avrupanın en güzel şehirlerinden biridir. insanları sıcak kanlıdır. ancak ne yazık ki, hırsızlık olaylarının çok olduğu bu nedenle dikkat edilmesi gereken bir yerdir.
istanbul ile devamlı surette mukayese edilen yegane Avrupa kentidir. La Rambla istiklal Caddesi ile, Passeig de Gracia Nişantaşı ile, El Born Cihangir ile falan kıyaslanır. Efendim ben pek alaka göremedim. Her moku kıyaslamak mı zorundayız yahu..
gaudi'nin, palmiyelerin, denizin ve futbolun kendi. sokak tabelaları ispanyolca değil katalanca'dır. halkı da sadece turistseniz sizinle ispanyolca konuşur, onun dışında herşey katalanca gerçekleşir.
3 gece kalıp aşık oldugum şehirdir. havası, insanları, binaları, herşeyiyle hem yaşanası hem de turist olunası şehirdir. ilk fırsatta tekrar gidilesidir.
ölmeden önce mutlaka bir kez görülmesi gerekir. ayrıca ah o la rambla yok mu, kalbim orada kaldı valla.
yazın giderseniz la rambla'daki 1-2 saatlik yürüyüşün ardından kendinizi caddenin sonundaki sahile atıp, şöyle bir yüzer serinler, duşunuzu alıp şehrin tadını çıkarmaya devam edebilirsiniz.
öylesine hayat dolu bir kenttir, aşkın diğer adıdır.
hayallerimin en büyüğü! bir gün kesinlikle ziyarete gideceğim şehir. nou camp, casa batllo, sagrada familia görülmesi şart olan yerleridir. te quiero Barcelonnnaaa!
çikolata, parfüm, inovasyon ve erotik müzeler ve l'aquarium alteRnatif isteyenler için oldukça keyifli seçenekler.
elbette miro, picasso, gaudi ve sanat müzeleri, olimpik istadyum, campnou, sagra da familia, la ramblas, güell park ı falan gördükten sonra.
sahildeki grand casino da para kaybetmeye değer. casino yakınında 3 tane yeraltı club var.. gidin için eğlenin.
vaktiniz bolsa hayvanat bahçesini de görün.
bu arada tapas yemek akıl karı değil. efendi gibi deniz ürünü yiyip, sangria için.
tam anlamıyla yaşanabilecek bir şehir, bir çok milleti turistik anlamda görebilirsiniz ve tam anlamıyla turistik yapıya sahip(turist geçim kaynağı) insanı çok sıcak ve istanbulu andıran bir güzelliği var...
barcelonata, sahil kısmı harika metrodan inen insanlar koşarak denize giriyor...(keşke istanbul'um da böyle olsa diyor insan, zaten istanbul'un gelişmiş hali diyebiliriz şehir için)
insanları sıcak kanlı yolda gören insan bile selam verebilir size...
(hırsızlık malesef çok ancak hırsızların cana kastı yok genelde elinizdeki telefon v.s para gibi şeyleri hile yolla çalıyorlar, hırsızlığıda genelde göçmen insanlar yapıyormuş kendileride bundan çok şikayetçi)
pazar günleri dükkanların kapalı olduğunu görebilirsiniz çünkü zorunlu olarak resmi tatilleri ... siesta yaptıklarını da düşünürsek rahat ve geliri yüksek bir millet dükkanlar genelde saat 11 gibi açılıyor.(milli hasılatın yüksek olmasının göstergesi)
gidilesi ve görülesi bir şehir, avrupa denildiğinde gidilebilecek ilk ülkeler arasında.