erdal özyağcılar ın an itibarıyle kibariye ye ayar vermeye çalıştığı programdır. zira kibariye beyaz ı övdükçe, erdal baba orkestraya eliyle gaz gaz babında el hareketi yapmıştır. kamerelar kaçmaya çalışsa da yakalanmıştır iyiki de.
gün itibarıyle yayınlanan showunda o kadar reklama girme stresine girmiştirki kibariye adlı hanımefendiden önce zorla reklamı iptal edip kibariye nin şarkıya girmesiyle 3 dakika kaybetmiş, şarkı biter bitmez de beyaz ın, -kibariye ağzına sağlık demesini beklemeden ağzına...dan hemen sonra reklama girmiş programdır.
aldığı konukların sürekli olarak aynı olması sebebiyle kendini tekrarlamaya başlayan talk show. mesela ibrahim tatlıses, demet akalın, gülben ergen, acun ılıcalı bunlar programın müdavimleridir, her sene katılırlar. sürekli aynı espriler, aynı iltifatlar, aynı hatıralar vs. vs. ama bi yere kadar. hadi son programda şebnem ferah'ın olması biraz topladı programı ama bunlar yetmez. mesela bir mehmet günsür bir yelda reynaud bir serra yılmaz bir fikret kuşkan neden konuk olarak alınmaz programa.
beyazıt öztürk'ün kişiliğine dediğimiz bişey yok çok saygılı,çok efendi sevdiğimiz bi kişilik ama artık taze kan lazım programa beyaz abi.
elin sawyer'ını bile programına çıkartabilen fakat bizim tarkan'ı hala getirme başarısını sağlayamamış, türkiye'nin en çok beğenilen show programı.sen neymişsin be tarkan * ...
beyaz'ın değil sawyer, black smoke gelse dahi karşısındakini dinlemeyeceğini kendi absürtlüğünü sergilemeye devam edeceğini, bir kez daha öğrendiğimiz program.
-dizideki kutup ayısı ne peki
+it's you
-bizde bir atasözü vardır...
ayrıca bergüzar korel'in saçma sapan dokunma hareketi tüm antipatimi hat safhaya çıkarmıştır. Josh'a gelince herif hakkatten yakışıklı ve sempatik abi, kimse inkar etmesin. bükemediğin bileği öpecen. adama alışıverdik 10 dk da gidince de sik gibi kaldı yani ortam. hatta telefonla bağlanan kızın medeni cesaretini ve açık sözlülüğünü kutluyorum.
josh'ın gitmeye yakın zamanlarında, şarkı söylemeyi teklif etmeden önce, seyirci kal kal kal dye tempo tuttugu sırada yani o karambolde, büyük ihtimalle şebnem ferah'ın ''e kalsın biraz daha'' demesi üzerine beyaz'ın çaresizce ''param yok ki o kadar'' dediği program.
sawyer mıdır nedir, gözüm görmedi bile adamı. şebnem ferah tüm şekerliği ve sempatikliğiyle orada parlarken kimseyi görecek göz yoktu bende bu gece. akustik versiyonlarına bayıldığım şarkıları da söyleyince iyice bi hoş oldum. bi kez daha doğru insana hayran olduğum için mutlu oldum. teşekkürler şebnem ferah, sen çok yaşa. *
spoiler vermeyi unutan program. ben daha 1. sezonun ilk 2 bölümünü izleyebilmiş ezik bir lost beginner'ı olarak uyuz oldum. ben ceklen keyt fanfini olcak diye bekliyordum. bu gamzeli zat-ı muhteşemle bir şeyler olacakmış. ayrıca manyetik alan, adadan kurtulabilme ihtimalleri ve reddetme ihtimalleri de şimdiden aklıma giren şeyler. çevirmen kızcağızın ayyy canım ne şeker demesi ise süperdi. zaten salyaları akıyordu en baştan itibaren. bu ne rahatlık bu ne doğallık sanki kız kıza pijama partisi verirken izliyormuş gibi. dünya ablaya güzel valla.*
beyaz'ın neden bu kadar tuttuğunu ve yıllardır istikrarlı bir şekilde program yapabildiğini anladığımız program. o adamı * oraya o kadar kısa süreliğine de olsa getirebilmek hakikaten büyük bir başarı. ayrıca çevirmen ablamız her ne kadar adamın içine düşmüş olsa da normal bir çevirmenden daha iyiydi, çünkü herşeyi bıdı bıdı çevirmek yerine sanki birebir sohbet ediyormuşçasına hissettirmeden çevirdi cümleleri, programı sıkıcı bir havaya sokmadı. tek olumsuz yanıysa josh'un "in a dress" ayarını çevirmemesi oldu kanımca.
ayrıca "-kutup ayısına ne oldu","-bıdı bıdı","-ı killed" muhabbeti diziyi hiç izlemeden yorum yapan arkadaşlara saçma gelmiş olabilir lakin saçma yahut ayar amaçlı söylenmiş bir söz değil gerçektir, o boz ayıyı delikanlı sawyer abimiz vurmuştur kate bacımızı kurtarmak için.
(bkz: bırakın uleynn kızı)