can yücel

entry1108 galeri48 ses2
    8.
  1. zamanın sert milli eğitim bakanı, munis mevlevisi hasan âli yücel in oğludur. kendisi devrimci kisiliği dolayısıyla babasıyla problem yasasa da hayatta ben en cok babamı sevdim (#11091) mısrasıyla babasına olan sevgisini ya da malum sevgi aclığını anlatmaktadır.

    can baba olarakta bilinir/biliriz, entellektüel karekterinin yanı sıra sakallı, bilge, baba, delikalı durusu da ona muhabbet beslemememize yol acar.

    hakkında ayrıntılı inceleme icin varlık dergisinin subat/2006 sayısına bakılabilir.
    17 ...
  2. 7.
  3. EĞER

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

    Dayanılması o kadar da zor değildir,
    büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp,
    göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse..

    Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

    Can Yücel
    93 ...
  4. 6.
  5. ''dün gece kendi ellerimizle
    yalniz yattik
    senin elin can baba
    datça'da topragin altinda
    yesil bir dalin kökünü oksuyordu
    kandilli ilkokulunda
    pis bir tatil günüydü..''
    (bkz: yilmaz erdogan)
    28 ...
  6. 5.
  7. 4.
  8. 3.
  9. hayatta ben en çok babamı sevdim.
    karaçalılar gibi yerdenbitme bir çocuk
    çarpı bacaklarıyla- ha düştü, ha düşecek...
    nasıl koşarsa ardından bir devin,
    o çapkın babamı ben öyle sevdim.

    bilmezdi ki oturduğumuz semti,
    geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!..
    çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,
    atlastan bakardım nereye gitti,
    öyle öyle ezber ettim gurbeti.

    sevinçten uçardım hasta oldum mu,
    40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar istanbul'a.
    bir helallaşmak ister elbet, diğ'mi, oğluyla!
    tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
    ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

    en son teştifine çıkana değin
    koştururken ardından o uçmaktaki devin.
    daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için
    açıldı nefesim, fikrim, canevim.
    hayatta ben en çok babamı sevdim.

    Can Yücel....Şiiriyle bana babamı ve çocukluğumu hatırlatan ve buruk tebessümlerime neden olan çok sevilesi şair baba..
    95 ...
  10. 2.
  11. yalak sairlerin eline vermis aslan.
    44 ...
  12. 1.
  13. rakı sofrasında baldan tatlı olan insan, huysuz. dost.
    40 ...
© 2026 uludağ sözlük