Eski dünyanın incisi, yenisinin (kim ne derse desin) sömürgesi şahane şehir. En son gittiğimde (3 yıl önce) sokaklarında bombalar patlamaya devam ediyordu. Çocuklarının, bomba sesi duyduğunda bence bu defa 50 kişiden çok ya da az kişi ölmüştür diye iddiaya girip olağan bir şekilde oyunlarına devam ettiği yerleşim(?) yeri.
Köklü tarihinden, uygarlığından ya da cümle entelektüel sohbetlerde her ne deniyorsa bunların adına, işte onlardan pek eser kalmamıştır. Açıkçası pek "eser" de kalmamıştır! Dillere destan kütüphanesi yağmalanmış, taş ustalığı ile bilinen hiçbir taşı başka bir taş üstünde kalmamıştır.
bir akşam üstü yemek masasındayım. tonda ezanımın eşliğiyle Bağdat'a bombalı tecavüz ediliyordu. hiçbir silah ve bomba efekti hiçbir şarkıda bu kadar gerçek olamamıştı. ezan her zamanki gibi hüzünlü bir şarkıydı. sevgilimle Bağdat'ın acı çekişini anbean izledik. tek gözüm doldu. çok net bir sahneydi. binlerce bilgiye sahip bir kültür başkentini bombalayıp yok etme hakkı kimindir? dünyanın sonu mu geliyor sence de? sizleri ölen sayısız insan için 3 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.
cengiz'in torunu hülagü'nün kadın-erkek-çocuk demeden insanlarını kılıçtan geçirdiği, kütüphanesini yaktığı, yerlebir ettiği şehir. o zamanlar hilafetin merkezi konumundaymış. hem müslüman dünyası hem dünya tarihi pek az böyle bir kıyıma şahit olmuştur. üstelik şehre teslim olun size zarar vermeyeceğiz denilerek girilmiştir.
--spoiler--
hey hadi, hadi söyle, hadi söyle kimin yaşayacağına kim karar veriyor, kimin ölüceğine kim karar veriyor, bu savaş anlamsız, bana bakın, burda duruyorum ve üstüme tek bir kurşun bile gelmiyor, bi tane bile gelmedi. neden? peki neden hepsinin ölmesi gerekiyor? burda durabiliyorum görüyorsunuz!
--spoiler--
yağmalandı.
yok edildi. semiramisin uğruna yapılan asma bahçeleri
bir hiç uğruna talan edildi.
ana gibi yar
bağdat gibi diyar olmaz derdik
artık bağdat diye bir diyar yok zaten! kahrol amerika!
islam dünyasının ilk kağıt fabrikasının kurulmuş olduğu şehirdir.(794)istanbul 1100'de, italya 1154'te, Almanya 1228'de ve ingiltere ancak 1309'da kağıt kullanmaya başlamıştır. sanırım bu biraz daha ne derece önemli olduğunu anlatmaya yardımcı olmuştur.dünyanın ilk üniversitelerinden sayılan nizamiye medresesi de burada kurulmuştur.
13. yy'da ilhanlılar tarafından (hülagü han) yakılıkp yıkılmadan önce bilim ve sanat merkezi olan bir şehirdi. ama moğol hükümdar hülagü han bağdat'ı yerle bir etmiş, kütüphaneleri yakmış, bütün kitapları dicle nehri'ne dökmüştür. bu barbarlık olayının, doğuyu bilim ve sanat yönünden asırlarca geriye götürdüğü söylenir.
''bugün''ümüze ışık tutan sözlere ait sagopa kajmer şarkısı.
Mermi icad oldu mertlik bozuldu
ve merhumlar evin duvarında meçhul Gazi.
Mayın ''şehit Taburu'',
''MAYISTA'' kan yağmuru,
düşman uyku mahmuru,
dünya kin maduru,
solum da katliam, nerede sağ duyu?
şehrin tarihsel gelişimini inceleyecek olursak abbasi halifesi ebu'l abbas'ın oğlu mansur tarafından eski bir sasani köyü'nün yerine ms 776 yılında kurulmuştur. kuruluşundaki adı darusselam'dır. daha sonra sırasıyla medinetüsselam ve sonunda da günümüzdeki adıyla anılmaya başlamıştır.
8 aralık patlamasında ölü sayısı göründüğü gibi 127 değil 200'ün üzerinde yaralı sayısı 700 civarındadır. olayın oldugu yer sözüm ona en güvenli yerlerden biridir. *
ps: bağdat'la ilgili bir olayı TV'den takip eden takip ediyorsanız iyi görünen herşeyi ikiye bölünüz, kötü ne varsa en az iki ile çarpınız... *
bağdat musul yolu arasında kilometre kovalarken birşey farkediyorsunuz. önce giderek sıklaşıyor check pointler.
kilometre başı durduruluyorsunuz. tam bu durum alışılmış gelmeye başlarken başka birşey fark ediyorsunuz, tüm noktalarda levhalar,dur işaretleri ve yol kenarlarını belirleyen ıvır zıvırlar eski füzelerin kıç taraflarından yapılmış.
öyle bir şehir ki bağdat patlayan füzeler en işlevsel unsurları artık.