iş için yaklaşık 1 hafta bulunduğum şehir. bilenler bilir, barselona katalanların başkentidir. ispanyadaki özerk katalunya bölgesi dilleri, kültürleri, tarihleri ile kendilerini ispanyol olarak addetmez, bağımsızlık ister. herhalde bu durum size de tanıdık geldi. ancak şöyle bir fark var. gittiğinizde anlıyorsunuz ki barselona bir liman, sanayi, ticaret ve kültür şehri. bask bölgesi genel anlamda ispanya'nın geri kalanından daha zengin ve elit. benzer durum, ayrılık isteyen kuzey italya için de geçerli. yani katalanlar, "ispanya'yı biz besliyoruz, biz zenginleştiriyoruz, o halde ancak kendimize harcayalım, bağımsız olalım" derdindeler. şimdi türkiyede durum ise tam tersi değil mi? ayrılıkçı kürdler, her türlü melaneti yaparken, ayrılmak - bağımsız olmak isterken, kürdleri yıllardır besleyen, sırtında taşıyan, zengin ve elit batı bölgelerinin esas ayrılık istemesi gerekmez mi? "bu kamburu atalım sırtımızdan" demesi gerekmez mi ispanya veya italyada olduğu gibi? yani ayrılmak isteyen kürdlere şunu sormak lazım: sen bu ülkeye ne verdin de ne istiyorsun? hangi hakla kendine ayrıcalık istiyorsun, bu ülkeye ne katıyorsun? bana bu soruları sorduran şehir.
barcelona güzel bir şehirdir, ama yüzde 90´ı ispanyolca olan, gramer´i bastan sona latin - ispanyol gramerinden gelen bir katalanca dilini, sanki ispanyolca ibranice gibi bambaşkaymış gibi sunmaya çalışmaları insanı çileden çıkartır. bu arkadaşlar "aksan " bile kabul etmeyip her söylediğin kelimeyi düzeltmeye çalışırlar. ben bunlara "amerikalılar ingilizce konuştuklarını kabul ediyorlar da, siz niye ispanyolca konuştuğunuzu reddediyorsunuz?" diye sormuştum, g.t olmuşlardı.
katalanlara sorsan dünyanın en güzel şehridir. onlara sorsan dünyanın en çirkin şehri de madrid´tir.
çok büyük beklentilerle gidilmemesi gereken ortalama bir avrupa şehri. neredeyse tamamen turistlere yönelik bir şehir olduğu için siesta saatlerinde de dükkanların çoğu açıktır. la rambla etrafındaki ara sokaklarda mütevazi lokantalarda uygun fiyata çok güzel yemek menüleri bulunabilir. ispanyol klasiği olan tapasın farklı çeşitleri mutlaka denenmelidir.
gece hayatı (madrid hariç) diğer bütün şehirlerin aksine barcelona'da sabaha kadar sürer. pahalı-ucuz bütün gece kulüpleri barceloneta semtinde toplanmıştır. üst düzey olan birkaçının dışında girişler ücretsizdir. sabaha karşı mekandan ayrılıp kalınacak yere doğru gidilirken churros'un (çikolata soslu hamur)tadına bakılabilir.
katalanların diyarıdır. eğer turist değilseniz, oranın yerlisi iseniz, ispanyolca konuştuğunuzda eve sipariş ettiğiniz yemeği bile getirmezlermiş. katalanca konuşulmalıymış.
artık dışarıda herkes istediğini giyip gezemediği bir şehir olacak. istediğini derken bikini ve mayodan bahsedilmekte. uygunsuz kıyafet giyenlere 300 euro ceza var.
ispanya'nın katalunya bölgesinin başkenti. tüm çekiciliğini expo düzenledikten sonra kazanmıştır. turistik bir şehirdir.
bu şehirle ilgili izlenimlerime gelecek olursak:
şehrin havalimanı çok güzel, moderndir ve karışık değildir. kent merkezine yaklaşık 20 km uzaklıktadır. havalimanından merkeze taksi ile yaklaşık 30 euro'ya gitmek mümkündür.
kent diagonal bir şekilde, yani türkçe'de ızgara sistemi denilen planlamada inşaa edilmiştir. bu tarz planlamanın mabedi çok bilinir ki, new york'tur. ızgara sistemi ise, birbirini 90 derece kesen yolların ve sokakların olması, şehrin yollarının kuşbakışı ızgaraya benzemesidir. zaten kenti ikiye bölen caddesinin adı av. diagonal'dir.
en turistik ve önemli noktası, gaudi'nin yarım kalmış klisesi sagrada familia'dır. bu kilise'nin her kapısı farklı bir mimaridedir. bir tarafı modern bir görünümde iken, diğer kapısı gotik tarzdadır. bu yüzden mimarlık öğrencilerinin derslerde incelediği bir yapıdır. ve yine bu yüzden kliseyi mutlaka 360 derece tavaf ediniz. burada foto çekilmeden barcelona'yı gittiğinize inandıramazsınız.
bu klisenin tam karşısındaki sokakta "a la turca" dönercisini görmeniz ise hoşunuza gidecektir. sagrada familia'dan taksiye binerek 10-15 euro'ya şehrin istiklal caddesine benzeyen en meşhur caddesine ispanyolların deyimi ile las ramblas'a, ya da katalonların deyimi ile la rambla 'ya ulaşmanız mümkündür. bu cadde yürüyerek yaklaşık 15 dakikada biter ve sonunda akdeniz'e ve meşhur kristof kolomb heykeline bağlanır. sokak sanatçıları ve kalabalık turist grupları dikkatinizi çeken bu caddede. yan kesicilere dikkat edinizdir yine bu caddede. bunu bizzat ispanyol taksici demiştir. turistik bir caddedir. kalabalıktır.
bu caddenin sonundaki kolomb heykeli ile başlayan kent marinası yine mimarlık öğrencilerine derslerde okutulurmuş. sonradan öğrendim. ama gerçekten güzel bir marinadır. marina'dan karşıya doğru tahta köprüden geçerek büyük bir alışveriş merkezine varılır. bu merkezin bahçesinde yer alan balık restorantlarında balık yenilebilir. ama en az 10 euro bahşiş bekler bu restoranlar, biliniz.
işte barcelona bu kadardır. sagrada familia, la rambla ve marina. hepsi 3 saatlik bir geziye sığabilir. uçağınız barcelona aktarmalı ise, ve barcelona'da 3 saatliğine bekleyeceksiniz, kesinlikle havaalanında beklemeyin, 3 saatte barcelona'nın en önemli yerlerini gezebilirsiniz.
tabi barcelona'da bunun dışında iki yer daha vardır. birisi mimarlık öğrencilerine seslenir: gaudi bahçeleri. bu bahçelerde çok çok görülmesi gereken bir şey yoktur. ikincisi ise tüm futbolseverlere seslenir: camp nou. camp nou şehrin yeni şehir denilen tepelerinde yer alır ve havaalanına 15 km uzaklıktadır. havaalanından 20-25 euro'ya ulaşılabilir. yarım saatte gidip, iki saat stadı gezip, yarım saatte havaalanına geri dönebilirsiniz. camp nou turunda kulup müzesi ve stat turu 20 euro'dur. şampiyonlar ligi kupası ile fotoğraf çektirmeyi unutmayınız.
öte yandan, ispanya'nın diğer yerlerini de görmüş birisi olarak, kesinlikle diyebilirim ki, barselona, asla ispanya değildir. çok turistik, akdenizli ve açık bir fuar alanı, sirki gibidir.
sadece bu şehirde ingilizce konuşabilen ispanyollar gördüm, diğer bölgelerdeki ispanyollar'ın çoğu ingilizce bilmez, sadece az kısmı fransızca bilir.
sonuç olarak barselona bir izmir, bir istanbul hiç değildir. ama yine de görülmesi gerekir. akdenizlidir ne de olsa.
özellikle mayıs aylarında inanılmaz derecede berlin'i andıran ispanya'nın katalan bir şehri. öyle ki; bu aylarda şehirde ispanyol'dan çok alman görmeniz şaşırtıcı olmayacaktır. tarih ve sanat severler için bire bir bir memlekettir kendisi. la rambla caddesi, picasso ve salvador dali müzeleri, parc güell ve tabii ki sagrada familia ile görenleri büyüleyen şehir. şehri gezmek için bus touristic vb. city sightseeing şirketlerinden faydalanmanızı kesinlikle tavsiye ederim. trenle tarragona'ya da geçip biraz country havası da alırsanız tadından yenmeyecek bir gezi olabilir. bir de akşam 11'den sonra la rambla caddesinde çok fazla hayat kadını ve travesti görebilirsiniz. çok ucuza anlaşılabilir bu insanlarla. ama yine de daha insan olanlarını bulmanızı tavsiye ederim. gezerken yanınıza sokulan bilimum pakistanlı ya da iranlı uyuşturucu satıcılarına da dikkat etmelisiniz. çok rahat tavırlar takınıp size musallat olabilirler. kısaca (bkz: anlatılmaz yaşanır)
dali müzesi, picasso müzesi, gaudi'nin harika yapılarınının mutlaka görülmesi gerektiği, turist kaynayan ve madird'e göre daha rahat ingilizce konuşabildiğiniz, kendini ispanya'nın dışında ayrı bir ülke olarak gören, sıcacık deniz şehri.