21. yüzyılımızın gençlerinin kendisini sex yapmak zannettiği oysa ki çok mükemmel bi duygu olduğunu bilmedikleri muhteşem bi histir. Aşkı yaşayan bilir ve yaşatan insana göre değişir.
ya böyle...
aşk aslında...
salaklaşmaktır bence.
geldiği zaman salak salak gülümsemektir. mantıksızlaşmak, hırslardan arınmak, saflaşmak, salaklaşmaktır.
ve aşk, o esnada yaptığın saçmalıklardır. manyaklıklardır.
işin kötüsü de şudur ki; gece var olan coşkun bitmiş gitmiş olur ya hani sabah kalktığında... ya da sarhoşken, kafan çok güzelken uyuyunca, karın ağrısıyla kalktıktan sonra "bir daha içimicem lan" dersin ya...
aşk geçicidir yani.
Git Başımdan Aşk Kafam Karışık
Sevmek diyorlar ya adına
inanmıyorum onlara
Ayrılıkla bitiyor ya her sevda
Düşmüyorum o tuzaklara
Ben sana aşk diyemiyorum
Gözlerimi açtığımda ayrılık oluyorsun
Sevmekte yetmiyor o vakit
Bitmeyen bir şey yok bu dünyada
Sevmemek mi gerek acaba
Bu dünyayı
Seni mesela
Mümkün müdür ki böyle bir şey
Senin adın aşk
Soyadın ayrılık
Sevsem bir türlü sevmesem olmuyor
Firar eder oldu aklım
Dokunmayın bana
Kafam karşık
Faili meçhul aşkların sorgusundayım
Git başımdan aşk kafam karışık...
sabah gözünü açar açmaz içini bir mutluluğun alması,
her yöne sırıtan bi ifadeyle bakmak,
başkalarının söylemlerine aldırmıyor olunsa bile oartnerinin tüm sözlerini süzgeçten geçirmek,
tüm bunlar olup biterken bir süre sonra bıkıp ayrılmak.
yaniii geçici bir sarhoşluktan başka bişey değil....
aşkın tanımını yapabilmek için aşkı tamamiyle yaşayabilmek gerekir. fakat yaşanılan sadece karşılıksız bir aşksa buraya yazılacak tanım aşkın değil sadece çekilen acının tanımı olabilir. ki o çekilen acı adamın ruhunu hapseder, bi iki aşk şarkısına, onu hatırlatan bir kelimeye, bir eşyaya. o acıyı kalbinde taşıdığına lanet edersin. atmak istersin atamazsın, kurtulmak istersin o da olmaz. uğraşların hepsi boşadır. ne yaparsan yap o illeti atamazsın kalbinden. seni yerle bir eder yine de bırakmaz. yaşarsın. ama buna yaşamak denirse. aldığın her nefeste çekilen acının isyanı vardır ama karşılıksız isyanlardır kime olduğu belli olmayan. herşey normal giderken bir şarkı duyarsın tesadüfen ve o günde senin için bitmiştir. gece olur yatağa girersin ve o şarkıyıda kapatamazsın çünkü çektiğin acının içinde hissettiğin bütün dertlerin dışa vurumudur genellikle o şarkılar. tek dert ortağındır dinlediğin şarkı uykusuz geçen gecelerinde.
Aşk ! yerle bir ettiğin kalbimi birgün gelipte düzeltecek misin? yaşadığım, lanet ettiğim o günlere, yıllara inat tekrar çıkacak mısın karşıma? Şimdilik gelme karşıma nolursun. yaralarımı sarmam, yaşadıklarımı unutmam lazım. günlerimi acıyla, dertle değil mutlulukla geçirmeye başladığımda tekrar çık karşıma. bu sefer yerle bir etme beni, yakma canımı. sadece huzur ver, sadece mutluluk ver, gülümseyerek yatağa girmenin o güzel hissini tekrar geri ver.
sevdim mi karşılığında bana da gülümseyecek birini çıkar karşıma. çıkar ki karşıma öyle birini bende yapabileyim aşkın tanımını. silip unutayım bütün acıya dair yazdıklarımı, yaşadıklarımı. sileyim ki yaşayabileyim o eşsiz duyguyu, aşk denilen illeti tadına vararak tekrar ve tekrar.
Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için bu bir eksikliktir;
Başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bir fazlalıktır.
Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır,
Kadının ise aşkında belki bir hayata...
Erkekler deli gibi âşık olurlar, zamanla akıllanırlar.
Kadınlar ise akıllı gibi âşık olurlar, zamanla delirirler.
Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler.
Âşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz.
Âşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir.
Çünkü âşık kadın "nasıl olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder.
Âşık erkek ise "nasıl olsa sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla...
Âşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar;
Âşık erkekler melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
Âşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır.
Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder,
Aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle.
Kadın Ne ister? Ne mi ister? Hepsini ister. Ve aynı anda.
Peki, erkekler ne ister?
Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler.
Peki, neden korkarlar? Hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
Kadın erkeğinin kendisine kul köle olmasını ister; olunca da ondan nefret eder.
Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez; olunca da onu sever.
Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder;
bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için.
Arada çok önemli bir fark var.
Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar.
Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.
Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda, bir de boşanırken hiç tereddüt etmez.
Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
Delilik, kadınların aklıdır.
Ve sadece bu özellikleri bile, onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler.
Erkekler ise akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler.
Kadınlar her şeyi görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadıklarını ise sezerler.
Dişilik yalnız algı kapılarını değil, bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan, Mescaline, Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
Kadınların sezgileri o kadar olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklın eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur.
Aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır.
Şahini ve tazısıdır.
Kapanı, tuzağı ve oltasıdır.
Sezgi en kurnaz avcıdır.
Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.
Akıl mı? Akıl sezginin uşağıdır. O kadar..
Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici yaratıklar düşünemem.
Akıllıları ve kültürlüleri ise itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çoğu zaman.
Kadına en çok yaraşan ne akıl, ne bilgi, ne de kültürdür. ince ve şuh bir zekâdır...
Günümüzde aşk diye adlandırmaya devam ettiğimiz şey, insanlara müthiş bir trajedi ya da müthiş bir sevinç yaşatır. Bunlar bir insanın kapasitesine fazla ve olağanüstü yansıyacak olan duygulardır.
Aşk bu yüzden yakar ve yazdırır. Ya da kişinin kendisini alkole ya da başka türlü tatmin edici, çoğu kez de işe yaramayan şeylere vermesine neden olur.
Yani aşk, insana fazladır. Fakat yavan bir çelişkidir ki hayat da sevdiğimizin ten kokusunda ve boynundadır...