bir kaç gündür bakıp bakıp yazamıyorum bu başlığa... yazsam açılacağım da belki...
kimileri 'abartıldı' dedi; birileri 'hergün kaç kişi ölüyor' dedi...
insan hiç tanımadığı, karşılaşmadığı, platonik tanıdığı birinin ölümüne nasıl bu kadar üzülür bilmiyorum. sanırım "insanlık" böyle bişey; olması gereken bu, niye şaşırıyor ki insanlar...
ailemden birini kaybetmiş kadr üzüldüm gerçekten. çok biçimsiz bir acı oturdu içime, kalkıp gitmedi henüz...
büyüklerin bildiği bişey varmış; "Allah sıralı ölüm versin" derken...
insan ister istemez düşünüyor hayatında verdiği kararları; hayatın kelebek etkisini...
o gün orada olmayabilirdin...
'kader' diyor birileri 'kader'in gerçek anlamını bilmeden...
o gün orada olmasaydın belki sen de yaşlanacaktın.
verdiğimiz kararlarla, attığımız adımlarla yaşıyoruz; ölüyoruz...
tüm bunlar çok karışık...
yanlış zamanda yanlış yerde olarak belki biz de erkenden geleceğiz yanına, hayat belirsiz...
ve ölümle burun buruna geldikçe, sevdiklerini kaybettikçe anlıyor insan; yarın diye bir şey yok... 'yarın' bir kumar...
söylenebilecek ne var ki...
mekanın cennettir umarım, huzurlusundur...
bize bir acı bıraktın miras;
biliyorum elinde değildi...
gittin,
sen erken vardın sona.
bir gün biz de geleceğiz...
dünyada hergün ölen yüzlerce insandan sadece biri. tabiki ateş düştüğü yeri yakar tıpkı kendisinden bir önceki haberde tunceli'de mayına basarak şehit olan 1 astsubay ve 2 er kardeşlerimiz gibi. o habere abartmadan (söylemek gerekirse)tahminen 10 saniye ayrıldı, barışa ise dakikalar,saatler. hastane önünden canlı bağlantılar, doktorlar ile konuşmalar, eski dizi bölümlerinden alıntılar. medyayanın ne kadar kaypak bir b*k olduğunu tekrar hatırladım.
Bu arada diğer ölen iki kızdan fazla bahsedilmedi,ne de olsa kim oldukları önemli değil barış var ya o yeter!
o aslanlar (askerler) bizim rahatça yaşayabilmemiz için öldü hanımefendiler, beyefendiler. 10 saniyeden fazlasını hakediyorlar.bu haber geçidini izledikten sonra televizyondan öfke ile kalktığımı hatırlıyorum.
diğer iki kızdan 10 sn bahsedildikten sonra barış için dakikalar süren yayınlar hazırlayan televizyon kanallarını anlamak zor..evet tamam çok zor bi durum çok talihsiz bi olay, herkes çok üzüldü ama neden şehitlerimiz için bu kadar uzun programlar yapılmıyor şehitlerimizin üzerinde bu kadar durulmuyor?? Belki medyamız terörün üstünde barışın üstünde durduğu kadar dursa ilerde vericeğimiz şehit sayısının azalmasına bile yardımcı olabilirler.Neden sadece rating düşüncesi, neden sadece insanların duygularını sömürme?
anlamak zor, çok zor...
acaba ünlü olmasaydı ölür müydü diye düşündürüyor... belki de bu insanları ün öldürüyo .. (bkz: kerim tekin, uzay heparı,ajlan büyükburç...)yine de üzücü allah rahmet eylesin .. umarım gittiği yerde mutludur..
baris akarsu ' nun olumu boyle seyler hep iyi kalpli , yardim sever ve genc yastaki insanlari mi bulur dusuncesini insanlarin beynine kazimistir . Fakat bir taraftan da bencilce dusunmememiz lazim dunya eger verilmesi gereken bir sinav kagidiysa baris bu sinava cok iyi hazirlandigi icin kagidini erken verip dunya denen salondan cikti .
Kaza haberini almadan önce neredeyse hiç tanımadığım; yerli yapım programlara pek yakın olmadığımdan dolayı yüzüne de pek aşina olmadığım, şarkılarını hiç dinlemediğim, bundan sonra da asla karşılaşamayacağım, hafızalarda hep genç kalacak, vedasını tamamlamış, hakkında birinci ağızlardan anlatılan samimi hikayeleri okuduktan - dinledikten sonra, artık ismini kolay kolay unutamayacağım güler yüzlü çocuk..
Ayrılışı ile birçok şeyi sorgulamama sebep oldu.. Başta iki yüzlülüğünü bir kere daha gözler önüne seren, can kavgasına düşmüş bir adamın, hayata tutunmaya çalışan yaralı vücudunun üzerinde rant çarklarını döndüren medya.. Sonrasında; "Şok Şok Şok Barış Öldü" şeklinde altyazı ve resimlerle, vefat kavramına bile saygı duyamayacak kadar aciz, magazin kültürü.. Ve son olarak; bir insanın hakkını hayattayken bir türlü teslim etmeyi bilemeyen ama kaybettiğinde de yeri göğü inletip, iki gün sonra unutan ve sadece ölüm yıldönümlerinde hatırlamayı adet edinmiş bizler.. Böyle gelmiş, daha böyle nereye kadar gider..
her yazmayı denediğimde vazgeçtim yazmaktan, önce iyileşeceğine emindim sonra arkasından bişeyler yazmanın anlamsızlığından, yetersizliğinden...
hiç tanımadan, televizyon gibi herşeyi kırparak, belli bir süzgeçten geçirerek, gerçek duyguları çok az, çoğu zaman hiç yansıtamayan bir aletten görüp yinede sevdiğimiz çok sevdiğimiz insanlardan o. bunca sahteliğin, ikiyüzlülüğün içinde iyi olabilen,bunu yansıtabilenlerden demekki. yoksa hiç tanımadan, sıkı takipçisi olmadan neden sevelim bu kadar. neden bu kadar üzülelim gidişine. olmayınca boşluk bırakacaklardan o. yanımızda, yakınımızda olmadan, boşluk bırakacaklardan.
ama ölüm yokluk değil bizim için.
umarım mutludur bulunduğu yerde.
heykelinin dikileceğini duyduğumda hiç şaşırmadığım rahmetlik.
ölü birisinden ne kadar nefret edebilirsinizki.ölmüş gitmiş.hiç edemezsiniz.abartıldığı söylendiğinde öldü kurtuldunuz işte!diyip savunulan birisi kendisi.tarkan gibi sezen aksu gibi konuşulmuyor üzerinde kendisinin.
hadi diyelim vatanı için ölen mehmetcik değil,
baş pehlivan olsa hadi yine dövüştü bileğinin hakkı var denilebilirdi.
yani heykeli dikilebilecek her türlü ünvanı düşünüyorum en yükseğinden en alçağına, yine de barış akarsuyu bulamıyorum o derecelerde.
asıl şimdi nasıl yatsın o sızım sızım sızlayan kemikleriyle mezarında.
eğer gerçekten dürüst birisiyse * ben ne yaptım da benim heykelimi dikiyorlar diye kıvranıp duruyordur yattığı yerde.
Bizden bir çocuk işte. Bu "bizden" kelimesi önemlidir. Giden bizden olunca bizde gidiyoruz işte biraz. O kadar. Onun dışında ne ailesi ne yakınları kadar hissetmek olanaksız benim için. Eğer hissediyorsunuz gerçekten saygı duyuyorum bu gelişmiş insanlığınızdan dolayı. Kendi insani duygularımı gözden geçirmeme vesile oldu bu arada bu duygu seli. Şu genç ölümlere insan cidden üzülüyor. Kişinin kim olduğunun önemi yok. Ölüm yakışmıyor, üzerinde durmuyor genç bakışların. Öyle ya da böyle zaman dolunca gidiyoruz birer birer. O erken gitti. Sıra ben de sen de. Ailesine ve yakınlarına sabır.
çoğu insanın geçirdiği kazayla tanıdığı ama yinede ölümüne üzüldüğü şarkıcı insan.
barış'ın ölümüyle beraber değişik tartışmalarda ortaya çıkmıştır. mehmetçikler için bu kadar üzülmüyormuş bu millet, barış kimmiş, barış'ın kaç tane şarkısını biliyorsun gibi gereksiz bir çok konu tartışıla dururken; asıl merak ettiğim insanların 2 ayrı safa ayrılması ve bunun nedeni.
barış öldüğü için kendini harap eden ve saatlarce ağlayan insanlar var benimde etrafımda hem çocuk denilecek yaşta hemde 40-50 yaşalarında insanlar bunlar. nasıl oluyorda 7'den 70'e bir grup insan sanki kardeşi ölmüş gibi üzülüyorda, geriye kalan ve benimde içinde bulunduğum diğer grup allah rahmet eylesin, öldüyse öldü yani napalım diyebiliyor acaba? bizim 2. grup olarak, 1. grup insanlardan farkımız insani yönümüzün çok gelişmemiş veya körelmiş olması mı sebep? yoksa yıllardır beyin boşaltma programlarıyla dolup taşan güzide televizyon kanallarımızın millet üzerindeki etkisi midir 1. grubun hassasiyeti?
gün olur başımı alır giderim dedin,
biz inanmadık sana ama gittin,
o gittigin yerden bir daha dönemeyeceksin ama biz senin nerde oldugunu bilioruz,
sen yoksun burda ama sesin, şarkıların, resimlerin yıllarca burada bizimle olacak,
sense bizim hep kalbimizde olacaksın,
sevinmiştik senin gibi degerli bir ses geldi diye türk rock müzigine,
ama sen ne yaptın bizleri bırakıp gittin,
sana yakışmadı be barış.
satılmış cartel medyasının rating aracı olarak kullandığı ölü bedenden başka bir şey ifade etmez media için.hisleri metalaştıran canavar paranın gözleri ve sözleri olan media,pek ala ölü bir bedeni de kendini çıkarları uğruna,yurdum insanının duygularını sömürerekten kullanabiliyor.
Sokağa çıkıp da ölüm döşeğindeki bir adam üzerine sorular sorduğunuz da,ne olursa olsun,gerçek düşüncelere ulaşamzsınız.Ya da cenaze görüntülerini saatlerce pişirip pişirip koyarsanız insanların önüne göz yaşlarını tutamazlar.
ölünün son görüntülerini elinden bulunduran internet adresi eğer bu görüntüleri reklam amacıyla kullanıyorsa-görüntülerin üzerine kocaman adresini yazarak,arkasından küfretmekten vs den daha vahim bir durumdur.
bu ülke trafik terörüne pkk teröründen daha fazla şehit verdiği gerçeği aşikardır.ama sırf tanınan biri öldü diye sanki trafik terörünü lanetliyormuşçasına kendi çıkarlarına yayın yapma rezilliği de görmezden gelinemez.
Gündem değiştirmenin gündem değiştirmek uğruna girilen oyunların veziri olarak kullanan çıkarcıların "şah"ı media mıza,piyon gibi ordan oraya savrulup göz yaiları döken saf halkımıza yazıklar olsun diyorum.
not:ölen diğer iki kişiyi ve kazanın 4 aydır ehliyet sahibi olanın kontrolünde ve arabada bulunan kimsenin emniyet kemeri takmadığını biliyor muydunuz?
barış akarsu'yu allah rahmet. bu ülkede hergün şehitler veriliyor, ona gösterilen bu insan ve basın ilgisi şehitlerimiz için gösterilse inanıyorum ki bu ülke artık şehit vermeyecek.
bi düşünün derim.
özellikle bu ölümden karlı çıkan sevgili basın kuruluşlarımız.
kim ne derse desin Barış Akarsu'yu akademi türkiye yarışmasından beri izliyorum.1. seçileceği çok belliydi. Çünkü onu halk seçti her zaman arkasında halk vardı. Bir kere olsun onu yalnız bırakmadı sevenleri. Sesi ciddi anlamda Cem Karaca'ya çok benziyordu. Yaşasaydı daha iyi yerlere gelebilirdi ama onu kıskandıkları için kem gözler üzerinden hiç eksik olmadı.Keşke bizi bu kadar çabuk bırakmasaydı diyorum nafile artık.O yolda iki değerli şarkıca daha hayata gözlerini yumdu.Ölme şekilleri bile aynı. Kısacası huzur içinde yatsın. Seni hep sevdik Barış.
sanırsam son konserini keşan'da vermiş olan şarkıcı.izlemiştim. iyi çemkiriyordu rahmetli.
şu saçma dizilerden birinde oynadıktan sonra kendisinden soğuduğum şahıs.
iyi ki soğumuşum. ölümü çok fazla koyardı.
ölümünden sonra ''tüm türkiye' yi yasa boğan insan. ''meğer ne kadar çok seviliyormuş!'' dedirten kişi.
Yarışmadan önce şarkı söylediği halde yarışmadan sonra şarkıcıcı olmuş gibi gösterilen , daha sonraları dizilerde oynatılıp dizi oyunculuğu ile ön plana çıkartılan , talihsiz bir kaza sonucu bu dünyadan göç eden yardım sever diye bildiğmiz son dönem sanatçılarındandır . Albümleri ortalarda yokken şimdilerde şirketi tarafından piyasaya yeniden bolca sürülüp ne yazıkki üzerinden rant sağlanmaya çalışılıyor . ( hep böyle olmuyormu zaten ..? )