beşiktaş

entry19538 galeri ses2
    5031.
  1. her insanın yaşadığı gibi, benim de kendimce çok zor zamanlar geçirdiğim şu birkaç gün, belki de ufak da olsa tebessüm ettirebilecek tek şeydi beşiktaş!

    en inandığımız, en güvendiğimiz, varlığından en emin olduğumuz şeyleri çok zamansız kaybediyorken, tutunacağım(ız) tek dal olacaktı beşiktaş!

    çok seviyorken, hayalini çok kurduğun, en mutlu günler çok yaklaşmışken, ortada kalmışlığın üzerini bir nebze kapatabilecek tek örtüydü beşiktaş!

    “14 şubat sevgililer günü” nü hatta haftasını tamamıyla braga maçına, dolayısıyla uğruna adadığımız, o zaman dilimini hayatımızda başka bir yere koyup da tamamen kapadığımız, aylar öncesinden planlarını saat saat yaptığımız beşiktaş!!!

    koşulsuz, şartsız desteklediğimiz, bitmesin diye çırpındığımız, olmadık tavizler verdiğimiz, her şeye rağmen vazgeçemediğimiz beşiktaş!

    başkanı başka alemlerde, yönetimi çok ayrı kafalarda, futbolcuları son birkaç maçtır evlere şenlik, taraftarı iki paralık sanal ortamda bin parçaya bölünmüş, kolları kırılmış ama yenleri cümle aleme reklam olmuş beşiktaş!

    bu havada sırf kardeşlerini, eşlerini, sevgililerini, arkadaşlarını, beşiktaşlı kadınlarını yalnız bırakmamak için o beleştepe’den destek verenleri dağıtan, kovalayan, gözaltına alan, tribündeki 2500 ün arasına sivil kisvesi altında sızıp, “yeter” diyenleri fotoğraflayan, “istila değil, istifa…” yazılı pankartı açıldığı saniyede toplattıran beşiktaş!

    artık çok kirli oyunların gizli kapaklı değil de alenen döndüğü bu futbol düzeninde, çok çirkin bir cinsiyet ayrımcılığı yapıp bir de adına “pozitif” diyerek, cismi “kadın ve çocuk taraftarlar” dan oluştuğu halde, ismi “seyircisiz” olan cezalar…

    renklinin puan kaybettiği belli olur olmaz, fernandes denen o en büyük kozun cezasını, anında hem de oynayacağımız lig maçının tam da 5 dakika öncesinde 2’ye çıkardığını açıklayan, tam aksi örnekleri başkalarında defalarca gördüğümüz düzende, çift sarılı kırmızıya sırf “beşiktaş” diye, 2 maç vererek, adını tarihe altın (!) harflerle yazdıranlar…

    maç sonu, basın sözcüsü titriyle, iğneyi asla kendilerine batırmamak için, yenilgiye bulmaya çalıştığı kulplar arasında; maçı “seyircisiz” oynadık diyerek, buz gibi havada, kar altında hiç susmacasına bağıran 2500 kadın ve çocuk taraftarın bir anda defterini “düren” mete bey ler….

    daha adı açıklandığı saniye; abitoğlu’ nun acısı geçmemişken müftüoğlu’ nun bizim maçımıza verilmesini “gitti eteri, geldi beteri” diye yorumladığım, ve maalesef yine yanılmadığım, her kayıp puanımızda büyük payı olan bir takım yönetimler, bir garip düzenler…

    ve sonuç…

    herkes tel tel dökülürken, kimseyi isim isim detaylandırmaya gerek yok..

    biz ne mağlubiyetler ne kayıplar ne üzüntüler gördük, desteği hiç kesmedik… bundan sonra da (isimlere değil takıma olmak şartıyla) kesmeyiz…

    kötü oyun, formsuzluk, şanssızlık her türlü kabul edilir, maç bu; kazanıldığı kadar kayıp da edilir; ancak, ister kasıtlı ister siniri kontrolsüzlük sebepli, hiç fark etmez; 85. dakika gelmişken, önümüzdeki maç her ne olursa olsun, bile bile yapılan o hareket, oynadığın takıma da, sana koşulsuz kalbini açmış milyonlarca taraftara da büyük ihanettir!

    işi gücü, aklı fikri, başında olduğu beşiktaş’ından (!) çok daha farklı şeylerle meşgul olan başkan; tamam şahsına laf etmiyoruz, bugüne kadar yaptıklarını da allah affetsin ama ne olur bu saatten sonra artık bırak da beşiktaş yoluna devam etsin!!! sadece bir kez olsun bizi dinleyip, bu sefer sesimizi duymak ister misin?

    her ne kadar; içim kanayarak, bunun daha başlangıç olduğunu ve çok daha kötü günlerin bizi beklediğini düşünüyorsam da;

    en kötü gün bugünse, içimizden tüm kötülerin arındığı her gün beşiktaş!

    dilvin gerçek
    0 ...