Bilmelisin ki Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki ;
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
anlam yükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki
Karsındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
Bilmelisin ki
Tecübenin kaç yasgünü partisi yaşadığınızla ilgisi
yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güven
öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil
Bilmelisin ki
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da
ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin
için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz
Bilmelisin ki iki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini
sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri
anlamına gelmez.
Bilmelisin ki
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki
sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar
sürüyor.
ölüsüne saygısızlık edilen adamdır. mezarının üzerinde şarap oyuğu vardır ve mezarlık şarap şişeleriyle doludur. özellikle anma günlerinde gelenekselleşmiş can baba'nın kabrine şarap dökme ayinleri yapılmaktadır. iyi şiirlerinin yanında kötü şiirler de yazmış, evi eski datça diye anılan bölgede yer alan, içtiği son şarap şişesi kutsal emanetmiş gibi saklanan bir adamdır.
Hasan Ali Yücel'in oğludur.Bir tv programında Nazım Hikmet'e 'kartpostal şairi' denince,programa telefonla bağlanıp:'kart sensin,postal da sana girsin' diyebilecek kadar Nazım'ı,Odtü'de yaptığı bir konuşma da 'küfür bizim ağzımız da bi çiçek,brujuva sınıfının ağzında ise bir lağım çukuru gibidir' diyebilecek kadar küfürü seven.Hayatta en çok babasını seven.Mütevazi yaşayan,inandığını yazan,yazdığına inanan.'Herşey sende gizli' belki de en önemli şiiri olan büyük şair.
ağlatabilen ender şairlerdendir can baba. ne zaman okusam gözlerim dolar, sonra kendi sesinden bizim deniz ve seke seke'yi dinler, gözlerimden yaşlar süzülür.
seke seke geldik can baba, sike sike gideceğiz * güzel uyu.
Sebepsiz sevmektir aşk,
nedeni olmadan bağlanmak birine.
Gözlerine baktığında erimektir içten içe,
Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle.
Hatta sarıLamamktır utançtan,
...Çünkü utanmaktır sevmek aslında,
Sevmek nedir aslen?
Ölmek mi uğruna?
Yaşamak mı onunla?
Sevmek mi ömür boyunca?
yoksa ayrılmak mı gerekince?
Nedir insanı başkasına bağlayan?
Güzelliğimi?
bilmez kimse bu soruların cevabını..
Kimi sever güzelini,
Kimi sever özelini...
hava döndü işçiden işçiden esiyor yel
dumanı dagıtacak yıldız-poyraz başladı
bahar yakın demekki mevsim böyle kışladı
bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
hava döndü işçiden,işçiden esiyor yel
tekliyor işte çagın çarkına okuyan çark
ve durdumuydu bir gün bu kör avara,kasnak
bir zincir yitirenler bir dünya kazanacak
sende o dünyadansın sınıfın bil safa gel
hava döndü işçiden,işçiden esiyor yel
köylükler uykusunda döndü dönüyor sola
güne bakıyor bebek büyüyen yumruğuyla
başaklar gövderdi bak baş koydular bu yola
saltere uzanıyor tanrıya açılmış el
hava döndü işçiden,işçiden esiyor yel.
Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!
Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım ''bırak'' diyor bir yanım ''-ma''
Kesin değil!
Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!
Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara
Kendime kırgınım
Maziye hiç değil, an'a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına
Bir hayli kırgınım
Beni ben kırdım oysa,
iyi değil!
Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum...
iki saatir hakkında yazılanları okumaktan sıkılmadığım, hakkında birşeyler yazmaktan çekindiğim babalar babası, bana beni benden daha çok anlatan şair. Buraya yazılanlar, onun yazdıkları yanında çok sikindirik kalır gerçekten de.Saygılar CAN BABA!!
Okunduğu zaman ''aa bunu geçen nerede okumuştum?'' diye düşünülür. genelde hep olmuşlar vardır yazdıklarında...Eline kalem almış herkesten etkilenme potansiyeline sahip ,kalem gereksizidir.
Can Yücel ilk Milli Eğitim Bakanımız Hasan Ali YÜcel'in oğludur.
Can Yücel şiirleri ve yaşam tarzıyla bir fenomendir. Mezarı Datça'dadır. Ama o ölümsüzdür. Birbirinden güzel fevkaledenin fevkinde şiirleriyle, özlü sözleriyle ve hazırcevap tavırlarıyla ölümsüzdür.
Çok sevdiği Alsancak meyhanelerinden birinde herzamanki gibi arkadaşları ve yeniyetme şairlerle içerken sabahın yakın olduğunu anlar ve kalkar masadan. Kendini Kordon çimlerine atar ve yıldızların kayboluşunu ve tan yerinin ağarmasını izlemeye koyulur. Bu durumu gören yeniyetme şairlerden biri şöyle der:
- Üstad ne görmektesin anlat bize. Anlat ki senden bugun son dersimizi alalım.
Can Baba manalı manalı baktıktan sonra şu ölümsüz cevabı verir.
- Çok sarhoşum amına goyim burnumun ucunu görmüyorum.
işte Can Baba bu doğallığından ötürü ölümsüzdür.
...baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.
Gönlün ne kadar şık, sen ondan haber ver!
Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver!
Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında,
bırak aksın yollarına.
Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
Sen inan yüreğine,
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
Büyü, büyü..
Bak ellerin, ayakların kocaman,
aklın da maaşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
boşver yaşı başı,
aşk var mı aşk, sen ondan haber ver!
Takılmışsın yüzündeki, gözündeki çizgilere.
O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü,
öl gitsin..
Parayı pulu savurup,
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
savrul gitsin..
Boş ver be yaşı başı,
kim tutar seni kim,
kendi yüreğinden başka kim?
Aklını al da öyle git,
ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git.
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna...
Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa..
Yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş,
sen mi biteceksin?
Çekeceksen bile bayrağı,
yaşadım ulan dibine kadar diyemeyecek misin?
Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın,
Biri seni bulacak
Önce korkacaksın, eski acılara yakalanmaktan
Biraz ürkeceksin.!
Ne kadar dirensen de nafile...
insansın sonuçta, seveceksin
Eski acılara bakıp da küsme sevdalara
Gâvura kızıp da oruç bozulmaz.!
Sök at kafandan ''acaba''ları.!
BiR KEMiK AYNI YERDEN iKi DEFA KIRILMAZ...
kibrit çakıyorsun karanlıkta
badem çiçeklerini görmek için
ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
sarnıç gemisi gözlerin.
bir iş açacaksın başımıza
yangın mı olur artık, bahar mı?
ps: sol frame'de, bunca saçma başlığın arasında çok cana yakın geldin be baba...
Keşke hep masum kalsaydın benim için,
Uzaktan ve duvarlara dayanarak izleseydim seni.
Keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı.
Ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım.
Hayat kavramım senden ibaret olmasaydı keşke.
Seni hayatımın öznesi yaptım da ne oldu ?
Her gece bir acı, her anımda yaralı bir kalp...
Öznesi olmayan bir hayata mahkûm bir nesne kaldım sayende.
Oysa ne kadar masumdun önceleri,
Bir gülerdin dünya gülerdi sanki.
Kazara göz göze gelsek yıkılırdı içim.
Öpülesi bir el uzanırdı tenime,
Dokunurdu içime işlercesine.
Ne güzeldi eskiden, uzaktan seyreder,
En yakınlarıma anlatırdım seni.
Ne masumdun sen bana.
Aniden çıkınca karşıma,
Yağmuruna kavuşmuş toprak misali sevindi yüreğim.