istanbul'a gittiğimde, şöyle bir gezmeden, bir günümü orada geçirmeden rahat edemiyorum. o kadar gitmiş olmama rağmen, son gidişimde başka bir şey fark ettim, daha bir aşık oldum bu semte.
sarıyer'e gitmek için dolmuşa bindim. ne yokuşu diyorlar bilmiyorum, ya da o yokuşun bir adı var mı onu da bilmiyorum, ama bir yokuştan yukarıya doğru çıkıyor işte araba. o yolda gördüğüm şey ağzımın bir karış açılmasına sebep oldu.
starbucks, burger king ve pizza hut, yani favori üç mekanım da tam olarak yan yana dizilmiş bir şekilde duruyordu öyle. bunların üç tanesinden, bir tane bile yok samsun'da, ama beşiktaş'ta üçünü de yan yana görmüş bir bünye olarak hayranlığım katlandı beşiktaş'a. paran varsa yaşanacak yer, ötesi de yok.
fenerbahçe kötü olunca galatasaray'a sırnaşmakta mahsur görmez, iş bu sebepten gelip buraya siz 3 ncü büyüksünüz diye karalama yapanlar, son 20 yılda futbolda elde edemedikleri başarıları sözlükte aramak bahtsızlığına düşmekle aynen başkanlarının yaptıkları hatayı yapmaktalar,
kara para aklama birimi demek ki işini iyi yapamıyor, ezim ezim ezilmeniz buna sebep.
pino'lu, sabri'li, cana'lı, ayhan'lı, mustafa sa... [üff sıkıldım amma kötü oyuncunuz varmış:( ] galatasaraylılar, billica'lı, baroni'li, salçuk şahin'li, 10 milyon euro'luk balon mehmet topuz'lu fenerbahçeliler tarafından son 2 yıldır müthiş bir ittifakla "biz 1. ve 2. yiz, siz 3. sünüz" denilen kulüptür.
o kadar korkmaktalar ki beşiktaşımızdan "bazen fener 1. galatasaray 2., bazen galatasaray 1. fener 2. olur ama siz hep 3. sünüz" ahahah yani arkadaş tırsıyor. şimdi dese ki "fener 1. gatasaray 2. siz hep 3. sünüz" bu sefer de galatasaray tepki vereceğinden, beşiktaş'a karşı tek kalmaktan korkuyor. ittifak niye yapılır ki zaten?
evet arkadaşlar. birazdan başlar;
ama, ama bizim uefa kupamız, kızkardeşimizin şampiyonlar liginde çeyrek finali var:((
haa bi de siz 8-0 yenilmiştiniz :((
sahip olduğu bir oyuncunun sakatlığı yurtta bayram havası yaratan, diğer oyuncunun sakatlık haberini alınca bir kalkıp göbek atmadığı kalan takım seyircilerinin dil uzattığı takım.
büyüksün be beşiktaş, amma korku salmışsın herkesin üzerine.
eğer rakip takım taraftarları quaresma ve bobo sakatlandı diye kendi forumlarında bayram yapıyorsa bu lig için durup düşünmek gereklidir, işte beşiktaş korkusu ve büyüklüğü bu mevzuda açık edilmiştir.
baktılar ki beşiktaş'ın futbolu ve gidişatı ile ilgili söylenecek laf yok yine her zaman ki gibi kendilerine yakıştığı gibi başka yerlerden vurmaya çalışıyorlar. daha çok hangi takım taraftarlarının bu tutum içinde olduğunu anlamak için bir kaç tane entry okumak yeterlidir. beşiktaş'ın geleceğini beşiktaşlılardan daha çok düşünür olmuşlar maşallah. ne yapacaksınız siz sezon ortasında ki beşitaş ı. anı yaşayın futbolun tadına varın.
kulüp ismi: besiktas jimnastik kulübü
kurulus ismi: besiktas bereket jimnastik kulübü
ilk baskan: mehmet samil bey
kurulus tarihi: mart 1903
resmiyet tarihi: 1910
ilk sampiyonluk: jimnastik (1911)
futbol subesi kurulus tarihi: aralik 1911
futbolda ilk sampiyonluk: 1919 istanbul turk idman birligi ligi
futbol liglerine ilk katilis tarihi: 1919
renkler: siyah-beyaz
kurulus renkleri: kirmizi-beyaz
takma ismi: karakartallar
şimdi bu, "galatasaray'la fenerbahçe formsuz olmasa beşiktaş'ın foyası ortaya" çıkar geyiği yılların geyiğidir. nitekim, en son şampiyonlukta da öne sürülebilen tek argüman buydu. be arkadaş, bu takımlar eğer formsuzsa -ki katılmıyorum, sadece kadroları kötü idi- salt takım-içi dengelerden mi formsuzlar allasen ? diğer takımların alıp başını gitmesi, üzerlerinde oluşan baskı vs. gibi faktörlerin hiç mi katkısı yok yani, nedir ? bu rakibinin başarısını çekemeyip, bunu bile kendine yontma çabası nedir ? yav bir tarafta oynadığı 14 resmi maçın 11'ini kazanıp sadece 1'ini kaybetmiş bir takım var, öte tarafta oynadığı 10 resmi maçın 4'ünü kaybetmiş 3'ünü kazanmış bir takım var. hangi formsuzluk, hangi gerekçe açıklıyor bunu ? bir tarafta takım var, bir tarafta 18 tane adam. aradaki zilyon tane fark, paha biçilemez.
sene 96 değil artık, bunda hemfikir olmak lazım. zaten hepsinde birer guti var görüyoruz ki. bak quaresma'ya hiç değinmiyorum bile. zira, guti dediğin adam hayatında ilk defa avrupa liginde oynuyor, neden ? çünkü tüm kariyeri boyunca, 13 yıl şampiyonlar liginden başka bir kupa görmemiş. öyle alex de souza gibi açık alan futbolcusu da değil hani, adam yerleşik defansa karşı atıyor kıldan ince arapaslarını. ama yok, lig eskisi gibi değil, misal fenerbahçe'de twente'nin dünyaya sunduğu büyük yıldız miroslav stoch var, sonra brezilya liginde oynadığı futbolun zilyon kat üstünde oynayan binlerce adam olan alex de souza var, kariyeri boyunca fransa ligi gibi avrupa'nın 5.-6.'sı olan bir ligden çıkamamış bir mamadou niang var, galatasaray'da kumaşı hakikaten kaliteli olan ama türkiye'de oynamak istemediği 350 km. öteden görülebilen elano var; arnavut kaplanı, futbolcu kasabı lorik cana var. bak baros'a, gökhan gönül'e, her ne kadar tüm türkiye futbolseverleri gibi kendisinden nefret etsem de emre belözoğlu'na kimsenin bir sözü yok, olamaz da.
öte yandan, mesele, ibrahim üzülmez'i sağ bek oynatabilmektir zaten arkadaş, daha buna bile basmamış kafanız. salt oynatmak da değildir ayrıca, çatır çatır oynamasıdır, hem de derbide. al bakalım dos santos'û da koy sağ beke, neler oluyor. hem de bunu, ricardo quaresma'ya karşı yap, vay anam vay.
uefa'da yoluna gruplardan çıkarak devam edecek ezeli rakip. sonrası ne olur bilinmez.
ama şunu söylemekte fayda var dün akşam viyana deplasmanında oldukça iyi oynadılar. bu sene için sezon sonu ne olur bunu söylemek için çok erken. bu sene eskiye göre yaptıkları en iyi şey kendi oyunlarını kabul ettirmeye çalışırken çok daha fazla topa sahip oluyorlar. yani schuster felsefeyi oturtmuş, sürekli ileriye oynayıp oyunu domine etmeye çalışıyorlar. zaman zaman çok iyiler zaman zaman da bocalayabiliyorlar, ama 4 büyükler arasında havası en iyi görünen takım an itibariyle beşiktaş. ve sene sonu muhtemelen ilk iki içinde olacaklar.
del bosque,çalımbay,tigana,sağlam ve denizli dönemlerinden sonra nihayet büyük takım gibi oynamaya başlamış sevgili kulübüm. kimseye nankörlük etmek değil niyetim, tigana ile iki kupa,bir süper kupa kazandık, denizli ile duble yaptık. ama sonuçtan başka keyif veren yanı yoktu. şimdi ise takım ve tv başındakiler ortaya konan performanstan zevk alıyor, stadta canlı seyredenlerse düpedüz eğleniyorlar. hep birlikte koskoca bir ekibin, ki homojen bir kitle değil bu,genci var, yaşlısı var, türk'ü var olmayanı var,her gün hep birlikte yeni bir şeyler öğrendikleri bir ortama sahip oldu takım.
şimdi işler yolunda gidiyor, sezon içinde inişler de olacaktır, hatta sistem oturana kadar birilerinin bizi dörtleyip,beşlemesi de olası. ama altından kalkacak,yola daha hızlı devam edecek özgüvene,dayanışma ve iştaha sahipiz,takımımız ve taraftarımızla.
şampiyon oluruz,olamayız da,inanın o kadar önemli değil. futbol bir şenlik,temaşa ve gönül işi her şeyden önce. gerisi allah kerim.