insanlara güvenimi ilk kaybettiğimde lisedeydim olsun dedim toparlarım herkes aynı değildir. Tekrar ayaklanmaya çalıştım. Sonra birini sevdim aldatıldım. Üniversiteye geldim ilk sene her şeyimi bilen biri tarafından sırf ufak bir tartışma yüzünden laflarım başkalarına taşındı. Güvenim yine tepetaklak oldu. Tekrar güveneyim dedim birisine sırtımı döndüm yapmaz dedim vücudumda 7 delik açtı. Son olarak bir kadına güvendim hem de yaralı bi kadın kimsesi olmayan eski nişanlısından şiddet görmüş ve ayrılmış bir kadın. Kadına yara bandı oldum derdine derman oldum psikologlara ilaçlara yenilmesini engelledim. Benden sonra ilaçları bıraktı normalleşmeye başladı. Ben de kendi kendime dedim ki bu kızla evlenirim ben. Biliyorum eski nişanlısı var bir köşede hala onun için ama ben o kötü anıları onun için temizlerim yalnızlığını gideririm tamamen sevgimle kendime bağlarım. Sonra ne mi oldu ? Arkadaş ortamından başka bi herife iş atmaya başladı. Benim yanımda adama bakıp gülüşmeler,adam için doğum günü organizasyonları,sosyal medyada sayısız erkekler takipleşmeler mesajlaşmalar,her ayrıldığımızda sosyal medyaya 10 larca resim atmalar..Ben ailemi,işimi gücümü herkesi karşıma aldım onu iyileştirmek için ona el kol ayak olabilmek için. Ama olmadı. Yine her zamanki gibi en büyük ders bana oldu. Yine birine inandım merhamet ettim ve suistimal edildi. Aslında bu dünyada kimse masum değil birine üzülürsen üzülecek duruma düşüyorsun en sonunda. Kendime demek istiyorum ki bundan sonra bu yazılar aklının bi köşesinde kalsın. iyilik görmediğin,çaba görmediğin kimse için kendini yıpratma,hırpalama. Bu dünyada senden bir tane daha yok...
27.06.2020 Sınava girmeden önce seni sevmediğini söyledi. Tek dileğin onun sınavının iyi geçmesi. Sen kendi yoluna bak. O çok daha zor durumda, bırak o hayatını yaşasın. Vazgeçmeyi bil, insan sevdiğine bu kadar acı çektirmez.
Seni kimse dinlemiyor the compass. Herkese yüreğini o kadar masumiyetle açıyorsun ki. Ama gerçekten haketmiyorlar. Bu dünya senin için de kırıcı. Ne kadar ince düşünürsen bir o kadar kırılırsın. Öğren artık. Masumiyetin sana kalsın sadece. içinde yaşa. Bir de o kadar anlatma artık kimseye bir şeyini. iyi ya da kötü direk ya da dolaylı sana geri dönüyor bu anlattıkların. Bir bir önüne geliyor. Keşke bu kadar duygusal olmasaydın.
bu başlığı kendime motivasyon malzemesi olarak kullanıyorum. kimse kusura bakmasın valla, karma için falan burada değilim.
insan arada inancını kaybediyor, yakınlarından bazen "onlara göre" yaralayıcı olmayan sözler duyunca mesela.
boomer nesil gerçekten zehirleyici. bunun farkındayım yine de yaralanmaktan geri kalamıyor insan.
üstelik "boomer nesil" dediğimiz şey sadece 50,60+ yaşındaki insanlar değil. 20-30 yaşında hatta 17-18 yaşlarındaki gençlerde bile rastladığımız bir düşünce yapısı bence bu.
kendi yapamadığı her şeyi "basit" olduğu için yapmadığını savunan, kendinden biraz farklı her şeyi lince tutan, insanların kendi paralarıyla aldığı sattığına dahi karışıp alaya alan bağnazca bir düşünce yapısı. duyduğumda midem bulanıyor artık. gencecik insansın yazık sana diyorum. ama insanın çevresi bu düşünce yapılarıyla dolu olduğunda bu bağnaz düşünceler insanın iç sesi oluyor.
en basitinden beğenilen ufak bir ürünü alacakken bile o bağnaz sömürücü devlet memuru kafasında düşünceler insanın kafasında oluşuveriyor. "buna değecek mi?" gibi... ya istiyorsun işte al değmesi neye göre ölçüt olabilir! "aa olur mu öyle şey, onun yerine şunu şunu alsaydın!" devlet memuru tarzı taştan su çıkarıp içecek bir düşünce esir alıyor seni.
dinlemedim o düşünceleri istediğimi yaptım, alaya alındım alınacağım da biliyorum. ama insanın bu alaylara maruz kalmamak için istediklerini yapmaktan kaçmamayı öğrenmesi lazım. yoksa daha çoook bekler.
öğreneceğim. boomer nesli olan herkesle bağımı en aza düşüreceğim. maruz kalmak zorunda olduğumda duymamayı da öğreneceğim. istediklerimle dolu bir hayat olsun. uzunca bir süre uğramam yine kesin sözlük, sizlere de istediğiniz gibi hayatlar olsun.
günlerdir gelip buraya yazacağım. kaçıyorum denebilir açıkçası. bugün kaçamadım.
çünkü dont you worry child? see heaven's got a plan for you. https://www.youtube.com/watch?v=1y6smkh6c-0
bu karantina günleri insanı gerçekten zorluyor. sorumluluklar biraz eziyor insanı. hayatımda hiç görünürde bu kadar az sorumluluğa sahip olduğum; ama beni mide kramplarından uyutmayan, uyandırmayan, yemek yedirmeyen yoğunlukta sorumluluklarla karşı karşıya kalmamıştım. ara ara baş ediyorum ama hakkımı yemeyelim.
şimdi tam olarak "bu an"ı kendime "zor an"larımda hatırlatmak için yazıya döküyorum.
geçmişteki zor zamanları düşünüyorum. şimdi bazılarını hatırlamak bile istemesem de en azından artık acıtamadıklarını görüyorum.
bu hissiyatlarını hatırlamalısın. her şey böyle olacak, daha sonra canın sıkkınken gelip okuduğunda o hissettiğin şey de. hayatın bir bitişi yokmuş gibi üzülmeyi bırak. üzülecek zaman yok. üzülmeyi ertelemeyi bilmelisin. ertele erteleyebildiğin kadar nasılsa bir gün hayat bitecek. tek gerçek senden sonraya bıraktığın sanat olacaktır. daha fazla müzik dinle, daha fazla kayıt al. her şeyin geçeceğini bil acıların da, senin de.
muhtemelen hayatının en kötü döneminden geçiyorsun ama iyi yanından bak. daha kötüsü bi daha asla olmayacak. 1 sene sonra geriye dönüp baktığında hüzünlü ama komik bi nostalji olarak kalacak bugünler. dirayet seviyen de bikaç barem artmış olarak devam edeceksin hayatına. zaten herşey her zaman iyi olsa, iyi olduğunu anlaman güçleşirdi.
Sessizliğin verdiği muazzam huzura hayran oldum. Ne çok koruyormuş sessiz kalmak, sen susunca kimsenin içine batacak kelimelerini duymuyormuşsun.
Onca dert üzerine, en ufak bi soruna tahammülüm kalmamışken sessizlik hazinesini keşfettim.
Mental zehirlenmelerden korunmak için kelime detoksu, insan detoksu şart.
Başımı çevirdiğimde hakkımda edilen laflar umurumda olmuyor yada sırf ben üzüleyim diye yapılan psikolojik şiddetlere direncim arttı.
Teşekkür ederim... içinizdeki kötülükler beni bana kazandırdı..
Sizinle bir derdim veyahut art niyetim yok, kendim dışında kimse hakkında fikrim veya merakım da..
Sade insan olmaktan mutluyum, bıraksınlar böyle kalayım...
Küçük felone bu günlerini görse sırtını sıvazlar, alnından öpüp ‘aferin’ derdi. Bak çalıştın çabaladın ve bugün tam da yıllar önce hayalını kurduğun yerdesin derdi. Seninle gurur duyuyorum derdi, ve belki gözleri dolar, sana kocaman sarılırdı. Eminim ki sarılırdı. Aferin sana Felone.
Sen sonu olduğunu kabul ettiğin hayatına hep sonsuz şeyler almak istedin. Sonlu döngüne sonsuzluklar koymaya çalıştın, Mutsuzluğun bundandı. "Geride kalacaksa yaşanmasının ne anlamı var?" Evet bu soruya bir cevabım yok. Ama sonlu döngündeki değişkenleri biraz akışına bırak.
Eskisi gibi başarıya hırsın kalmadığını biliyorum. Ama kendine bu hırsı edinmelisin. Son bir engebe kaldı. Sonrası hep düzlük. Şimdiye kadar kazandıkların başarma hırsının eseri, yine aynısını yapabilirsin.