büyüklüğünü, kazandığı kupalardan ziyade her daim onurlu duruşuna, baba hakkılara, süleyman sebalara borçlu olan, büyüklüğü tartışılmaz camiadır. beşiktaş'ın neden büyük olduğunu merak edenlere, "babana sor sana anlatsın" şeklinde cevap verilmesi gerekmektedir.
yüzüncü yıldaki atmosferi bir daha yakalayamamış takımım.o zaman bakıldakça bakılmak istenen , giyildikçe giyilmek istenen formalara sahipti beşiktaş. başında lucescu gibi bir hoca. adamın tekesi serdar biligili gibi bir başkana sahipti .çarşı da çarşıydı hani o zamanlar , küfür de ederdi , tezahürat da ederdi en güzelinden . kadro desen zaten oyuncular yerlerine cuk oturmuştu . ama bir gün biri gelip alır götürürse puanlarımızı yıldız yıldız formalar oylardı bizi , nitekim öyle de oldu .
(#14406436) büyüklük konusunda tüm ağızları kapattıracak sözler BU entrynin ikinci paragrafındadır.
Tanım: her daim rakiplerini susturacak haklı sebebi olan, dünyanın en iyi taraftarına sahip kulüp.
bu sezonda kafayı yedirecek olan takımımdır. bu sezon ligde hala istenilen farkı yaratamamıştır. eğer bu takım geçen hafta kayseri'yi yenseydi şampiyonluğun en ciddi adayıydı derdim ama rakiplerinin bu denli ağır yenilgi aldığı hafta * sen 3 puanı çıkaracak ruhu ortaya koyamıyorsan daha dakika 2 de kalende görüyorsan sen şampiyon takım değilsindir benim gözümde
özet: şuan izlediğim beşiktaş şampiyon olacak takım değildir.
sezon başından beri kadro derinliği olduğunu iddia eden, rotasyon sayesinde rakiplerinden önde olduğunun altı çizilen takım. Sonuç olarak kendi mevkisinde iş yapamayan adamın sağ kanatta, sol açık olarak transfer edilen adamın orta alanda oynatıldığını görünce insan durup düşünüyor, işin içinden çıkamıyor.
oyuncuların nazını rahatlatlıkla geçirebildiği başka bir takım yoktur. Olmadık yerlerde takımını yalnız bırakan, rakibine, taraftarına, futbola saygısı olmayan adam kaptanlık pazu bandını emanet edebilen bir yönetim mevcud. Aman paşamız kapris yapmasın. Hani senin derin kadron? Yok mu orada oynatabilecek ortalama üstü bir oyuncun? Eşek yüküyle para ödediğin adamlar toplasan 100 dakika kalmadı sahada. Yazık.
oyunculardan ve teknik direktörden ziyade öncelikle yeni bir yönetim gerekiyor.
çünkü beşiktaşımın eksiklerini ve şu anki gidişatını ne yeni bir teknik direktör ne de yeni oyuncular değiştirebilir.konunun yüzde yetmişi yönetimle alakalı.iyi bir yönetim teknik direktörü de oyuncuları da hizaya getirebilir.
senin üstüne giydiğin forma; baba hakkı'nın, şeref bey'in forması. bireysel hatandan dolayı takımı yalnız bırakmaya hakkın yok. bu sefer üzüldüm beşktaş'ım. top oynamadan yenilmene, buz gibi havada oraya gelen dişi kartallarımızı üzmene, en kötü gününde seni bağrına basan taraftarına teşekkür edememene üzüldüm... her yenildiğinde desteğimiz artacaktır. boşuna mı dedik "aldırma kartal aldırma!" diye. suçu kimseye atmanın alemi yok top oynamazsan değil mersin'e, siirt köy hizmetleri'ne bile yenilirsin bu kadar basit. yine de canın sağolsun beşiktaş'ım. siyah'ı yaşıyoruz, beyaz'ı arıyoruz! en kötü gün bugünse, bugün de inadına beşiktaş.
takım içinde çok büyük problem oluştu son bir hafta içinde. çünkü beşiktaş ın başkanı bir anda fenerli oldu. bir anda takımı avrupadan çekeriz dedi. bu açıklama futbolcular arasında büyük bir yıkıma sebep oldu.
bu başkanın bir an önce gitmesi gerek çünkü fernandes inde quaresma nında gördüğü kartlar bilerek ve de isteyerek görülmüş kartlar.
beşiktaş büyük takım değildir , evet büyük takım değil...
asla büyük takım değildir. büyük takım hatta en büyün takım beşiktaş tır diyenler acaba neyi düşünerek , ne içerek bunu söyleyebiliyorlar çok merak ediyorum .
büyük takım demek , sahada hakemler tarafından kollanan takım demek.şike yapsa da üstü kapatılan takım demek.kötü oynasa da kazanmak demek .lobisi güçlü olup her türlü haltı yemek demek. sürekli şanslı,avantajlı olmak demek....
bu özellikerden hangisi beşiktaş da var , hangisi ?
beşiktaş şansızlıkların takımı değil bizzat sembolüdür.eğer hala büyük olduğunu düşünüyorsanız şöyle diyerek anlaşalım . bizim içimizde , kalbimizde büyüktür beşiktaş...
sen yoksan her şey eksik. Pazartesiden perşembeye kadar tekrar kavuşmak için can attığım aşk. Üzdün bizi buGÜN Ama bir dahaki maçını beklemenin heyecanı yok hiç bir ŞEYDE. Pazar günü güldür yüzümüzü beşiktaşım.
her insanın yaşadığı gibi, benim de kendimce çok zor zamanlar geçirdiğim şu birkaç gün, belki de ufak da olsa tebessüm ettirebilecek tek şeydi beşiktaş!
en inandığımız, en güvendiğimiz, varlığından en emin olduğumuz şeyleri çok zamansız kaybediyorken, tutunacağım(ız) tek dal olacaktı beşiktaş!
çok seviyorken, hayalini çok kurduğun, en mutlu günler çok yaklaşmışken, ortada kalmışlığın üzerini bir nebze kapatabilecek tek örtüydü beşiktaş!
14 şubat sevgililer günü nü hatta haftasını tamamıyla braga maçına, dolayısıyla uğruna adadığımız, o zaman dilimini hayatımızda başka bir yere koyup da tamamen kapadığımız, aylar öncesinden planlarını saat saat yaptığımız beşiktaş!!!
koşulsuz, şartsız desteklediğimiz, bitmesin diye çırpındığımız, olmadık tavizler verdiğimiz, her şeye rağmen vazgeçemediğimiz beşiktaş!
başkanı başka alemlerde, yönetimi çok ayrı kafalarda, futbolcuları son birkaç maçtır evlere şenlik, taraftarı iki paralık sanal ortamda bin parçaya bölünmüş, kolları kırılmış ama yenleri cümle aleme reklam olmuş beşiktaş!
bu havada sırf kardeşlerini, eşlerini, sevgililerini, arkadaşlarını, beşiktaşlı kadınlarını yalnız bırakmamak için o beleştepeden destek verenleri dağıtan, kovalayan, gözaltına alan, tribündeki 2500 ün arasına sivil kisvesi altında sızıp, yeter diyenleri fotoğraflayan, istila değil, istifa yazılı pankartı açıldığı saniyede toplattıran beşiktaş!
artık çok kirli oyunların gizli kapaklı değil de alenen döndüğü bu futbol düzeninde, çok çirkin bir cinsiyet ayrımcılığı yapıp bir de adına pozitif diyerek, cismi kadın ve çocuk taraftarlar dan oluştuğu halde, ismi seyircisiz olan cezalar
renklinin puan kaybettiği belli olur olmaz, fernandes denen o en büyük kozun cezasını, anında hem de oynayacağımız lig maçının tam da 5 dakika öncesinde 2ye çıkardığını açıklayan, tam aksi örnekleri başkalarında defalarca gördüğümüz düzende, çift sarılı kırmızıya sırf beşiktaş diye, 2 maç vererek, adını tarihe altın (!) harflerle yazdıranlar
maç sonu, basın sözcüsü titriyle, iğneyi asla kendilerine batırmamak için, yenilgiye bulmaya çalıştığı kulplar arasında; maçı seyircisiz oynadık diyerek, buz gibi havada, kar altında hiç susmacasına bağıran 2500 kadın ve çocuk taraftarın bir anda defterini düren mete bey ler .
daha adı açıklandığı saniye; abitoğlu nun acısı geçmemişken müftüoğlu nun bizim maçımıza verilmesini gitti eteri, geldi beteri diye yorumladığım, ve maalesef yine yanılmadığım, her kayıp puanımızda büyük payı olan bir takım yönetimler, bir garip düzenler
ve sonuç
herkes tel tel dökülürken, kimseyi isim isim detaylandırmaya gerek yok..
biz ne mağlubiyetler ne kayıplar ne üzüntüler gördük, desteği hiç kesmedik bundan sonra da (isimlere değil takıma olmak şartıyla) kesmeyiz
kötü oyun, formsuzluk, şanssızlık her türlü kabul edilir, maç bu; kazanıldığı kadar kayıp da edilir; ancak, ister kasıtlı ister siniri kontrolsüzlük sebepli, hiç fark etmez; 85. dakika gelmişken, önümüzdeki maç her ne olursa olsun, bile bile yapılan o hareket, oynadığın takıma da, sana koşulsuz kalbini açmış milyonlarca taraftara da büyük ihanettir!
işi gücü, aklı fikri, başında olduğu beşiktaşından (!) çok daha farklı şeylerle meşgul olan başkan; tamam şahsına laf etmiyoruz, bugüne kadar yaptıklarını da allah affetsin ama ne olur bu saatten sonra artık bırak da beşiktaş yoluna devam etsin!!! sadece bir kez olsun bizi dinleyip, bu sefer sesimizi duymak ister misin?
her ne kadar; içim kanayarak, bunun daha başlangıç olduğunu ve çok daha kötü günlerin bizi beklediğini düşünüyorsam da;
en kötü gün bugünse, içimizden tüm kötülerin arındığı her gün beşiktaş!