beyin denen organda, o lanet olası bi hormonun fazla salgılanmasıdır aşk.
kanser gibi yayılır tüm vücuda, mahveder hayatınızı. kimi içinse hayatının dönüm noktasıdır, herşey aşk ile değişir.
"asktan mutluluk, guvenlik beklerler, halbuki ask son zerresine kadar kendini vermektir, ruhundaki son zerreye kadar sevdigin olmak istemektir, onun icinde eriyecek kadar sevmek, kendinden kopmak demektir. iste ben ask derken boyle bir asktan bahsediyorum, olmekten bahsediyorum. var mi o'nun askiyla olmeye cesareti olan?"
Soğuktan eliniz ayağınız uyuşmuş halde eve geldiniz ve hemen sobanın yanına sokuldunuz.
Isınmak için sobanın yanına sokulduğunuz andan itibaren, her geçen dakika sobadan biraz daha uzaklaşır ve en sonunda odanın, sobaya en uzak köşesine oturursunuz.
ilk dakikalarda sizi rahatlatan, huzur veren ateş; yavaş yavaş canınızı sıkmaya başlamıştır. Önce üstünüzdeki kazağı çıkarır, daha sonra evdekilerin bütün itirazına rağmen, pencereyi hafifçe aralamaya kalkarsınız.
AŞK...
korkakların arka bahcelerine girmedim hiç. onlrın aşkı küçük bir çocuğun elindeki kırık, bir tekerleği kaybolmuş kamyondan bile daha değersiz benim için...rüzgar güllerinin sesindedir aşk...arka bahçelerde gizli...yeldegirmelerinin her dönüsünundedir.. bir kadehtedir kimi zaman kimi zaman bir mektubun pulunda..eski zamanların yaşanmış aşklarında aranan sevgilerden olmadı benimkisi yalana karşı koymuş direnişin çıplaklığında takılı kaldı...güvene saklandı kolları.. vb.. yazabileceğim şiirsel bir anlam taşıyan ama pek bir işe yaramayan sadece güzel edebi eserler vermek için kullanılan gereksiz insansı bir iç güdü olmayan,gerçektede var olmayan sadece kadınların var etmeye çalıştığı,sexsi güzel kılmanın yoludur.
eğer içine beklenmeyen bir ayrılık girerse, insan bu aşk olayının içine girdiğine gireceğine pişman oluyor. sonsuza kadar kimse kimsenin kimsesi olamıyor.
güzel bir elif şafak romanı da olsa, elif şafak'ın anlatımından dolayı okurların iyi niyetli olmaları, mevlana'yı şems'i çok iyi tanımları gerekmektedir; bazı şeyleri yanlış anlamamaları adına.
şems'in içkiyi bir yudum dahi olsa içtiğini ya da mevlana'nın içkiyi yutmaya yeltendiğini hiç sanmıyorum, içki haramdır bu çok nettir. mevlana'da büyük alimdir, çok net bir hüküm olan bir konuda taviz vermeyi asla düşünmez.
Nerde okuduğumu yada duyduğumu hatırlamıyorum hah şimdi hatırlar gibi oldum sanırım teoman söylemişti bi röportajında.
"O kadar flu bişeyki aşk acısını çekmeden varlığına inanmıyoruz" gibisinden bişeydi çok da güzeldi.