sakinleşme şarkısı. insanın sinirlerini gevşetme özelliği var. yanetkisi de böyle bi uyuşukluk gibi bi böyle sanki 'elli kez bu şarkıyı dinleyeyim bi çekilin' deme isteği oluşurmasıdır.
asıl kısmı sözlerinin bitmesinden sonra başlayan parçadır. dünyanın en iyi 3 solosundan biri bu parçadadır, konser versiyonunda uzatılmasına rağmen tekrarsızdır, eşsizdir, vesairedir.
tapılası grup pink floyd'un the final cut ile birlikte en sevdigim, muhtesem bi soloya sahip olan hatta "1988 - delicate sound of thunder" albumunda neredeyse 9 dklık bi versiyonu bulunan insanın huzurlu sekilde uyusmasını(!) saglayan sarkı (bkz: alaturca helada bacagın karıncalanması)
pink floyd'un en özel, muhteşem, harika şarkısıdır. sözlerinden solosuna kadar çok derinden yaralayıcı bir şarkıdır. saykodeliksel öğelerin uçuştuğu, kendi duvarını örüp o duvarda kaybolan bir insanı anlatıyor adeta. muhteşem.
bu şarkı üzerine çok şey yazılır, çok şeyler anlatılır. sabaha kadar da yazarım fakat bu şarkıyı bir numara yapan şey solosudur. aslında bu solo değildir çünkü bu şarkı haricinde yeryüzünde ki çoğu şarkıda vardır "solo". o yüzden bu "solo" olamaz. bu başka bişeydir. bu tarifsizi tarif etmek gerekirsek*; orgazm geçirmek, milyonlarca dolara sahip olmak, ölümsüz kalabilmek gibi nirvana hislerini aynı anda yaşamaktır. bu 4 dakikalık süre hiçbir zaman bitmesin istersin, ama o son notaya basıldığında dersin ki bi kere daha dinleyeyim şunu.*
en baba canlı performansı "roger waters in the flesh" performansıdır. özellikle doyle brahm II ile teker teker çalmaları şova şov katar. harikadır:* http://www.youtube.com/watch?v=invo5D6SuBQ
anathema' nın neredeyse tüm konserlerinin son parçasıdır. çalmaya başladılarmı bilinmelidir ki 2 dakika sonra bitecek kulakların ettiği bayram. muhteşem bir epiloguela veda ederler sarhoş olmuş bünyelere.
solosu kadar sözleri de içinden geçerek, iç geçirerek dinlenilmesi gereken şarkı, marş!
bir de 'just a little pinprick'ten sonra gelen bir efekt vardır ki, hakikaten biraz hasta hissettirir.
harika bir pink floyd şarkısı. konser görüntüsünü izlerken sanki şu ana kadar yapılmış en güzel filmi izler gibi olurum. izledikçe izleyesim gelir. ne abi o ışık show.
an itibari ile disko kralında rezil edilen pink floyd şarkısı. hayatımda en çok sevdiğim şarkıdan 4 saniyede soğudum yemin ederim o ne biçim ses be ablacım sen bi daha şarkı falan söyleme. neyse başlığı dağıtmayalım çok güzel şarkı abicim kesin dinleyin.*
aslında süper kişisel bir şarkıdır. gilmour'ın iğne olması...
"just a little pinprick."
onu mükemmel yapan bu kadar kişisel olmasının yanı sıra bu derece herkesin hislerine dokunabilmesi, herkesin onda farklı bir şey bulabilmesidir.