Bursa denilince aklıma direk iskender geliyor. Gemlikte teyzemler oturuyor ama sanki bursa değilmiş gibi. Bursa candır. Yazın ulu camiye gideceğim süper bir uğrak noktası. Türkiyemizin nadide şehirlerinden.
Bu ara ismi çok geçen şehir. iki yıl orada yaşayacağım heyecan dorukta. Tek istediğim; allahım beni güzel insanlarla karşılaştırsın, delisiyle dolusuyla yanyana gelip sorun yaşamayayım. Uğraşmak zorunda kalmayayım. Güzel zamanlar geçireceğime inandığım güzel şehir bursa.
türkiye'nin beşinci değil, dördüncü büyük kentidir. ayrıca şehir merkezi nüfusu 2 milyon ve üzerinde olan dört büyük metropol şehirden biridir. (bakınız: istanbul, ankara, izmir, bursa.)
Yemek yemek için ofisten ayrılmadan evvel sıcaklık testi yapmak için kolumu camdan çıkardım anında bronzlaştı. O nasıl bir sıcaktır. Neyse yemeği dışardan söyledim, getiren kurye yüzüme " kundurasini siktigimin pezevengi, bu sicakta ne siparisi lan " der gibi pis pis baktı.
Çorba sogukmus, tazeleyin ve sıcak getirin diye ibnelik yaptim. Neyse yeni ve sıcak çorba geldi. Kesin içine tukurmustur ben olsam tükürürdüm yeminle.
Nihayetinde hava sıcak olabilir ama çorba soğuk yenmiyor.
Ha bu arada gavur hamamı gibi sıcak şehir an itibariyle.
Hiç sevmediğim şehirdir, ne yazık ki toprağı kıymetli kılan insan olduğundan ve malesef kan bağı aracılığıyla ilişkim olan bazı canlılar orada ikamet ettiğinden bursa'ya küskünüm.
öğle arasında klimalı ofisi bırakıp dışarı çıkalım, yemek yiyelim dedik. dondurma yedik, terli terli soğuk su içtik, soğuk taşlara oturduk yine de soğuyamadık. cırcır rocks. *