aklı terk etmek, mantığı emanete vermek yani aptallıktır. aşık olup beyni yenmiş zombiler olacağınıza ,sadece sevgi besleyin. sevgi sağlıklı bir iletişim çeşididir.
Bazen birilerine bağlanmak istersin, evet sen istersin hiç öyle aman allahım birdenbire oldu diye bir şey yok.
En sonunda ya birbirinizden nefret edersiniz ya da sevgiye dönüşür. ikisi de olmazsa evlenirsiniz çocuk yapar başka insanların hayatıyla oynarsınız.
Yoğun duygular karmaşasıdır aşk. Aklın ve mantığın bittiği yerde duygularına koşarak teslim olmakla başlar. Kontrol aşktadır artık. Dizginlemek mümkün değildir. Sevginin aşırı halidir aşk. iyi ve kötü bir çok duyguyu yanında getirir.
Affetmem dediğiniz hataları affettirir aşk size getirdiği merhametiyle. Gitmem dediğiniz yolları kat ettirir aşk size getirdiği azim ile. Kıskanmam dediğiniz şeyleri kıskanırsınız aşk ile. Yapmam dediğiniz şeyleri yaptırır yani kısaca aşk size.
Aşk kendini ikinci plana atmaktır her daim. Kendini düşünemez olursun. Aşk kendini ona vermektir koşulsuz. Aşk sizi alır, güvende hissettirir, sıcak hissettirir.
Özlemeyi bir görüşmenizden diğerine kadar geçen süre içinde yaşadığınızı sanırsınız. Fakat asıl özlem bu değildir. Onun yokluğunda geçmeyen uykusuz geceler, yalnız sabahlar, ona dair en ufak ve önemsiz detayları büyük bir hasretle özlemek, sadece sarılmak ve kokusunu duyabilmek için dünyaları verebilecek olmak, bunların yokluğunda büyük acılar çekmek işte aşkın getirdiği acı ve gerçek özlem budur.
Bir pencere, bir kaldırımtaşı, bazen bir yol bazen de bir semt sana onu hatırlatır ve hatırlatacaktır her daim. Unutma çabasına girmesin aşık olduğunda. Unutamazsın da zaten aşk sana onu hatırlatır her küçük detayda. Sokaklarda o ezberlediğin, aşık olduğun masun yüzü ararsın insanların yüzünde. Ve aşk onu her şeyi ile her hali ile her şeyini sevmektir.
Bazen bilirsin sevdiğinin nerede olduğunu ayrılık öncesi bir davetiyeden. Mesela bir düğün salonu. Bilirsin o içeridedir, yakın olduğu kadar uzaktır sana. Sen o binanın önünden geçersin defalarca hasret kaldığın yüzü görebilmek umudu ile belki hava almaya çıkar diye. Ama beklemeye cesaretin olmaz, korkarsın.
Aşk yüce bir duygudur. insanı insan yapan en önemli şeydir belki de. Ama gerçek şu ki aşk tek başına yetmez bazen. Kahpe dünyanın gerçekliğinde boğulur bazen aşk. Çıkmazlarda tıkanır. Bazı insanlar o uyumu yakalayamaz işte. Fakat aşk tüm o uyumsuzlukları ve olumsuzlukları kabullenip, öyle olduğu gibi sevip büyük fedakarlıklarda bulunmaktır bazen de. Ama aşk uyum aramaz, isterse dünyanın iki en zıt karakteri bile aşık olabilir birbirine. O kişiyi öylesine çok seversiniz ki ona dair her şeyi kabullenip bununla yaşayabilirsiniz. Böyle bir aşk çoğu zaman gelecek için olumlu sinyaller vermez. Sizi tarif edilemez bir acı ve sıkışmışlık hissine mahkum eder onun yokluğunda onu sevmek. Böyle de mantıksızdır aşk çünkü aşığızdır akıl ile değil kalp ile hareket ederiz. Bazen yarım kalmış düşlerdir aşk ve uykusuz göz yaşlı geceler.
Bazen çok mutlu olmaktır aşk, ama bazen de ölesiye üzülmektir. Bazen çok üzer sevdiğinin seni bırakması. Zaman geçer o da senin çektiğin acıyı çeksin o da üzülsün istersin. Fakat bunun için pişman olursun sonra. Ne olursa olsun üzmeye kıyamazsın onu. Onu üzdüğün için ondan fazla üzülürsün. Mutlu olsun istersin. Aşk kimi zaman saçma sapan bir hal alır, hissettiğin duygular içersinde kaybolursun ifade bile edemeden kendini. Dedim ya aşk yoğun bir duygu karmaşasıdır. Bazen aşk Nazım'ın da dediği gibi elmanın seni sevmesini beklemeden sevmektir elmayı.
Aşkı böyle ufak bir yazıda anlatabilmenin imkanı yok elbet tabii. Delacroix'inde dediği gibi: "Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden çok farklı bir dil gerekir."
Bu sadece hissettiğim yoğun duygu karmaşasından ufak bir kesit ve elbet görecelidir ve bence aşk işte böyle.
Acıdır. Bir kere kapıldınmı bir daha ondan kaçamazsın. Aynı sel gibir; hani del gelip senin herşeyini alıp götürür ya sonra gittiğinde büyük bir yıkım bırakı. Aynı onun gibidir aşk gelir seni alıp götürür götürdüğünde de büyük bır yıkım bırakır. Gitmek istersin gidemezsin. Kalmak istersin kalamazsın. Acının en büyüğünü bırakır o sana tokat gibi gelir. Yaşadığın hayat beyaz iken siyaha dönüşür. Kalbin bıçak saplanır ve o bıçak uzun süre çıkmaz hep orda kalır. Gelmiyceğini bilirsin ama içindeki o umut sönmez ve sen yinede beklersin onu. Aşk tam da budur...
Susayınca su içen gibi saçma sapan, anlamsız entrylerden sonra bir bakıyorsunuz küçücük bir başlık.
Aşk yazıyor üç harfle.
Evet üç harfli olup kalp denen kutuyu ağzına kadar dolduran biyolojinin gelmişini geçmişini öttürten, piskolojiyi araştırtan, piskolojiyi bozan oluşumdur. Üç harfli olması yalnızca yanıltıcıdır.
Acıyı hissetmektir.
Önce sevgiyi hissedersin.
Sonra sorgulamadan o muhteşem sevgi yumağındaki kusurlara odaklanırsın.
Bi kusur buldun mu tamamdır sormaya bile gerek yok. Sonuçta amacımız üzüm yemek değil bağcı dövmek. Acı çek, sevgilinle tartış onu bunu yap adı aşk olsun. Bunun adı aşksa yokluğu huzur veren şey demektir
Edit: Kusursuz insan yoktur. Ve aşk bir yarış değildir.
tombul tombalak her anlamda götüme benzeyen bir kız, ferhat'ın şirin'i sevdiği gibi sevildiğinde ancak inanabileceğim şeydir..
çok avam, çok aşağılık bir kelimedir..
din insanlık için ne ise aşk da o'dur..
ayak altına alınan ancak bir insanın hissedebileceği en derin duygudur.
en güzel girizgah cümlesiyle girmek istiyorum; sayın amına koyduğum! evet, sana, sana, sana, hepinize! sevgili sözlük yazarları, el öpme ayağına elini çeneme toslatıp çakallık yaptığım büyüklerim, bıngıldağını sevdiğim küçüklerim, zekası yetersiz kardeşlerim!
şimdi sığ sığ adamlar çıkıyor, yok üç ay önce ona aşıktım, yok bir yıl önce buna aşıktım, şimdi şöyle aşığım, şu kadar zaman şuna aşıktım; bir ton zırva. aşk sizin iki oda bir salon kalplerinizde hissettiğiniz; bencilliğiniz, egonuz ve arzularınızla yoğurduğunuz, o tek odalık beyninizde üç harf, tek heceden oluşan bir duygu değildir.
daha derin şeyler vardır ya hayatta; hani ikiyken bir olmak gibi. onun içi sıkılsa sizin canınızın yanması, bir anlık gülümsemesinin içinizin en karanlık yerlerini aydınlatması gibi. dost olmak, yol arkadaşı olmak; onsuzluğun sadece onsuzluk olmadığı, adeta canınızdan bir parçanın kopması gibi.
bu insanın başına öyle kolay kolay gelebilecek bir hadise değildir, öyle köklü bir duygudur ki içinizde yer ettiğinde siz artık siz olamazsınız. değişirsiniz, iyileşirsiniz, arınırsınız; ait olursunuz.
olmadı mı yine sığ kardeşim? boşver sen ko götüne.
hastalıklı bir duygu olabilmektedir bazen. sırf acısını yaşamak için platonik aşık edebilirsiniz kendinizi. bunun sebebi de muhtemelen aşkın kendisinden daha kuvvetli duygu yoğunluğunun içinizde bir yerlerde kavrulması olabilir. en nihayetinde kavuşursan meşk kavuşamassan aşk olur diye boşuna dememişler.