iş arkadaşıyla anlaşmış, halk eğitim'e kürtçe kurs almak için başvuracaklarmış. öğrenmek lazım diyo. açılım saçılım derken hükümete söve söve kafayı sıyırdı sanırım. şu anda da dünya tv izleyip kendi kendine öğrenmeye çalışıyor.
içini doldurabilecek ve onu ifade edebilecek herhangi bir kelime olduğuna inanmıyorum. baba işte. baba. her şeyi anlatır ve de anlatmakta bu kelime. korur, kollar, karşılıksız ve çok sever.
baban giderse
başı dumanlı dağın gider
atan gider, sırtın gider
iki kapılı bu handa
menzile erişen yolun gider
baban giderse
darda yetişen elin gider
aklın gider , canın gider
şu dağlanmış yüreğinde
çoçuk kalan yanın gider
baban giderse
öpülecek elin gider
bayram gider.
bence babalık zor kazanılan bir olgu. bebek anne karnındayken kordonla annesine bağlı olduğu için ömür boyu anne ve çocuk arasında kopmaz bir bağ mevcuttur. ama ya babalık...baba onu kendi inşa etmeye çabalar. ve hakikaten çok çabalamak zorundadır. sürekli verici olmalıdır. çok dikkatli olmalıdır da. çünkü sonra kazanılan edinimler kolayca da kaybedilebilir. o yüzden erkeklere kolay gelsin. babalık zor zanaat.
her türlü seven kişidir. yalnız anlamadığım tek nokta, çalışırken gez dolaş sıkıntı yok, iki gün evde kaldığın anda bir ev kızı havalarına sokmaya çalışmak, bir haller çabalar anlaşılması zor. neyse sevdiğinden diyoruz ve seviyoruz kendisini.
aşkım, meleğim, bebeğim diye severek beni şımartan, beni mutlu eden, moral veren, dert ortağım, duygusal, şefkatli ve cesaretli olan annemin kocasıydı olan erkek.
baba. hani derler ya babanızın kıymetini bilin diye, gerçekten bilin. hani başka şeyler de derler birşeylerin kıymeti kaybedilmeyince anlaşılmazmış. gerçekten öyle oluyor kardeşlerim. bilin babanızın kıymetini. ben babamı 8 yaşımda kaybettim. benim anneminde babamında 2. evliliğiydi 50 yaşında abim vardı. babam 65 yaşında öldü. ben doyamadım babama. mesela hiç balık tutamadım babamla. siz hiç babanız komaya girerken yanında bulundunuzmu ? hemde 8 yaşındayken. babamın gözleri yukarı giderken ben gözlerinin içine bakıyordum. acıdır bu çok acıdır. siz babasızlığı tattınızmı ? tatmadınız. allah gecinden versin de bu duyguyu sadece yaşayanlar bilir. siz hiç arkadaşlarınızın babalarından bahsettiği ortamda gözleriniz doldu da sustunuzmu. sözün özü kardeşlerim, sevin babanızı. sevginizi gösterin. doya doya vakit geçirin babanızla...
BABAMA
Bir notası eksik yaşamak bu dünyada ne büyük keyif
Sonra sarılıp uyusak yıldızların koynunda
Rüya bu ya adını bilmediğimiz nur yüzlü bir adada uyansak
Rotasını şaşıran bir buluta binsek ve yine eve dönsek baba
isyan bayrakları neden hep kırmızı?
Sayılara sıfır eklenince neden çok değerli ama tek başına sıfırın değeri ne ki?
Keman ve ney hüzünlü mü sevilir yoksa hüzünün gerçek adı mutluluk mu?
Evet ayrılırken sarılmak da güzel ve tekrar kavuşmak sana baba
Hangisi mutluluk, hangisi hüzün?
Bana sor.
Notalar eksik kalsın, noktalar bir sonu tamamlamasın artık
Hep gül babam, hep bir-gül, virgüllerle sonlu sonsuzlukta yaşasak
Yasak, özleme ve gurbete kalsın
Ne güzel şimdi annem tarhana çorbası pişirmiştir
Hadi babam evimize dönelim,
Anne gibi değildir, çocuğunu kayıtsız şartsız mükemmel olarak görmez baba. Sürekli pohpohlamaz da. Taktir etme konusunda daha adaletlidir.
Babanın eksikliğinde erkeklerde saçma sapan bir mükemmellik sanrısı oluyor benim gördüğüm kadarıyla. Bir yerde annenin "benim oğluşum en iyisidir" tavrını dengeleme rolu oynar baba.
kendi paranı kazanıp kendi dertlerini görmeye başlayınca
baya baya işlevini kaybeden aile bireyi.
hadi anne yine ev temizliği yemek gibi şeylerle ilgileniyor ama
baba baya bildiğin süs bitkisi oluyor evde.
hatta huzuru kaçırmaya yönelik davranışları da çoktur bunların,
bi de kendi paranı kazandığın için ilan ettiğin özgürlüğünü görmezden gelip
yasak falan koymaya kalkmıyolar mı!!11!!
öhm, neyse.
candır. canının içidir. dünyalara kılını,zerresini degişmeyeceğin adamdır. kaç yaşımda olursam olayım,onu şapur şupur öpmekten vazgeçmeyeceğim, her üzüldüğünde yüreğimin yanmasına engel olamayacağım, bu ara biraz duygusallaşsada, zaman zaman andropoz dönemi geçiriyor diye düşündüğüm, hayata dört eller sarılmam için ellerine ihtiyacım olandır.
mümkünse sıçtıktan sonra tuvaleti belirli bir süre kullanmayın. nasıl sıçıyorsa artık mübarek, böyle kekremsi bir koku, sıcaklık olmuş 500 Kelvin, sanki big-bang deneyi yapacak kemüğüne yandığım...
çocuğun biri babasına sormuş. baba sen günde ne kadar para kazanıyorsun demiş. baba cevap vermiş 50 lira oğlum demiş.
sonra çocuk harçlıklarını biriktirmeye başlamış, hergün kumbaraya demir paralar atmış ve aradan 1 ay geçtikten sonra avcundaki paraları koşarak babasına götürmüş '' baba bak burda 50 lira var '' demiş. babası şaşırmış, çocuk susmamış ama ellerini indirmeden konuşmaya devam etmiş '' baba bugün gitme işe nolur, al bak bu paraların hepsi senin olsun, lütfen biraz da bana zaman ayır baba '' demiş. demir paralar şıp şıp avcundan dökülmüş...
babası bu cümle karşısında hemen dizlerinin üzerine oturup küçük oğlunun yanaklarından tutmuş ve gözlerinin içine bakarak '' her gün böyle para verecen mi lan itovli it '' deyip tokat atmış. siktir git odana yat uyu pezevenk demiş.
şaka şaka amk. sıçmadan entryi bitiremem ben. baba hislenmiş ve o günden sonra çocuğuna daha çok zaman ayırmış..
canımın annemden sonraki en en en içi olan insandır olmazsa olmazımdır allahın başımızdan eksik etmemesini istediğim karakterdir . çalışandır, evine bakandır o her şeydir ...çok sinirli olsa bile gece gizliden öpendir aşkın dibidir bir kız için o insan cenneti eşi ile birlikte (yani annemiz ile) peygamberimize komşu yerde nasip etsin diye dua edilesi adamdır ..
babalar şöyledir böyledir demek istemiyorum ama bir şeyler yazmak geçti içimden. babamla kendimi hiç bir hissetmedim. babasına aşık olan biri de olmadım. bunu babamın bir eksikliği olarak görmüyorum ama. ne güzel adam baba ya. dışarıdan geldim. " köfte dolapta azıcık yağ dök pişir öptüm " diye not yazmış. babam bu öptümlü möptümlü şeyleri yüzüme söylemez. çekingenlik doğasında var her baba gibi. seviyorum lan genede.
öldüğünde nasıl hissedeceğimi merak ettiğim insan. hiç bir zaman çok yakın ilişkilerimiz olmadı. memlekete gitttiğimde yüzeysel iki muhabbet.ayda bir telefonda nasılsın konusması harıc pek birsey yok.yanı sıra bır cok kızgınlık... ölünce üzülür müyüm onu bile bilmiyorum.