can yücel

entry1108 galeri48 ses2
    27.
  1. Şiirde doz aşımı yaratan, forward ederek arkadaşlara entellektuel havası yaratılan, kız tavlarken arada kendısınden anektodlar çalınıp hava atılan, şiiri sadece şiir gibi değil hayat gibi yazan buyuk şair.
    3 ...
  2. 28.
  3. en uzak mesafe ne afrika'dir
    ne cin , ne hindistan
    ne seyyareler
    ne de yildizlar geceleri isildayan ...
    en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
    birbirini anlamayan

    c.yücel
    13 ...
  4. 27.
  5. sapına kadar şair babamızdır.

    diyelimki yağmura tutuldun bir gün
    bardaktan boşalırcasına yağıyor mübarek,
    öbür yanda güneş kendi keyfinde
    ne de olsa yaz yağmuru
    pırıl pırıl düşüyor damlalar
    eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
    dar attın kendini karşı evin sundurmasına
    işte o evin kapısında bulacaksın beni

    diyelim için çekti bir sabah vakti
    erkenden denize gireyim dedin
    kulaç attıkça sen
    patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
    ege denizi bu efendi deniz
    seslenmiyor
    derken bi dibe dalayım diyorsun
    içine çil çil koşuşan balıklar
    lapinalar gümüşler var ya
    eylim eylim salınan yosunlar
    onların arasında bulacaksın beni

    diyelim sapına kadar şair bir herifçıkmış ortaya
    çakmak çakmak gözleri
    meydan ya taksim ya beyazıt meydanı
    herkes orda sen ordasın
    herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
    yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
    özgürlüğe mutluluğa doğru
    her işin başında sevgi diyor
    gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
    bi de başını çeviriyorsun ki
    ben varım
    10 ...
  6. 26.
  7. kendisi okuduğunda şiirleri daha da anlamlanan ancak dinleyenin pek bir şey anlamadığı büyük şair **
    2 ...
  8. 25.
  9. datça ya gidip evi ve hergün oturup şarap içip gelenlerle sohbet ettiği çay bahçesini ziyaret etmek; şiirlerinde anlattıklarını içinizde hissetmenize sebep olur..ve belki onu anlamaya yaklaşırsınız bir adım daha..
    3 ...
  10. 24.
  11. 26.
  12. küçük iskender'in aktardığına göre, ümit yaşar için 'kleptomandır' demiş.
    1 ...
  13. 25.
  14. bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin çevirisi ile to be or not to be cümlesine yeni bir bakış açısı getiren,mezarı datçada olan şair. gazi yaşargil in okul arkadaşı olup,kendi seçimi etkili olmasaydı tıp okuyacak olan kişi * büyük şair.
    4 ...
  15. 24.
  16. 23.
  17. Şiirlerinde küfrü ve argoyu bolca kullanan şairdir.Bir şiirinde de istediği gibi ölümünden sonra Datça'ya gömülmüştür.Yaşamı boyunca pek ilgimi çekmeyen şair,geçenlerde okuduğum bir Datça tanıtım kitapçığında torununun çocukça sorusu ile aklımda kalmıştır.Cenaze sırasında torunu -Dedemi buraya mı ektiniz diye sorar.Yazıları ya da kişiliği ile aklımda fazlaca yer etmeyen sanatçı elime tesadüfen geçen bu broşürde torununun minik cümlesi ile aklımdadır bu aralar.
    5 ...
  18. 22.
  19. türkiyenin ilk milli egitim bakanı hasan ali yücelin ogludur aynı zamanda.şiir denilince,aşkı satırlarla sevistirmek deyince,yanlızlık nasıl yasanır anlat deyince,önünde diz cökülesi şair.
    13 ...
  20. 21.
  21. Birileri tasavvufun en zor anlaşılan felsefe olduğunu savunur, oysa en zor anlaşılan felsefe can baba'nın felsefesidir, çünkü onun felsefesi yaşamaktır, her şeye inat, bir eve kapanıp ölümü beklemek değil.
    11 ...
  22. 20.
  23. Beş altı tane güzel şiiri bilinen;ancak her şiiri yaşama dair bir ipucu olan,genellikle muhafazakar kesimin sevmediği,rahat ve söylediklerinin arkasında duran şair.

    (bkz: Dargın mıyız)
    (bkz: ben hayatta en çok babamı sevdim)
    8 ...
  24. 19.
  25. orhan veli gibi "rakı şişesinde balık olsam" isteğiyle kalmamış, olmuş; kendisini ayık görmediğim, edebiyatımızın açıksözlü, çoğu zaman sivridilli, kimi zaman en duygulu şiirleri de yazabilen olağanüstü şairi. can baba, can şair... saçı sakalı birbirine girmiş haliyle adam yayınlarındaki bekçinin köprü altı şarapçılarından sanıp içeri almadığını söylerdi arkadaşlar, kendisini tanıtmasına rağmen.
    "Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
    Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
    Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
    Salonlar piyasalar sanat-sevicileri
    Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
    Yakanda bir amonyak çiçeği
    Yalnızlığım benim sidikli kontesim
    Ne kadar rezil olursak o kadar iyi"
    10 ...
  26. 18.
  27. geniş geniş yaşadı hayatı,biraz değişik konuşurdu içkili gibi haliyle. oysa ayık olan biz miydik o mu ben hiç kavrayamadım,biz miydik her şeyi görmezden gelip bir kör gibi yaşayan,o muydu biz onu sarhoş sanarken hayatı tanıyan ve doya doya yaşayan.
    16 ...
  28. 17.
  29. öyle parçaladım ki ömrümde
    sevgiyle öfke arasında
    sevgimi öfke vurdu
    öfkemi sevgi kaçırdı
    içim parçalandı arada
    can yücel
    13 ...
  30. 16.
  31. 15.
  32. 14.
  33. "Bizim Deniz" adıyla Deniz Gezmiş'e adadığı şiiri;
    en uzun koşuysa elbet
    türkiye'de de devrim
    o, onun en güzel yüz metresini koştu
    en sekmez luverin namlusundan fırlayarak
    en hızlısıydı hepimizin,
    en önce göğüsledi ipi..
    acıyorsam sana anam avradım olsun
    ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun..

    can yücel
    21 ...
  34. 13.
  35. 1926 yılında istanbul'da doğdu.Hasan-Ali Yücel'in oğlu. Ankara üniversitesi Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi'nde Latince-Yunanca okudu, öğrenimine ingiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde devam etti.12 Ağustos 1999 tarihinde öldü

    ESERLERi

    Nazım, nesir çevirileriyle de tanınan Can Yücel, şiir alanında ilk kitabı
    Yazma (1950).
    Sevgi Duvarı (1973),
    -Bir Siyasinin Şiirleri (1974),
    Ölüm ve Oğlum (1976),
    Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabının toplu basımı),
    Rengahenk (1982),
    Gökyokuş (1984) kitaplarında topladı.

    Bütün şiirleri (Gökyokuş dışında) 1985'te yayımlandı: Beşibiyerde.

    Öteki şiir kitapları:
    Canfeda (1986),
    Çok Bi Çocuk (1988),
    Kısa devre (1990),
    Kuzgunun Yavrusu (1990),
    Gece Vardiyası (1991),
    Güle Güle- Seslerin Sessizliği (1993),
    Gezintiler (1994),
    Maaile (1995),
    Seke Seke (1997).

    Yazıları; Düzünden (1994), Ve Can'dan Yazılar (1995) adıyla yayınlandı.
    12 ...
  36. 12.
  37. ustada bir basin toplantisinda sorulur
    -can bey kadinlar icin ne dusunuyosunuz?
    ustad'dan ses cikmaz.baska sorulara bakar.muhabir tekrar sorar
    -can bey kadinlar icin ne dusunuyosunuz?
    ustad yine duymamazliktan gelir.muhabir biraz sert olarak
    -can bey kadinlar icin ne dusunuyosunuz?
    -ben kadinlari dusunmem, sikerim, der
    134 ...
  38. 11.
  39. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde Latince-Yunanca okuduktan sonra Öğrenimine ingiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde klasik filoloji okuyarak devam etmiş, Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik yapmış, türkiye'ye döndükten sonra da bir süre turist rehberliği arkasından bağımsız çevirmenlik yapmış, nazım nesir çevirileriyle de tanınan usta şair. özellikle shakespeare'in sonnet 66.daki kendine has çevirisi hayran olunasıdır. güzel bir şiiri için (bkz: mare nostrum)
    14 ...
  40. 10.
  41. ikiz kardeşinin adı da canan dır.
    6 ...
  42. 9.
  43. bir şiirinde göt lafını kullandığı için mahkemeye çıkar can baba,hakim sorar,nie göt dedin die,bşlar can baba anlatmaya,tama hakim bey ama önce bişey anlatayım der,başlar anlatmaya
    -bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. koca devletin koca doktoruna. doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere.
    köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler. köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez.
    bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü. neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, "biz ne yapacaamızı bilemedik dohtor bey" felan der işte. karşıdan doktor bişiler söyler. muhtar döner arkasına: "makattan verin dedi dohtor" der.

    yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar
    felan, ama makat ne bilen yoktur yine. hasta ise gitti gidecek, ateşler
    içinde kıvranıyo baya.

    ihtiyar meclisi toplanır. son çare, doktorun bir kez daha aranmasına
    karar verilir. yine kimse aramaz istemez doktoru. nihayetinde yine
    biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan söylenmektedir:
    "çok kızacak dohtor çok!" diye.

    sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bişiler söyler yine.
    telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner: "çok kızacak
    demiştim; götüne sokun dedi"

    sonrada hakime döner,şimdi hakim bey size soruyorum,göte göt denmezde ne denir,bu memlekette göte göt denir.
    150 ...
  44. 8.
© 2026 uludağ sözlük