iş görüşmesi için gidildiğinde yıllar öncesinden hiçbir iz bulunamayan, '' belediye iyi çalışıyor.'' şeklinde kendi kendime konuşmama sebep olan çok yakın zamanda yerleşeceğim şehir.
yemyeşil bir şehirdir fakat yemyeşil olan sadece merkezdir. merkez dışına çıktığınızda cidden dumura uğruyorsunuz.
bursa'nın o yeşilliğine tepeden baktım daha dün. harika bir manzara. bana istanbul'u hatırlattı. fakat istanbul'umu hatırlatan yeşillik değil, o canavar binalardı. keşke bursa'da o yüksek binalar olmasa. istanbul'u bok ettiler bursa gibi güzel bir şehrimize de bunu yapmasalar.
Bursa-lı-sın diye salak salak haraket yapan tiplerin dün-bugün-yarında koşa koşa göç edecekleri, Türkiye'nin konumu açısından en güzel illerinden.. Aşırı göçün verdiği zorluklara rağmen,akın akın gelen krolara rağmen yaşanılası bir şehir..
hayatımın bir buçuk senesini gitgellerle heba ettiğim bir şehir, öte yandan şehir dokusu ve benim gibi sakinliği, mahalle yaşamını seven biri için bulunmaz nimet değerindeydi ipekçilik yokuşu tarafı..bursayı özlesemde artık gitmek için hiçbir nedenin kalmamış olduğu boşa heba edilen bir buçuk senenin özeti şehirdir..
Hava sıcaklığı olarak yazın istanbul'dan ortalama 2-3 derece daha sıcak; kışın ise 2-3 derece daha soğuk bir kenttir. Marmara kıyısından içlere doğru gidildikçe karasal iklim özellikleri de görülmektedir.uludağ ın ise yükseltisinin fazla oluşu kışın bu dağı dondurucu, yazın ise titretici özelliklere sahip yapmaktadır.(Şehir yazın 35 derece yanarken uludağ da giyecek hırka aramanız doğal bir olgudur) Bu arada Bursaspor un şampiyonluğundan hemen sonraki günlerde (ki nadiren görülen bir durumdur) mayıs ayında uludağ a kar yağmıştır. (Uludağ da Bursaspor un şampiyonluğunu bu şekilde renklerine atıfta bulunarak kutlamıştır)
nasıl muhafazakar olduğunu bir türlü kavrayamadığım şehir. küçük bir anektodla tümevarım yapalım: kişi başına düşen mini etek oranı istanbulu 10'a katlar düzeyde. ee o zaman neyi muhafaza ediyor bu bursalılar ben anlamadım?
edit: evet lan muhafazakarlık kriterim mini etek, sana ne?
insan hayatından ziyade taşıtlara öncelik veren bir belediyecilik anlayışına sahip şehir. bu kanıya varmak için tek bir sebep yeterli. o da şudur ki, en işlek caddelerde trafik lambası yok! açıklayayım. efendim; ben, işi gereği sık sık yolu bursa'ya düşen bir bireyim. geldiğim zamanlarda da heykel'deki çeşmeli otel'de kalıyorum. otele gelmek için otogardan paşa paşa otobüse binip heykel'e gidip otelin tam karşısında iniyorum. fakat otele bir türlü gidemiyorum. çünkü tayyare kültür merkezi'nin önündeki aşırı işlek ve çok uzun caddede bir tane bile trafik lambası yok. ya kendimi son sürat gelen arabaların arasına atacağım, ya da alt geçitlerden geçeceğim. fakat bende bel fıtığı mevcut. ben neden onca ağırlıktaki valizlerimi elimde taşıya taşıya aşağıya inip çıkayım, bana yazık değil mi(keza benim durumumdaki herkese)? bir lamba koymak çok mu zor? ayrıca çok da merak ediyorum, tekerlekli sandalyedeki insanlar nasıl karşıdan karşıya geçiyor? çünkü, bu kişiler için alt geçitlerde hiçbir kolaylık sağlanmamış. her geldiğimde sırf bu yüzden şehrin diğer güzelliklerini keşfedemeden sinir katsayım yükseliyor.
türkiye nin 1. büyük şehrinden 4. büyük şehrine sevgilerle. 10 yıl önce gördüğüm ilginç bir şehirdi bursa. en çok da aklımda kalan o kadar çok yürümüştük ki otobüsü gördüğümde kaportasını öpesim gelmişti.
"bu hayalde uyur bursa her gece." der ahmet hamdi tanpınar. şimdi yine bir dejavumu yaşayacağım diye düşünüyorum bazen.
hiçbir şey tesadüfi değildir. bursa ve istanbul... "koca bir çınar" ve onun "yaprakları" gibi. o yaprakların şehrinden kurulur koca bir imparatorluk, ilk başkent olur bursa. ve istanbul son başkenttir o imparatorluğa... ilk ve son... ne muamma...
çınar ağacının yaprakları bir ele benzer. ve bu el tasavvuf edebiyatında şeyhin müridlerine uzattığı eli simgeler. çınar yaprakları da beş parmağı anımsatır.
istanbul koca şehir... bursa yeşil bir türbe...
istanbul tezatlıklar diyarı... erkek gibi kadınların yaşadığı şehir...
bursa ne kadar anlayabilir bunu?
büyük şehirde küçük insanlar yaşar. kayıptırlar, görünmezler; gizemlidirler, bilinmezler; uzaktırlar ama şah damarı kadar da yakındırlar sevdiklerine... silinmezler...
eğer bursa hakkında hiç bir bilginiz yoksa haritada yerini bile bilmiyorsanız, öncelikle bursa hakkında bilmeniz gereken 3 şey vardır, bunlar:
-şehirde yıllardır elektrik var, elektrik üretmek için pedal çevirip dinamolarla akü falan beslemiyoruz.
-bursalı anneler, erkek çocuklarını basket topu sektirir gibi yolda gezdirmiyorlar.
-hergece dağdan ayılar inip şehirde sorun çıkarmıyor, o işi, şehirli ayılar yapıyor.
bu üç mühim bilgiyi edindikten sonra bursa hakkında diğer bilgilere geçebiliriz.
osmanlı devletine bir zamanlar başkentlik yapmış olduğu için gerçekten yaşlı bir ildir, bundan dolayı hemen hemen her sokağı her köşesi tarih kokar ve gerçekten hoş bir kokudur ama zaman zaman bu tarih köşelerine biriken çöpler yüzünden ne estetik kalır kimi yerde ne de tarihin kokusu hoş gelir insanın burnuna.
yeşildir yeşil olmasına ama eskiden bu yeşilliği sağlayan ağaçlarmış, şimdilerde ise binaların dış cephelerini yeşile boyayarak yeşilliği vermeye çalışanlar var. gerçi şehrin güneyini ulu dağ tuttuğundan ve hala insanlar şehri yeşil tutmak için çabaladığından diğer büyük şehirlere göre yeşil biraz daha fazla hissediliyor şehir içinde ama giderek betona battığımız doğrudur.
büyük illerin yollarının kesiştiği bir noktada olduğundan olsa gerek irili ufakli bir çok sanayi bölgesine sahiptir. tabi bu kadar sanayinin bir arada olması, bir çok işsiz insanın hayallerine giren bir şehir olma özelliğini de barındırır, bu sayede şehirde bir çok farklı şehirlerden insana rastlmanız mümkündür, zaten tam anlamıyla yerli bursalı sayıca fazla kalmamıştır ve belediye bu kişiler için özel koruma bölgesi falan açmayı düşünmemektedir.
istanbul ile arasında fazla bir uzaklık olmadığındanmıdır, yoksa istanbul'un gerçekten çok mükemmel bir şehir olduğundan mıdır bilinmez şehir halkının büyük bir kesiminde istanbul özentiliği vardır; işlerini istanbul firmalarına yaptırırlar, arabalarının plakalarında ilk iki basamağın 34 olmasını isterler, işin trajikomik yani istanbul da olup da bursada olmayan hiç bir şey yok gibidir.
şehirin denizi yoktur ama denizle arası 20 dakikadır, çok güzel yazlık beldeleri vardır (mudanya, kumla ,gemlik) ve şehrin arkasında uludağ bütün heybetiyle durur. yazın ya da kışın uludağ bütün şehir halkına her zaman estetik bir şov yapmaktadır, uludağın keyfini çıkarmak için dağa çıkmaya gerek yoktur, bir bakış bile size çok şey yaşatabilir.
bir adet üniversitesi vardır uludağ üniversitesi, ama ortalamanın üzerinde sayılabilecek bir kaliteye sahip ve yüz ölçümü olarak ise son derece geniş bir alan sahip olduğu için gelecekte çok daha gelişmesi adına büyük bir potansiyele sahiptir.
develuasyon yıllarına kadar şehir, tekstil sektöründe, dünya çapında bir üne sahipti. devaluasyon sonrasında ise bir çok büyük şirketin iflas açıklaması yapmasıyla çinli tekstilciler peş peşe goller atmış ve bursa bu konuda küme düşmese de son derece gerilere düşmüştür. fakat yinede bazı şehir efsanelerine göre türkiye'deki en iyi tekstil mühendisliği bölümü uludağ üniversitesindeymiş.
her sokakta en az bir adet gıda sektörüne ait bir dükkan görmeniz, bursa halkının evlerinde mutfak olmadığı gibi bir görünüm yaratsa da, bursa halkının yemek zevkine önem verdiği görünür.
kültürel olarak ap ayrı bir yerdedir, bir kaç sineması olup tek bir tiyatrosu vardır (bkz: ahmet vefik paşa tiyatrosu), bunun yanında binlerce internet kafe ve kahvehane olması da şehrin geneli hakında bir çok fikir verebilir. fakat unutulmamalıdır ki bursa şehiri bir çok şehirden göçüp gelen insanları barındırmaktadır, dolayısıyla bir çok farklı kültürü içinde tutar, bu yüzden şehre gelip bir kaç kişiyle konuşup şehirin yaşayanları hakkında bir fikir yürütmek her zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanacaktır. zira seveni gönülden sever bu şehiri, toz konsun istemez.
neredeyse 3 ekmek parasına denk gelen otobüs bileti fiyatıyla eşi benzeri olmayan memleket. sanki otobüslerde sindirella dolaşıyor!
bir de yanımda ''aga'' diyen tipler konuşmaya başlayınca, bu memleket çekilmez oluyor. öte yandan futbol takımı kümeye düştüğünde çok üzülmüştüm. benim için çelişkilerin tat verdiği bir şehir işte.
türkiye nin en büyük 4. şehridir. büyükşehirler içinde oksijen oranı en fazla olanıdır. aldığı göçlerle sikertildiği bir gerçektir, ama onu şehre değil sikertene sormak gerekir.