Bir insan hem babasına bu kadar kızar hem bir o kadar hatta daha fazlası sevebilir mi. Hep denir ya kızlarla babalar arasındaki ilişki başkadır diye kastetilen bu mu acaba. Tartışırken aynı anda onun sağlığını düşünmek. Bir taraftan haklı olunan kızgınlık diğer taraf acaba şekeri çıkar mı korkusu. Çoğu zaman sanki kardeşimle ben evin büyüğüde küçük olan onlarmış gibi. Bir gün bir bakışı hiç bir sevgi sözünün anlatamayacağı kadar sevgi dolu bazen de bir hareketi sanki istediği hayat bizimle olan değilmiş gibi. Acaba onun içinden geçenler tam olarak ne. Hangisi daha gerçek.
Cezmi Ersözün bir yazısında geçiyordu." Bıraktım lekesiz mutlulukları; ben kavgasız, üzüntüsüz bir pazar sofrası
özlerken, aslında herkes; annem, babam, kardeşim o evden uzaklara, hiç dönmemek üzere çok uzaklara gitmek istiyormuş". Sonrasında hep merak etmişimdir acaba bizde mi.
geçen hafta babamla saçma sapan bir nedenden ötürü tartıştık. 1 haftadır da bundan dolayı konuşmuyorduk. kızgındım güya babama, dedim ya saçma sapan bir neden, iki tarafa göre iki taraf da suçlu.
bugün öğle yemeğimi yerken bir dürümcü'de, bir adam gördüm, adam iki eli olmayan oğluna elleriyle dürüm yediriyordu. bu sahneyi görünce dürüm boğazımda kaldı sanki, o güzel babayı görünce bir an babam geldi aklıma, hepimizin babası gibi adamdı işte, gözlerim doldu. yemeği bıraktım, arkadaşlarımın şaşkın bakışları altında hüngür hüngür ağlayarak kalktım.
babamın 30 senedir ayakkabı sattığı dükkanına gittim. beni görünce gülümsedi. hiçbir şey demeden gittim babama sıkı sıkı sarıldım. gelene kadar ağlamıştım, tüm gözyaşlarımı babamın gömleğine sildim. ben ağladım, babam ağladı, ben ağladım babam ağladım. öylece ağladık.
ilk aşkım, çocukluk kahramanım, hayatımın en değerli en anlamlı insanı, ilk gençlik çatışmalarımın başrol oyuncusu, beni gülme krizlerine sokan komik adam, herkes tarafından takdir edilen zekamın kaynağı, başım sıkıştığında bir telefon kadar uzağımdaki dost, oyun arkadaşım, her konuda en yakın destekçim, harika şahsiyet tanımlarının hepsini hakeden insana verilen ad.
onu o kadar özledim ki.. neden sorusu beynimin içine yerleşti yokluğunda.. neden sen, neden ben, neden biz.. ne olurdu sanki ölmeseydin.. ne olurdu sanki beni de bizi de bırakmasaydın arkanda.. ne vardı da beş para etmez adamların babalarını kıskanıyorum ben on yıldır.. hak ettim mi ben bunu.. madem ölecektin nie ben varım.. madem ölecektin nie beni yaptın.. neden şu dunyada kimsesi olmamayı öğrettin bana, bize.. niye başkası değil de ben derken günah işledim ben on yıldır.. neden bana bu reva görüldü.. niye hep ben başımın çaresine baktım.. niye sen en önemli anlarımda yanımda olamadın ki.. gece hastalandığımda beni hastaneye götürecek bi babam neden olmadı.. neden annem beni hastaneye götürmek için hep insanlara yalvardı.. bana bu kadar soru sordurmaya ne hakkı vardı ölümün.. neden ben baba sözünü kullanamıyorum senin yüzüne karşı.. ya ölmeseydin be baba çok kötü sensizlik.. milletin kötü babaları yaşarken benim babam iyi olmasına rağmen neden yok.. neden onlar yaşayan babalarına kızarlarken ben ölmüş babama kızıyorum hayatım boyunca.. hem de hiç suçun yokken.. kızıyorum sana baba bırakıp gittin beni ne olursa olsun kızıyorum.. sana on yıldır ihtiyaç duymadığım bir gün bile geçirmedim.. her gün her gece yaşadığım bu hayat denen saçmalıkta sen olmadığın için daha da nefret doldum herkese her şeye..
belki binlerce kez gördüğüm o rüyalarda yılmadan sorduğum " baba bu sefer gitmeyeceksin değil mi" sorusuna her seferinde " gitmicem oğlum artık beraberiz.. kaybettiğimiz herşeyi bu sefer seninle birlikte kuracağız kazanacağız." cevabını verdiğinde rüyamda bile gideceğinin farkına varıp bırakıp gitme beni diye sana göz kulak olmaya çalışmaya ve her seferinde uyanıp yine gittiğini anlamaya ne hakkım vardı.. bu rüyaları değişik formatlarda görürken bile rüya olduğunu ve gideceğini bilmenin benim kalbimi ne kadar kırdığını ve bunu kimsenin bilemedğini bilmeye ne zorunluluğum vardı benim.. görmekten nefret ettiğim bu rüyaları göremez olunca sırf senii özlediğim için bu rüyaları görmek istememe neden olmaya hatta razı olmama ne ölümün ne senin ne de kimsenin hakkı yoktu..
yoktu baba sen beni bu dünyaya getirdysen yanımda olmalıydın.. ölüm gelse onu da biçmeliydin.. rüyalarımda beni kandırmak yerine her günümde eskiden güvenip en güçlü adam gözüyle gördüğüm seni yine görmeliyidm. okurken mezun olurken hastalanırken iyiyken ya da kötüyken her zaman yanımızda olmalıydın.. ben en az hasarla böyle olmuşken bi de karını ve kızını düşünmeliydin.. gitmemeliydin baba gitmemeliydin.. sana ölüme dünyaya hayata herkese çok kızgınım.. ve biliyorum ömrüm boyınca asla mutlu olamıcam ve bunun tek sebebi emin ol sadece senin benim yanımda olmayacak olman..
edit: oy veren ibne buna oy vermen için yazmadım bunu.. oy moy verme istemiyorum..
baba ?
bilinmeyendir..
küçükken o'na sarılıp uyumamışsanız eğer,
bilinmeyendir baba..
cebinden para çıkartıp harca demediyse size,
bilinmez, hissedilmez baba.
sadece kelimeden ibarettir baba kelimesi.
elinizden tutup götürmediyse oyuncak dükkanına sizi,
almadıysa eve gelirken çikolata ve gofretinizi,
bilinmeyendir baba..
çözülen en karmaşık denklemlerden daha farklı gelir o dört harf..
içinize sinmemiştir belki ama hep merak edersiniz candan baba demeyi.
baba! ne demektir ki baba ? ne işe yarar allasen ?
ben bilmem.
o nasır tutmuş ellerini uzatan kocaman ayaklı uzun boylu adam yoksa avuçlarınızda,
bilinmeyendir, zorlamayın..
bu aralar adımı tutturamayandır ayrıca. ya insan kızına toni der mi? toni dedikten sonra pardon zeytin dedi bir de. e yuh baba oldu olacak karabaş deseydin.
ağzıma bir şahıs için almadığım kelime. üzülüyorum şahsen neden böyle oldu diye, şuraya yazılan yazıları gördükten sonra ben niye özleyemiyorum bu kadar öve öve anlatamıyorum diye üzülüyorum, sen senelerce onu mahçup etmemek için çabalarsın o gelir sana benim senin gibi evladım yok der, kimisi de böyle işte, o yüzden varsa babanız kıymetini bilin, yaşarken sizin için ölmesi çok tuhaf duygularmış.
elleri öpülesi adam. sert mizacının altında kaç yaşınızda olursanız olun sizi korumaya, destek olmaya yönelen güdüsü asla gitmeyen, bitmeyen kişi. baba olduğunuzda da siz bunu çok daha iyi anlıyorsunuz. allah hepsine uzun ömür versin, başımızdan eksik etmesin.*
hergün özlenir mi, bu kadar sevilir mi bir baba, keşke diyorum babacım seni bu kadar sevmeseydim, keşke sende bizi bu kadar sevmeseydin. belki bu kadar özlemezdim seni, insanlara bu kadar kırgın, hayata bu kadar karamsar bakmazdım, sensiz tadı olmayan bir hayatım var, neye sahip olursam olayım, sana sarılamayacağım, dertleşemeyeceğim seninle, mutluluklarımı paylaşamayacağım. hep içim buruk olacak, hep bir acı olacak içimde, ne zaman babasını kaybeden birini duysam, sanki seni bir kez daha kaybediyor gibi olacağım. tam şu anda, yanımda olsan, sana sarılsam, iki çift sohbet edebilsek, tüm karamsarlık, tüm umutsuzluklarım yok olurdu.
özlediğim, şu aralar duruşuyla bile hissettirdiği güvene en çok ihtiyaç duyduğum, onun gibi olmaya çalıştığım, elimde avucumda ne varsa, şu yaşa kadar neler başarmışsam annemle sayelerinde edindiğim, yaşı kaç oldu bizim için çalışan, yaşadığımız hayat ve geçirdiğimiz hastalıklar bile aynı olan, ömrü uzun, rızkı bol, sağlığı daimi olasıca insan.
Can.
Özlenipte bulunamayan.
Onsuz bir çocukluğu hiç yaşanmamış sayarım...
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
çarpı bacaklarıyla- ha düştü, ha düşecek.
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim...
cocukların kahramanıdır. arabayı vuruyorum baba arabayı vurdum böle böle oldu diyorum canın saolsun diyor. ertesi gün dogum günüm icin o kadar para verip hediye alıp geliyor benim babam böyle iste iyiki var herzamanda yanımda olsun bana birsey olmaz.