hafta sonu çarşıda oturup, tezahürat yapıp akşamına da cimboma koyacak olmanın tadını biz taraftara yaşatacak takımdır. özellikle götü başı ayrı oynayan ebuoe ile hakkında henüz savcılığa suç duyurusunda bulunulmamış melo'yu ve bilhassa apaçi styla engin baytari yanaklarından öpeceğiz. kapalıdayım beklerim. evet.
herkesin erken form tutarak avrupa da ciddi efor harcayarak portekizlilerin kaprisi ile uğraşarak ve tüpcünün varlığında ancak bu kadar olur dediği takımım*
şimdi gelelim mevzuya beşiktaş bu ligde her türlü ilk 4 de oynar madem öyle pahalı oyuncu alınmasından vazgeçilmeli. altyapı canlandırma adına gerekirse 5 sen şampiyonluk yarışına dışına çekilerek mütevazi bir hal almalı takımım. iyi bir scoutt sistemi ile 5 yıl içinde a takıma kazandırılacak 20-25 oyuncu ile ülke futbolu domine edilmeli. öyle ki rakiplerimize bile oyuncu servis edebilecek düzeye gelmeliyiz... ancak o zaman bu borç batağı biter aksi takdirde sadece olacağı budur 400 m borç...500 600 olur öyle gider... durur...
genel sorunu kadrosunda istikrardan yoksun bir çok futbolcuyu barındırmasıdır.
gelecek sezon bir yerden başlanacaksa transferde sezonun büyük bölümünde istikrarlı bir şekilde forma giymiş oyuncuları tercih etmeli. pilli bitik oyuncu almak daha sonra takımı da bitirriyor.
beşiktaş şuan şampiyonluk için iddialı değilse bu sezon içinde maç seçen pilli zayıf oyuncular yüzündendir.
Bir varoluş hikayesidir Beşiktaşlı olmak. Öyle her keze nasip olmaz. Önce insan gibi sevmesini bileceksin, hemen terk etmeyeceksin, sıkı sıkı sarılacaksın siyah ve beyaza. Onur duyacaksın yenildiğin zaman , gözyaşı dökeceksin kazandığında, sokaklara çıkacaksın kardeşlerin ile buluşmaya. Saygılı olacaksın millete laf atmayacaksın, kendi halinde yaşayıp hayata sarılacaksın vesselam. Uzun yıllar beklesen bile şampiyonluğu pes etmeyeceksin çünkü sen Beşiktaşlısın. Seveceksin, sevileceksin ama asla ve asla unutmayacaksın çünkü sen Beşiktaşlısın. Beşiktaşlı olunmaz Beşiktaşlı doğulur!
beşiktaş benim için , bir yandan 11 mayıs 1998 beşiktaş valerenga maçı'nı canlı izlemiş, bittikten sonra şifo'ya "ben oğluma ne diyeceğim kaptan" diyen babayı görmüş onunla ağlamış çocukluğumun en büyük travmasını bana yaşatmış bir yandan da 14 eylül 1996 fenerbahçe beşiktaş maçında sergen'in son dakika da attığı mükemmel frikik golüyle bu sefer de beni sevinçten ağlatmış sonuç olarak hep ağlatmış ama hiç vazgeçilememiş bir sevgilidir.
en cordoba gibi hep güven verirdin
ya da zago-ronaldo gibiydik, ben biraz kel.
deli ibrahim kadar çılgındım senin yanında
bazen yasin gibi saçmalardım bile.
her ne kadar ali eren kadar çirkin olsam da
giunti kadar yakışıklı hissederdim kendimi.
sergen gibiydin sen, biraz göbekli
vurdumduymaz , ama vazgeçilemez
pancu gibi uzaktan severdim ben.
nouma nın beşiktaş ı sevdiği gibi.
ilhan kadar yürekten.
Biz beşiktaş'ı sevdik, ilhan'ı sevdik, fernandes'i sevdik. Fener'e gidene kadar tümer'i sevdik, fener'e gidince sövdük ama yine de sevdik. Biz mustafa denizli'yi sevdik, basın toplantısıyla istifa ederken gözlerimizi ıslatan ertuğrul sağlam'ı sevdik. Kapalı'dan yükselen "kartal gol gol gol" haykırışıyla sevdik biz. Gol olmasa da sevdik. Şampiyonluk istedik ama şampiyonluğu değil, şampiyonluk coşkusunu, kenetlenmeyi sevdik.
Kimsenin anlayamadığı tarzda sevdik biz.
En kötü gününde de sevdik, en iyi gününde de. Bir kez tuttuk biz beşiktaş'ı. Hem memleket takımını tutup, hem beşiktaş'ı tutmadık. Gerekirse milli takımı bile tutmayız kıvamında sevdik beşiktaş'ı.
bizim için tektir beşiktaş. bizim için tektir siyah beyaz. Biz büyüklüğü değil, büyük diye değil, siyah diye beyaz diye sevdik. inönü'yü sevdik. Kazanmayı değil, kaybetsek de birlikte olmayı sevdik.
Günlük, sürekli, her türlü sorunumuzu beşiktaşla unuttuk biz.
Bizim için kupanın, şampiyonluğun, madalyanın, derecenin önemli olmadığını anlatamadık kimseye. bizim için çoğunluğun değil birlikteliğin önemli olduğunu anlatamadık. şöhretin değil, paranın değil, ruhun önemli olduğunu söyledik biz hep. Şampiyon olduğumuzda abartmadan havalandırdık bi tarafımızı, kararında sevindik, kararında yıktık ortalığı.
Küfrettik. Bizi anlamayanlara, önemsemeyenlere, geçiştirenlere değil. Yıllardır aksatmadan haklarımızı yiyenlere küfrettik. Adamlığı değil de şerefsizliği seçenlere küfrettik. Ceza aldık, izleyemedik. Bir daha küfrettik. dakka 85 olunca yatmaya başlayan anadolu kasaplarına küfrettik. Bizi provoke hakemi manipüle eden büyük takım topçularına sövdük.
geçen haftaki samsun mağlubiyeti ile bu hafta antalyasporun muhtemel düşüşüne neden olma ihtimali doğuran, bursasporun küme düşüşünde yaşanan olaylar gibi yeni olaylara sebebiyet vermiş güzide spor kulübü.
o sezon sonundada rezil bir performans çizmişti belki istemeden bursayı alt lige göndermekte zemin hazırlanmış suçlanmıştı şimdi antalya aynı kaderin eşiğinde bilerek oldu demiyorum ma maalesef durum bu.
edit: neyse ki herkes kendi hatalarının bedelini ödedi ve farklı çıkarımlar yapmak için imkan doğmadı korkulan olmadı.
buGÜN yine her zaman maçları izlediğim yerdeyim. Takım lige havlu atmış, umutlar bitmiş. Haliyle orada da her maça gelen biz kemik kadro yine beşiktaş aşkı için düşmüşüz yola. Geçmişiz ekran başına.
Maç içine fazla girmiyorum. Her şey aynı. Ekrem ekseni etrafında dönmeye, rüştü degajları taca atmaya, hilbert uzun pasları ayağının altından kaçırmaya devam ediyordu.
Devre arasında ben düşünceli şekilde ekrana bakarken, tıpkı benim gibi her maça gelip aynı yerde oturan, 25ini aşmış olan abi bana bir süre bakıp sordu.
- kaç yaşındasın?
+19 abi.
- bırak bence.
+neyi abi? Beşiktaşı mı?
- Evet. Yol yakınken geri dön. Heba etme gençliğini.
+ olsun be abi. Rahat maç izlemeden çocukluğum bitti. Gençliğimde öyle gider gibi. Ama olsun.
Muhtemelen bu SÖZLER onun da hayatını özetlediği için gülDÜ..
Sonra maç bitti. Durağa doğru yürümeye başladım. Ama 10 metre Sonra durdum. Biletim yoktu ve son paramı da maça vermiştim. Yarım saatlik bir yol yürüyecektim. Ama kafamı dağıtmış olurum moralim düzelir diye düşünüp yürümeye koyuldum.
Saat 10 olmuş. Şehirde herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Kafamı yukarıya kaldırdım. Gökyüzünde tek bulut yok. Dolunay simsiyah Gökyüzünde bembeyaz. Geceyi aydınlatıyor.
O simsiyah Gökyüzünde ayın bembeyaz parlaması bana umut kelimesini hatırlattı. Beşiktaşlılık umut demekti. Kaybedilen bir maçtan Sonra bile bir şekilde o güzel günlerin geleceğine inanmaktı. sevinmek için sevmemekti.
O anlarda düşündüm ki bu karanlık günlerin sonunda mutlaka bi intikam alacağız. Futbolun ve hayatın adaleti işleyecek. 89da malatyanın, 93teki ankaragücünün, 2004 çocukluğum Gençliğimin hayallerini çalan o emek hırsızları cezalarını hukuktan olmasa da hayattan ve ilahi adalet tarafından alacak.
Büyüklerimiz nasıl 15 yıl bekleyip takımı ta boluda karşıladıysa şampiyonluk için , biz inşallah o günleri çok daha yakında Belki de seneye yaşayacağız.
Biz BeşiKTaşLılar olarak bu toparlanma döneminde takımımıza her zamankinden daha fazla destek olalım. Stat yıkılırsa arma neredeyse orası bizim için inönü olsun. Gerekirse olimpiyata saatlerce yol tepelim, gerekirse kasımpaşa stadında tıklım tıkış destekleyelim beşiktaşı .Dünya bir kez daha taraftar görsün.
Ama vakit umutsuzluğa kapılma vakti değil, ayağa kalkıp güneşe yürüme vaktidir.
Şimdi ben bu entrye ekremi, rüştüyü, cenki, almeidayı sıkıştırırdım Ama bu ruhsuzlara değmez. Bize rakibe dirsek atan değil, ilhan mansız gibi kaybettiği için hırsından ağlayacak Adamlar lazım.