analara nazaran evladına ihtiyacının fazlasını alan güzel insan, evin direği.
misal yengem vermiştir eline çocuk için ihtiyaç listesi "bey bunlar alasın" gibisinden. neyse gelir dükkana abi şunları versene der. dükkan sahibi verir eşyaları. en son liste kontrol edilir. sonra "ya sen şunlardan birer tane daha ver de eksik meksiktir belki lazım olur" der.
bakın bunu bir ana demez. baba boldur, ali açıktır. insan bu tabloyu görünce bir hoş oluyor. elhamdulillah.
usulca yaklaştı yanıma...
omzuma düşen elinden anladım babamın geldiğini...
kafamı kaldırıp da durgun yüzüne baktığımda, gözlerini naif bir şekilde gözlerimle buluşturarak şu cümleleri söyledi: '' evladım, kıymetini bil... bazı şeylerin kıymetini bil... şayet kıymet bilmezsen, allah muhafaza, kıymetini bilmediğin şeylerle imtihan edilirsin de sonra anlarsın değerini...''
gözlerimi açtığımda akşamdan kurduğum çalar saatin yüksek sesi doluyordu odaya...
öylesine mahcup bir halde uyandım ki rüyadan, o hislerle ne yapacağımı bilemeyip koşar adım gittim saate doğru.
vakit erkendi, kahvaltı yapabilir ya da bir parça daha uyuyabilirdim.
fakat ne iştahım vardı ne de uyuyacak yüzüm.
gömleğimi sırtıma geçirip, yüzümü buz gibi suya tuttum lavaboda.
koltuğa çöküp de bakakaldığım tavanın beyazlığında kendime gelmeye çalıştım bir müddet.
içime sızdığını fark ettiğim pişmanlık hali gittikçe ağırlaşmaya başlıyordu.
duvarlar ne kadar da boğucuymuş böyle...
boyun bağımı alelacele dolayıp, montumu da giydikten sonra attım kendimi dışarı...
telefon açmak için daha fazla bekleyemezdim.
--spoiler--
-baba?
+efendim malajor.
-müsait misin baba?
+evet söyle, müsaitim.
-farkında olmadan gönlünü mü kırdım, bir cahillik mi ettim ben?
+(bir müddet duraksadıktan sonra) hayırdır böyle, sabah sabah...
-rüyamdaydın baba... bana nasihat ediyordun, uyarıyordun. ben, galiba mahcup oldum.
+allah hayır etsin. ne gördün?
-(rüyayı anlattıktan sonra) baba hakkını helal et lütfen, ben cahillik etmiş olabilirim. seni üzecek kelimeler söylemiş olabilirim. belki sen içine atmışsındır, söylememişsindir. ne bileyim işte haddimi aşmış olabilirim. özür dilerim...
Yaşarken cenaze namazını kıldığım şahsiyet. Asıl zenginlik göğüsünde taşıdığın cevher yuregindir. merhamet senden zayıfa şefkattir. Baba; adalettir sığındığın gölgedir. Zalime karşı duruştur.peki sen bunun neresindesin? ba ba ..
Gülüşünü sevdiğim ilk adam mesela, sevdiğim güvendiğim kaybetmekten korktugum ilk adam, huyunu suyunu ögrendiğim öğrendikÇe zamanla dahada yakın olduğum adam, her düştüğümde dahada Çok sevdiğim değerini anladıgım adam.. Rabbim diyorum acını yaşatmasın, canı acısa canım Çıkar. Tutunacak tek dalım.. Varlıgına şükür ettiğim! Kaybetmekten afedersin ama it gibi korktugum tek insan. Bide sevdiğim adam var ki özellik olarak babama Çok fazla benzeyen.
Hayatımda tanıdığım ilk adam'dır. Aç bırakmaz, yolda koymaz, sırtına binersin, eşşek kadar olsan bile sırtına alır.
Annenle gönderirsin bazı mesajları. O bazı mesajları bile bile eyvallah etmez. Bir hayrı vardır, bir muradı vardır susar.
Sonra bir gün çıkmaza girersin. Her şeyinle.
O adam elinde imkansızlıklarıyla gelir, el uzatır düştüğün kuyulardan her birine.
Baba öyle adamdır çünkü. Anneni sevmiştir senden önce. Kıskançtır.
Bir tek ağlamasını istemediğiniz tek kişidir herkesten önce.
Sözlü tokatları, fiziksel tokatlardan daha acıdır.
Bir de torun sevgisi yaşatırsan ona ne ala. Adam hem baba hem dede olur.
Allah başımızdan eksik etmesin, acılarını göstermesin babalarımızın.
Bizi onlara, onları bize hayırlı eylesin. AMiN.
ben onu ararım o müsait değildir bana döner sanki konuşma bitsin der gibi konuşur.
o beni arar ben müsait değilimdir. hiç konuşasım olmaz.
lan bir baba oğul gibi konuşamıyoruz şu adam ile. aramızda sürekli bir resmiyet var.
normalde pek konuşma meraklısı değildim peder ile. aramızda ciddi anlamda bir soğukluk vardı. konuşma yapsak bile tartışırdık ikimizde dik kafalı idik. 6 ay askerliğim boyunca taş çatlasın 2 defa falan görüşmüşüzdür. okurken ihtiyaç olmadan kolay kolay aramazdım. konuşamazdık çünkü. kısa sorular ve cevaplar ile geçirirdik konuşmayı. annemi aramaya başladım belli bir süre sonra para isteme için falan.
ama askerden geldikten sonra anjiyo oldu babam. doktor kalbe giden damarlardan birinde tıkanma tespit etti.
şehir dışında idim atladım hemen uçağa döndüm yanına.
geldim hastaneye. hallettik işlerini. o sıra onu sıra beklerken gördüm.
bana her gün kükreyen her konuşmamızda bağıran belki defalarca dövmekten ucu ucuna vazgeçen tabi arada güzel bir şekilde üstümde boks karşılaşmalarındaki hareketleri deneyen babam mahsun mahsun oturuyordu.
gözlerinde korkuyu gördüm ilk defa.
her zaman arkamda olacağını düşündüğüm adam o sıra bile bize moral vermeye çalışıyordu ama gözlerinde korku vardı.
serttir benim babam. fazla sevgi göstermemiştir bize. sürekli çatık kaşlıdır.
ama orada o şekilde sanki aciz çaresiz gördüm ya babamı çok koydu bana sözlük.
o sıra her şey anlamsız kaldı lan benim için. okulmuş işmiş hayatmış cartmış curtmuş.
babanız ile aileniz ile vakit geçirin gençler. sonra arayıp bulamadığınız zamanlar gelince oturup ağlarsınız günlerce.
ulan hasta mısın diye aradık o kadar siklemedin resmen. zaten arayana kadar 100 defa düşündüm.
evladı olan şahsıma çok çeşitli lakaplarla hitap eder. az önce bana olan hitap şekillerini listelediğim bir entry yazmaya başladım fakat yoruldum. pes ettim, kendisi yılmadı.
senin sayende çocuklarıma neleri yapmamam gerektiğini öğrendim.
Ulan sokak köpekleri bile beni, senden daha çok sahipleniyor. Keşke seni görmeseydim. Yukarıdakiler gibi baba hasreti çeker kendimi avuturdum. Babaymış. Yarbabası.