ve dancer in the dark gibi iki filmde de aynı 'anti-hümanizm' konusunu işler. dogville de aynı tema, yalnız dogville' in sonu itibariyle 'oh içimin yağları erisin' demiştim, hakkını yememek gerek.
lars von trier! filmlerinde masum görünen ama kurnaz herifler, tecavüze uğraması gereken masum bir kız, öldülmesi gerekli insanlar, soyunan, sevişen insanlar olmak zorunda. bitmek bilmeyen filmlerinle garip bir adamsın ama aynı zamanda da çekicisin. küstahsın ama neden senden hoşlanıyorum, neden ?
Böyle ağır dram filmlerinde hareketli kamera kullanılması taraftarı değilim.Kamerayı takip etmek yoruyor insanı.Trier'in çok farklı bir tarzı var,kamerayı bir acayip kullanıyor.
Ne zaman lars von trierin sanatsal yeteneginden suphe etsem acar bu filmi izlerim..
30 saniye icerisinde sizi goklere cikarip bir anda yerin dibine sokan bir film.. Trier yesilcam filmi cekerse ne olur sorusunun cevabi..
Dogma akiminin hakkini veren bir film.. Tabi dogmanin getirdigi bazi avantajlar var.. Sanki tum film oznel kamerayla gidiyor havasi var ki bu etkileyicigi oldukca arttiriyor, izleyiciyi olayin icine cekiyor..
izleme saati olarak hata yaptığımı düşündüğüm filmdir. Müzikal filmlere karşı ön yargılarım olmasına rağmen açıp izledim ve şu anda gereksiz yere canım sıkkın moralim bozuk takılıyorum. Çok gerginim nedense, film kötü olduğu için değil, her sahnesinde ayrı bir tribe soktuğu için insanı. atv falan izleyip günlük yaşantıma acilen dönmem gerekiyor.
lars von trier e bir daha hayran olduğumu anladığım,
ilk kez sevdiğim bir müzikal olması sebebiyle,
gerek döktüğüm gözyaşları, gerekse björk ün oyunculuğundan ziyade sesi,
masterpiece olarak adlandırabileceğim filmlerden biridir.
spoiler değildir;
harika bir filmdi gerçekten, hele -spoiler- jeff in hapiste iken telefonda seni seviyorum demesi,
bütün film tuttuğum gözyaşını akıtmaya yetti.
gel gelelim von trier e..
antichrist ve nemfomanyak filmleri ile ne kadar vahşi bir adam (bu kötü bir şey değil) olduğunu düşünürken,
içinde böylesine duygusal bir herif yattığını bilmiyordum..
bu adamın bütün filmleri izlenir.
evet.
izlemeyen arkadaşlara özellikle bayanlara şiddetle tavsiye edilir.
müzikal filmlerden nefret etmeme rağmen trierin döktürdüğü iyi filmlerdendir. Bunalım ve melankoli kısmı biraz daha fazlalaştırılıp dibe vuralabilirdi. En azından festival ruhu canlanırdı.
Müzikal film deyince hemen uzaklaşırım oradan. Fakat Lars von Trier sevdiğim bir yönetmen. O zaman izleyelim bakalım dedim. Sonuç: Hiç pişman olmadım. Björk harika bir müzisyen, harika bir oyuncu. Müzikal sahnelerin her biri ayrı güzel. Fedekarlık, iyi niyet, şefkat, vicdan neymiş bir kez daha öğrendim bu filmde. Suistimali de tabi.
oysa hiç ağlayasınız olmadan kendinizi gözleri şişmiş bulabileceğiniz müzik ile filmin birbirine kaynaşmasına şahit olabileceğiniz bir efsane. kendime çok tanıdık gelen bir spoiler bırakıyorum şuraya.
--spoiler--
'neden gözün kapalı yürüyorsun?
-Bütün yolları ezberledim.
'ama düşebilirsin'
-Bütün düşmeleride ezberledim.
Kırılgan bünyelerin kolay kolay atlatabileceği bir film değildir. Isyan edersiniz insanların bu kadar merhametsiz olabildiğine. Haksızlıklar karşısında sessiz çığlıklar atlatırsınız. Hele bir son sahnesi var..