istanbul'da izlenmesi filmin ardından hayatı eziyete dönüştürür.sen o kadar güzel sahneleri izle ardından betonerme hayat gözüne girsin.rüyaydı bitti.*
ayrıca bunu seven bunu da sever (bkz: noi albinoi).
29. istanbul film festivalinde birden fazla ödül alıp, yönetmeni semih kaplanoğlu'nun tekrar tekrar sahneye çıkmasına neden olan yumurta süt ve bal üçlemsinin son filmi
Semih Kaplanoğlu'nun yine içime tam sinmeyen filmi. Bu adamda bir şeyler eksik ama ne? Sanki çok iyi film yapacakmış gibime geliyor her seferinde ama her seferinde ısrarla beni hayal kırıklığına uğratıyor. Bal'da da üçlemenin çok ötesine geçememiş. Karadeniz'in müthiş görselliğini arkasına alarak sanki daha iyi film yapmış gibi bir izlenim bırakıyor insanların kafasında. Ama filmin içinde yayladaki şenliklere çıkınca foyası ortaya çıkıyor. Film orda sarkıyor, dikkati dağıtıyor. O sahne bize yönetmenle ilgili bir ipucu da veriyor: Henüz pişmedim gençler. Ama olacak, iyi filmler çıkaracak, inanıyorum. Şimdi Semihçiğime bir reçete yazıyorum:
-- Bol bol imge çalış
-- imgelerinle bizi yönlendir
-- Vardırdığın yerde de bizi derinlemesine kaldır ve yere vur ki biz de tamam baba diyelim, senin de kapında yatalım.
içine konulan hiç bir cesedin çürümesine izin vermeyen garip maddedir. bazı mumyalama tekniklerinde de kullanıldığı görülürken cesedi direk olarak balın içine koyduğunuzda da çürüme tamamen engellenir.
111 yaşındaki eunice bowman, ingilterenin en yaşlı insanı uzun yaşamasının sırrının bal olduğunu söylemiş, bi de çok hayat dolu gülmemiş mi?*
imrendim kendisine..
Düzenli tüketin, bal gibi olun sloganını hakeden besin değeri yüksek besin. Önce orada burada duyup gördüğüm daha sonra beslenme ve diyet uzmanı Dilara Koçak'ın haberine rastlayarak 'heeğ, doğruymuş demek lan!' dediğim metabolizmayı düzenleyici etkisi olan, oruç tutan ruhu huzurlu insanların bünyesine de huzur getireceğine inandığım, şeker mi şeker yiyecek. Tüplüsü de vardı bunların bir zamanlar.
inanmam diyorsan bak! http://www.haberturk.com/...azanda-balla-gelen-saglik
böyle film mi olur ya. hepi topu 15 dakika konuşma sahnesi var. üstelik bir de ödül almış bir filmden bahsediyorum.
nuri bilge ceylan vari bir kurgu var. adam akıllı konuşma yok, dur bakalım nerde bitecek derken filmin olduğu gibi bitmesi..
yeni film anlayışı çok değişti çok.
hayatımda bu denli, insanın kaybettiği bir şeylere seslenen ve özüne dokunan bir film izlememişimdir. yusuf'un küçüklüğü hepimizin küçüklüğüdür. geride bıraktığımız saf ve günahsız koşuşturmalarımız.
beyninizin tüm hücrelerini tahrip edip komaya sokacak kadar etkili bir duman parçası.iliklerinize kadar hissedersiniz,afadersiniz zikip atar kor biyana.