malum lobinin karşı argümanlar koymayı başaramayınca artık alaya aldığı ve bu sayede söylediklerini değersizleştirdiği çift uzmanlık sahibi prof doktor.
evet evet ekmek, şeker ve kola çok yararlı şeyler, gidin ziftlenin sizden bir bok olmaz.
Aslında kadının söylediği çoğu şey şuan amerika'da da beslenme trendleri arasında. karbonhidrat ve şeker yemeyin, protein ve yağlara önem verin diyor, bende uzun zamandır bu şekilde beslenen birisi olarak kendisine katılıyorum.
bazı dombili işine gelmeyenlerin beğenmemesi çok normal. klavye başında göt büyütmeye devam edebilirler.
paketlenmiş hiç bir gıda almayın derken de yerden göğe kadar haklı. marketlerde satılan gıdaların neredeyse hepsi sentetik.
Bu kadın zeki ve vatansever biri ama ne var ki ilaç ve gıda sektörü bu kadını bitirmek için alaya alıyor. Haklı olduğunu anladığımızda, anlatmaya vaktimiz kalmayacak.
organize saldırıya uğrayan bilim insanı. küresel sömürü çetelerinin piyonları bilinçli bilinçsiz saldırıyorlar. ancak gün geçtikçe Canan Karatay haklı çıkmakta.
şahsen Karatay diyetini denedim ve sonuçlarından aşırı memnun oldum. fazla kiloları atmanın yanı sıra sağlığınıza kavuşuyorsunuz ve dinç hissediyorsunuz.
kadın sağlığımız için çabalıyor. bunu gün geçtikçe daha iyi anlayacağız.
dikkat edin bu kadın 75 yaşlarında ve ilaç kullanmıyor.
söyledikleri asla boş değildir.
özellikle pek çok tabuyu yıkması hoş oldu.
et konusu mesela. her derde şifa gibi bi şey bu.
gluten meselesi. bazıları daha yeni uyanıyor. geçen tv de izledim de glutenden köşe bucak kaçın diyor. şimdiye kadar neredeydiniz.
ha kendi adıma şunu da eklemem lazım. isterseniz cennetten gelen yiyeceklerle beslenin ama asla dengeyi bozmayın.
bugün doğru denen şeylere yarın, yanlış ya denebiliyor.
denge de denge.
bu dengeyi bir miktar karatay lehine bozabilirsiniz. çünkü şimdiye kadar hep karatay aleyhine beslendik.
yani az miktar buğday, pirinç kökenli yiyecekler, buna karşın daha çok et, yağ, kuru baklagiller.
abim ve yengemle masanın etrafına oturmuş sohbet ediyoruz. ben de aşırı güzel çikolatalı bir puding yiyorum, kase masanın üzerinde değil kucağımda duruyor ama. sonra bu hanımefendi gelip oturuyor masamıza. dönüp bana da diyor ki pudingi gördüm boşuna saklamaya çalışma. hani öyle kilo sorunu olan bir kişi de değilim ama canımı sıkılıyordu resmen.
sabah da uyanamayıp işe geç kaldım zaten.
Şu çayı tereyağıyla için muhabbetinden sonra kadın koskoca Prof hem birtakım romanlarda felan ingilizler de çaya tereyağ katıp içtiği yazıyordu ne varki sanki hem ne kadar kötü olabilirki ikisi de hoş güzel gıdalar sonuçta diyerekten ben de denedim.
ilk rezillik daha çayı karıştırırken başladı... Yağmurda yan yatmış mazot tankerinin asfaltta bıraktığı o sası yansımalar gibi bişey kapladı bardağın yüzeyini. Bi fırt çektim allah affetsin bi boka benzetemedim tadını. Ama oryantalist gururum engel eliyordu bu amınakoduumun ingilizi ayıla bayıla içerken ben niye ikrah ediyordum. Yoksa damağım geleneksel Türk mutfağı ürünlerinden kavlamış mıydı? Neden sonra fincandaki son yudumu şöyle bir çalkalayıp iki elimle kupayı epik ve gayet lirik bir şekilde tutarak kafaya diktim.
Evet sevgili dostlar içmiştim içmesine ancak midem ekşiyordu. Sanki çıkarsam rahatlayacak ve tekrar müreffeh iç huzuruma kavuşacaktım. Hülasa hadisenin teferruatını siktir edelim(buraları geçiniz) çok pastoral kustum amk.
Şimdi sen sevgili çay/tereyağ dualitesi aca Nası olur diye merak eden tecrübeye aç kardeşim. Siktiret boşver ben sana konuyu gayet didaktik izah ettim!
ben, mantıklı buluyorum bu kadının söylediği şeyleri. geçen gün kalorinin dev bir yalan olduğunu yazdı ekonomist.
özetle, dedeleriniz gibi beslenin diyor. paketli her şeyden uzak durun diyor, kanser olursunuz yavrum diyor. yanlış mı söylüyor? hayır. şu kadın ajda pekkan tipine sahip olsa bir inanan varsa on bin inanan olurdu. şekilcilikten ölecez.
kocaeli'nde beslenme alışkanlıklarıyla ilgili yaptığı konuşmasında “Meyve de yenilmeyecek diyorum. Çünkü kavun, karpuz, üzüm, incir, elma da trigliseridleri yükseltiyor. Meyvenin şekeri 5 karbonludur. Vücut bunu enerji olarak kullanamıyor" demiş hekim.