tarih kitaplarında falan tasvir edildiği üzere gözümüzde canlanan osmanlı devletinin minyatürü gibi bir şehirdir.
memleketim ve yaşadığım yer olmakla beraber türkiye'nin de en yaşanılası şehridir.
istanbul kadar megadır ama istanbul kadar karışık değildir. turist ağırlamaya daha müsayittir. genellikle sakindir,aile mekanıdır.
hava durumu,rüzgar miktarı bulunulan yere göre değişir mesela şu an camlar kapalı oturuyorum. bir açsam rüzgar beni bile uçurucak amk. neyse bu konu hakkında daha fazla konuşup canımı sıkmak istemiyorum.
bursaspor diye kaliteli bir futbol takımına ve teksas diye kalabalık ama şirin bir taraftar grubuna sahiptir.
gelişmişlik düzeyine rağmen oldukça yeşildir. uludağıyla mudanyasının arası 1,5 saat falandır.
iskender kebap gibi bir güzelliğe sahiptir ki bu bütün özelliklerini geride bırakacak derecede kıymetli bir kriter oluyor.
eski yerleşim yerleri (setbaşı namazgah vs) yeni yerleşim yerlerine göre (fsm bademli vs) çok daha sevimli ve çekicidir.
insanları da tam türk tipi insanlardır. girişken,sıcak kanlı,güler yüzlü vs. ama artık has bursalı yok denecek kadar az kaldı ya.
plaka kodu 16 olan ilimizdir. en ünlü yemeği tereyağlı iskender sayılabir, osmanlı'nın eski başkentlerinden biridir. gelişmişlik açısından türkiye'de dördüncü sırada yer almaktadır.
gırgır şamatadan anlamayanı arasında barındırmayan bir sözlük tayfasına, '' küçük dağları ben yarattım '' kibriyle dolaşan müzisyenlere ve kadınlara sahip donuk, depresif şehir.
eğer görmezden gelmeyi, umursamamayı ve iyi yönlerini görmeyi becerirsen bursa' da yaşamaya devam edebilirsin. ama bunu yapman gerektiğini anlayana kadar da yahya kemal üstadın ankara' ya haksızlık ettiğini düşünürsün.
edit: bursaspor dışındaki kulüplerin şampiyonluk sevincini yaşatmamasıyla da üzen şehirdir. bence bursaspor ve taraftarına yönelik rencide edici tezahurat yapılmadığı sürece insanlar takımlarının kazandığı şampiyonluğu kutlayabilmeli. bir fenerbahçe şampiyonluğunu kutlamak isteyen kişilerin arabasına tekme atıldığını, galatasaray formasının çıkartılıp yakıldığını üzülerek gördüm. böyle şeyler savunulmaz. savunmaya kalkışana da kulak vermem.
havası, karasal iklimde doğup büyümüş biri için uygun olmayan şehir. aşırı nemli. ciğer hastalığı olup nemli havaya ihtiyaç duyan içinse doğal bir kaynak.
tek sevmeme sebebim. yoksa bu zamanda bu kadar yeşil büyükşehir zor bulursunuz.
Sanayinin şehrin hemen girişinden başladığı, ama şehir merkezinin yemyeşil olduğu,güzel kent.
Yazın görmüş olduk,ama eminim karla kaplı kış hali çok daha güzeldir..
arkadaş grupları arasında çok feci kankacılık, dışlama, başkalarını birine karşı etkileme dönebilen, erkek müzisyenlerin kibirleriyle rahatsız edici olduğu, dışarıdan okumaya gelenlerin çoğunun '' okul biter bitmez gideceğim '' cümlesini dilinden düşürmediği, donuk şehir.
sevilir mi ? sevilir. eğer görmezden gelirsen, kendi kafana göre yaşarsan, şehrin güzelliklerini görür, karamsarlığını azaltırsan seversin. insan onu şiddetle eleştirmek istemiyor. ama kankacılığı sevmedikten, durmanı gerektirecek okulun, işin olmadıktan sonra çokça sıkılabiliyorsun burada. donuklaşıyorsun bursa gibi.
edit: ondan nefret etmiyor onu eleştiren biri. sadece yıldızının barışmadığını düşünüyor. yoksa sevilecek yönleri de var. ama bir izmir değil mesela... yine de güzel semtlere sahip... ara sıra gıcık yine de... o ücücü...
yıldırım ve kısmen osmangazide yoğunlaşan kıro nüfusunu şehirden atarsak ve işi gücü olmayıp şehirde dolaşanlara yol gösterirsek aslında oldukça güzel olabilecek bir şehirdir.
bir de gelişmişlik farkını çok yoğun hissedersiniz. metroyla üniversite istasyonundan binip arabayatağı istikametine gitmeniz bile yeterlidir. nilüfer venedik'se arabayatağı istikameti süleymaniye'dir.
velasılı kelam dışardan gelenleri atar ve genel nüfusu % 5-10 gibi azaltırsak oldukça da medeni bir şehir olur aslında bursa.