12 eylül referandumunda yüzde 56 ya yüzde 44 oranı ile evet demiş ildir.
lakin,
bursa'nın kaymak tabakası ve kültürlü, aristokrat insanlarının yaşadığı ilçesi olan nilüfer'de bu durum tam tersi seyretmiş, nilüfer ilçesinde hayır oranı yüzde 58 olurken evet oranı yüzde 42'de kalmıştır.
bursa merkezin kültür seviyesi düşük ve varoş semtleri fazla olan osmangazi ve yıldırım ilçelerinde ise beklenildiği gibi evet diyenlerin üstünlüğü ile neticelenmiştir.
bursa'nın yerlisi sayılan halkın oturduğu semtlerdeki sandık sonuçlarına baktığımızda yine bariz şekilde "hayır" üstünlüğü ile karşılaşmaktayız.
lakin varoşlardan, kürt nüfusunun yoğun olduğu, gecekondulaşmanın yoğun olduğu semtlerin sandık sonuçlarına baktığımızda ise evetçilerin bariz bir üstünlüğü vardır.
keza artık bursa'nın bir mahallesi konumunda olan ve eski bursa halkının sayfiye tercihi olan mudanya'da ise yine ezici bir hayır üstünlüğü göze çarpmakta...
bursa ilinin denize kıyısı olan 3 ilçesi olan.
mudanya, gemlik ve karacabey ilçelerinde yine kazanan hayır tercihi olmuştur.
yani bursa'nın da kumsalları hayır demiş ve yobazlara denize çıkabilme imkanı bursa'da da tanınmamıştır.
ha haticeye değil neticeye bak diyecek olursanız.
bursa'nın tercihi malesef evet olmuştur.
lakin bu evet bursa'lıların değil, bursa'da yaşayan hatırı sayılır erzurum, muş ve diğer kürt oyları ile faruk çelik'e istinaden artvinli oylarından kaynaklanmaktadır.
herkesin ibnelikle suçladığı şehir, istanbuldaki(hatta sadece taksimdeki)leri toplasan bursadakilerin on katı eder zaten ertuğrul sağlam gibi bir mucizeyle karşılaştığından beri kimse bu yakıştırmaları yapmaya devam edicek cesareti bulamayacaktır...
edit:sana ne!
universite okumak için gelenlerin nedense bir türlü beğenmedikleri , için doğup büyüyenlerin ise anlata anlata bitiremedikleri, aslında tek sorunu ulaşım olan şehirdir..
garaj altı denen yerlerde caddeleri dar, evleri birbirinin aynı,sokakları birer labirent gibi olsa da her yerinde farklı bir güzellik bulduğum şehir...
türkiye'de aynı anda doğa turizmi, dağ turizmi, deniz turizmi, tarih turizmi ve sanayi turizmi yapılabilecek onlarca mekana sahip nadir mekanlardan biridir.
türkiye'nin 4. büyük şehri olsada, millattan önce 6.yuzyılda bithnia kralı tarafından kurulan vilayette olsada türkiye'de yaşanabilecek en sıkıcı şehirlerdendir bu şehir. ne kadar dolansanızda geleceğiniz yerler, mekanlar hep aynıdır.
edit: vay amına koyim bu şehirde eğlenmeyi becerebilenlerde varmış, tebrik ediyorum. nasıl olduğunu söylerlerse memnun olurum.
editv2: vazgeçtim bunlar dedeler, kafa dinliyolar.
evliyaları ve eşkiyalarıyla içiçe bir şehirdir.türkiye'nin önemli sanayi şehirlerinden biridir. ayrıca ''üzüntü'' kelimesini ''üzgüntü''olarak telafuz eden halkının samimiyeti iyi niyeti takdire şayandır.
koza han, ulu cami gibi gezilecek müthiş yerleri barındıran, artvin'den yoğun göç alan(en azından ben öyle gözlemledim) şirin bir şehirdir. tabii insana doğduğu yer daha bir güzel görünüyor. bursasporumuz şampiyon olunca sanki daha bir yaşanılası hal aldı bursa.
insanlarından büyük bir şevkle nefret ettiğim şehirdir.
nefret etmem için de çok sebep olduğu kanaatindeyim.
nefretinme yol açan ilk olay 2 yıl önce gerçekleşti;
bursa'nın nilüfer ilçesinde açılan bir kadın sığınma evi ilçe halkını topladı. gazetelerden bulabilirsiniz bu haberi. ilçe halkı toplanıp bu kadınlara saldırmaya çalıştı. neymiş bu kadınlar namuslarına halel getiriyormuş. bu olaya yapacak hiçbir yorumum yok. ancak içimde biriktirdiğim büyük küfürler var.
ikinci olay bursa diyarbekir maçı. bu maçıda herkes biliyor yazıcak birşey yok. bu olay içinde büyük küfürler var içimde.
üçüncü olayda bu inegöldeki olaydır. burda da olayın ne olduğu bellidir.
eğitim durumu bu kadar yüksek bir şehrin böyle adamlara sahip olması ondan nefret etmem için yeterlidir. daha fazla kasmaya gerek yok.
bursa'dan ayrıldıktan sonra anlarsınız oranın kıymetini. ya da bana öyle oldu bilmiyorum. şu an kozahan'da dostlarımla kahve içebilmeyi çılgınca isterdim oysaki.