bizim mahallede bir bakkal vardı küçükken, annem oraya bizim bakkal derdi en yakın bakkal orası olduğundan bende orayı gerçekten bizim bakkal sanıp çikolataları şekerleri cebime doldurup adama hoşça kal amca deyip çıkarmışım dükkandan. * adam çok çekti benden. ama yine de severdi bana sarı papatya derdi ölmemiştir inşallah kendisi. ben bunu da özledim. şimdi para vermeden nefes alamıyoruz lan.
küçükken cipsleri almadan önce mıncıklardım içinde taso olup olmadığını anlamak için. artık yapmıyorum sakin olun. *
amcamı küçükken özlemezdim, artık çok özlüyorum.
bir de küçüklüğümün bayramlarını çok özledim. büyüdükçe harçlık alamamaktan değil be valla bu başka özlem, özledim işte.
bir de doğum günlerimi özledim, artık kutlamıyorum.
pazar günleri banyo yapılıcak diye hüzünlenmek.
akşamları ailece tv izlerken annenin elma, portakal soyması.
oyuncaklarım.
akşam hava kararınca annenin camdan seslenmesi.
ulan yazılıya çalışmayı bile özledim ya.
canım çocukluğum...
he bi de eskiden carrefour' un yerinde beylikdüzünde contınent diye büyük bir market zinciri vardı. oraya giderdik her gidişimizde bir barbie bebek.
bikini üstünü giymemek.. evet, bunu o kadar özlüyorum ki bazen. ne güzel eşit derecede bronzlaşırdı her bir yerimiz, iz falan olmazdı. şimdi öyle mi peki? bikini üstün ne şekilde olursa olsun, bir şekilde engelliyor eşit derecede bronzluğu. kimse boynuna yakın yerlerde veya sırtında beyaz bir şerit olmasını, ya da askısız giyip her seferinde çekiştirip durmayı istemez öyle değil mi?
okuldan kaçmak, sınıf kavgaları, okul servisinde yaşanan müzik kavgaları, beden eğitimi dersleri, bahçede oynamak, bütün gün bisikletle gezmek, sorumsuzluk...
üzerinde 999 in 1 yazmasına rağmen içinde sadece mario, bomber man ve tank oyunu olan kasetleri büyük bir heyecanla alıp eve gitmek ve deli gibi sabahlara kadar oynamak.
marioda 8-4'ün sonunu getiriyorum olum ben sen ne diyon? oyun tekrar başa dönüp yürüyen kaplumbağalar uçuyolar.. **