Aşık olmuşum dünyaya düşmüşüm
Kuş olmuşum hep sevdaya uçmuşum
Yaşım başım almışım
Sevmişim evlenmişim
Daha baba olmadan babamı yitirmişim
Acı çekmek kolaymış alışmışım
Daha baba olmadan babamı yitirmişim
Acı çekmek kolaymış alışmışım
Uuuu uuuu uuuu
Gerçekmişim göz görmüş söz dokunmuş
Sahte yüzler hep miğdeme dokunmuş
Aklımı yitirmişim ki doğrulara durmuşum
Aldatılmış durmuşum vurulmuşum
Bahar yaşta güzmüşüm kırılmışım
Aldatılmış durmuşum dostmuşum vurulmuşum
Bahar yaşta güzmüşüm kırılmışım
Uuuu uuuu uuuu
iz!
beyaz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!
lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen sonsuzluk
ve giz, yaklaş!
beden nerede parçalandıysa kartallar oradadır. uykunun
beyaz kum tanecikleri gibi dağıldığı bir gün şeffaf
kanatlar seni yerden kaldıracaklar.
tuz! buzu çözen formül, kanallardan akan kar ve pus
beden nerede parçalandıysa kanatlar oradadır.
dev kanatların yalayıp geçtiği tuz çölleri,
kızgın havanın ve tuzun örttüğü, örterek çizdiği figürler,
prizmatik kuşlar, bale, beyaz değme noktaları....
kim yaşamını kurtarmaya çalıştıysa kaybedecek. kim
kaybettiyse bulacak onu yeniden. fezanın
lacivert bir serap gibi insanları sardığı bir gün
dağınık hafif bir uykudan kalkar gibi
teyelleyeceksin kendini.
yırtık neredeyse beyaz uyum noktaları oradadır sevgilim.
uz! yırtık bir göğün altında yaşıyor muyuz?
işyerlerini saran beyaz yası
unla kaplanan hasta yataklarını
çocukluğun kırık kollu eğitimini düşündüğümde
bana değdiğinde
o bilinmez elektrikte
seni düştüğün yerden birisi kaldırdığında
mutsuz bilincin beyaz kelebekleri savrulduğunda
savrulduğunda
şok
elektroşok
kim rezerve ranzada yattıysa bilir.
parçalar neredeyse kanatlar oradadır.
seninle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim
kendimi bütünlemeyi beklerken diktiğim.
iz!
ikiz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!
lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen makas
ve sis, yaklaşma!
tuz! tuz ve buz! kendinden ayrılarak akan kar ve pus!
o beyaz ülkeden çıkıp giden ikizindi
ardından gelen yağmuru dinle şimdi
ikizinle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim
kendini bütünlemeyi beklerken diktiğim.
lale müldür
mor ve ötesinin piyasaya düşmeden , şebelekliğin dooruklarında gezinmeden önceki zamanlarındaki en bi muhteşem parçalarından birisidir . parçayı dinlerken bi yerlere vurayım , kırayım dökeyim mı yoksa otup ağlayayım mı tadındaki sekansları vardır .
buda sözleri olsun ;
durduğun yerden devam etsin
güzel olmasın kesilsin yine
koş koş kurtul eskit pabuçlarını
dilimiz eksildi, küçük kaldık
düştük
acımız oldu çok oldu
iyi ki oldu iyi ki oldu
beyaz beyaz dibine dek beyaz
rüyası insana yalan söyledi
sadece önce şaşkın
dibine dek beyaz sonra
iyi ki varsın iyi ki yokum(iyi ki varım)
gölgem var, iyi ki gölgem var
bizi yalnız bırakmayan gölge
sadece önce şaşkın dibine dek beyaz
sonra iyi ki varsın iyi ki yokum
ama benim bildiğim kadarıyla bütün renklerin karışımından oluşur beyaz;
içinde siyahın nefretini, kırmızının baştan çıkarıcılığını taşıyan bir renk nasıl olur da masum kalabilir ki!?
nasıl saf olabilir!?
yalanın rengidir olsa olsa bu beyaz; beyaz yalan deyip yırtmaya filan da çalışmıştır ama nafile..
en kötü zamanlar, şu anda olduğu gibi, uygar dünyayı barbar dünyadan ayırır. bu netleşme anıdır.(time dergisinin 11 eylül sayılı özel baskısından...) insanoğlu, öteden beri dövüştüreceği köpekleri vahşileştirmek için aynı şeyi yapar. onları bir kafese kapatıp üzerini siyah bir örtüyle örter. gün ışığını göremeyen köpekler bir süre sonra aptallaşıp saldırganlaşır. insanlar ve halklar da böyle "vahşileştirilir". gün ışığını ve insanlığın içindeki ışığı görmekten men edilen halklar, tıpkı vahşileştirilmiş köpekler gibi "kara örtünün" intikamı için yaşar. onlar, kendine acı çektiren "sahibini" değil, hemcinslerinin etini parçalar. sahip, onu kontrol altında tutmak için kara örtüyü hep üzerinde tutacaktır. çıkacak olan savaş, sahiplerin vahşileştirdiği köpeklerin dönüp sahiplerini ısırmasından korkulduğu için çıkacaktır. sahip, bugüne dek kendisi için diğer köpekleri parçalayan köpeğinin bir gün dönüp çocuklarını parçalayacağından korkmaya başladığı için beynine bir kurşun sıkarak işini bitirecektir. dünya temizlenecek,bembeyaz olacaktır. beyaz, bir renk değildir oysa. kör edici bir ışıktır sadece; renksizliktir. 200 yıl sonra duvara çıkan çocuğun göreceği "kara örtü" bundan yıllar önce dokunmaya başlandı. kuzey-güney gerilimi sistemi tehdit edercesine yükselirken kuzey, tüm ideolojik aygıtlarıyla güney’den ekmek için gelen "insan atığına" bir çare aradı. bulamadı. kurdukları sistem "özgürlük ve eşitlik" dediği için bu insan atığını kendinden uzak tutmak için "uygar" ve hukuki bir yöntem bulamadı. savaş, bu yüzden çıkacak. dev bir kumpas bu. önceden verilmiş bir karar. kuzeyi, "beyaz dünyayı" korumak için bir yöntem. ve bu günlerde uluslararası görüşmelerde belirlenmeye çalışılan nokta, kara örtünün nereden nereye gerileceği. haritalar üzerinde, örtünün tutturulacağı noktalar belirleniyor. verilen karar, duvarın "bu" tarafında kimlerin kalacağı, duvarın ötesine kimin atılacağına dair. kapılar kapanıyor işte, yeni bir dünya kuruluyor! [bkz]ece temel kuran *