Kitapları kısa, öz ve anlamlıdır, yazılarında laf kalabalığı yapmayı sevmez. Kitapların yarısı düzüşmek ile ilgili olsa da, yaratıcı ilginç hikayeler ve güzel öğütler vardır. Şiirleri de güzeldir, çok derin anlamlar içerir okunmalıdır.
Buradaki bir çok yazarın ilham aldığı duayen yazar.
--spoiler--
Kötü bir gün geçiriyordum. Buna alışığım. Kötü bir gün geçirmek beni daha sivri bir insan yapacaktı. Ne de olsa, bizi öldürmeyen her şey bize sihirli güçler katacaktı. Bir sigara daha yaktım. içki içmek için çok erkendi. Yeniden doğmak için çok geç. Başka bir şehirde yaşamak için, doktor olmak için mesela. Her şeyi bırakıp gitmek için çok geçti. Tekrar çocuk olmaya karar vermek için, yeni yeni yerler keşfetmek için.
Kafka'yı yediniz şimdi de bukowski'ye mi sardınız popilist katiller. Yakında rus edebiyatını da yok edersiniz. Neyseki aklı başında insanlar hala var....
“azimli olmadığım doğru ama azimli olmayanların da yaşayabilecekleri bir yer olmalıydı, mevcut yerlerden daha iyi bir yeri kastediyorum. sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, sıçıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?”
inanılmaz derecede şişirilmiş yazar. tabiki, günümüz blogger yazarları vasatlığına indirmiyorum bukowski'yi ama zaten yıllarca kendini kapattığı yere herhangi biri kapansaydı da aynı cümleleri yazabilirdi. popüler kültürden kopan ve birçok şeyin farkına varan bir yazar ancak hayatın tam ortasında, kaosun içinde yaşayarak romanlarını yazan dostoyevski kalitesi yoktur. olamazdır. her ne kadar kumar borçları için yazıyordu deseler de dostoyevski için, hayatı yaşayarak yazan ve çokta doğru tespitleri, göndermeleri olan yazardır.
ilk okuduğum kitabı postacı bir miktar pornografik öğeler taşıdığı için çok hoşuma gitmişti, yıllar içinde iyice dost olduk. meğer pornografik olan modern hayatın kendisiymiş, bize zorla dayattıklarıymış. öğrendik tabi.
edit: postahaneydi kitabın adı. yıllar geçince karıştırdım bak.
ölüm ölüm nedir ki gülüm ben senin için yaşamayı göze almışım !
siz dersiniz mki ıyy ne vadisi ya mal mısın amk.
ama bu amcık kafalı ''yaşamak ölmekten daha çok cesaret gerektirir bazen.'' diyip 16 yasındaki serseri aşıkları tavlayınca kral yazar oluyor.
ya da ben size ezel den 'Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur. Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.' desem
heh geldi ramiz dayı dersiniz.
ama bu dalyarak "yaşamak ölmekten daha zor geliyor." deyince ooooooov.
olum yeraltı edebiyatı zaten sıçmık bir haldeyken bir de popüler kültürünüzü sikmek istiyorum. gidin kürk mantolu madonna okuyun en azından ufkunuz açılır. bu dalyaraklar da adam oldu bizim mallardan başka okuyup değer veren yok. avrupa da falan bunu tanıyan yok aq.
burada adamı eleştiriyoruz başkasının zoruna gidiyor. amnına koyayım tuttuğun takıma laf eden yok, adamın tam bir ergen kitleye hitap ettiğini ve bok gibi yazdığını söylüyorum. ister okurum ister okumam beğenmediğimi de dillendiririm. sen de bok gibi yazıyorsun mesela kimse söylemedi mi. dur ben nick altına yazayım.
Kavanozla şarap içen yazar. Yazdığı kitapların çoğunu alkollü kafa ile yazmıştır, yazdıklarına göre içmediği bir zaman dilimi yok zaten. "Barbekü soslu isa" adlı hikayesi her ne kadar etik bir kurguya sahip olmasada severim.