bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım.
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım..
ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım..
fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım..
''sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana ''git'' dediğimde anladım..
biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
git dediklerinde gittiğimde anladım..
sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım..
ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
sevgi emekmiş,
emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
anladık can baba nur içinde yat.
bu ara kendimi toprağa çok yakın hissediyorum
o kadar seviyorum ki toprağı
içine giresim geliyor.
bademlere sarılıyorum yolda,
ama öbür tarafa değil
bu topraklardaki
ne zaman olacağı meçhul
devrime doğru yürüyorum
nar çiçekleriyle...
yönlenme / can yücel
12 sene oldu ayrılalı senden can baba, nur içinde yat...
adamın boğazını düğümleyen şair. ölümünün 12. yılında mezarı başında anılan, ama mezarı başından çok düğmüklediği boğazların sahipleri tarafından anılan kişidir.
hayatta neyi aramam gerektiğini, neyi aramamam gerektiğini, çok sevmemeyi ama asla vazgeçmemeyi, yerin beni çektiği kadar ağır, sevdiğim kadar yaşamış, yaşadığım kadar da ölüme yakın olduğumu öğreten... insanın bir eşi olması gerektiğini söyleyen...
- can bey,şiirlerinizi ve düşüncelerinizi çok beğeniyoruz,size büyük bir saygı duyuyoruz ama bu kadar çok küfürlü ve argo konuşmasanız olmaz mı?
can yücel önce susar,sonra yavaşça doğrulur, o kocaman ellerini kürsünün üzerine koyup:
- küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur.. küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir!. deyince salonda müthiş bir alkış kopar
sonra tamamen ayağa kalkıp şöyle bitirir konuşmasını
- arkadaşlar bugün de çok kafa siktim!
--spoiler--
son nefesini de bir komünist olarak vermiş, 18 nisan 1999 seçimlerine ödp'den vekil adayı olarak katılmış sınıf şairidir.
feysbukta ve diğer sosyal ağlarda baba'nın adı ve şiirleri üzerinden yoğun bir dezenformasyon yaşanıyor. görseydi sanırım okkalı küfürler savururdu.
ama biz onun "onlar da olmasalar, benim gayrı kimim var?" dediği "şarabi eşkıyalar"sak eğer, "şarabi" rengimizi göstereceğiz her daim:
Övgü
"Komünizm kızılcıktır
Kabza iyi gelir
Ne güzeldir daneleri
Ne güzel reçeli olur
Şurubu da
Yemiştir ama yenilmiş değildir"
Babası milli eğitim bakanı olduğu için, sınavı kazanmasına rağmen yurt dışına okumaya gidemeyen insan.
Nüansı tekrarlayayaım, gidemeyen...
Parti üyesi hatta istanbul il başkanıyken kartal a binerken, şimdi oğullarının gemicik filoları olanlar sevmezler bu tip insanları.
Çünkü bu insanlarda insanlık onuru diye adlandırılan bir özellik vardır. anlayamazlar. Anlayamadıklarından korkarlar. Korktuklarını sevmezler.
sosyal paylaşım sıtelerınde dogru duzgun onu okumamıs olanların bıle bır ıkı sözü bir yerlerden bulup paylaşması benı sınır etmıstır. onu yıllaca okuyup özümsemiş insanlara ayıp ya.
doğru bildiklerinden şaşmamış, öyle yaşamış ve öyle göç etmiş şair, insan, kalem erbabı.
kendisine bir şiir de ben armağan edeyim:
baba sırtını verdiysen datça tepelerine
sığmazdı anlatacakların kelimelerine
kara kalem, belki bir silgi ve beyaz bir sayfa
merak etme sen, memleket aynı, hala aynı tayfa!
12 ağustos 99 yılında aramızdan ayrılan can yücel, ölümünün 12. yılında.
bana şiiri sevdiren adam. o ölümsüz şiirleriyle büyüleyen yüce(l) şahsiyet.
'' yazılmış şiirin üstüne koyduğum somun.
sözcükler ekmeğin lokmaları gibi.
ben size lokmalardan kurulmuş bir şiir veriyorum.
yiyin, bana şükredin, küfredin! ''
"öyle bir seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak "
diyen güzel insanın gün itibari ile ölümünün 12.yılı :(
kirli sakalının yüzünde bıraktığı olgunluk duygusunu, aşkla, sevgiyle ve özlemle harmanlayıp şiirine yansıtan, gelmiş geçmiş en iyi türk şairlerindendir.