Aşk seni bulabilir de
Uzakta durabilir de
Samimi oluyor derken
Mesafe koyabilir de
Bu böyle
Vurabilir de
ilgisiz durabilir de
Onu sana katıyor derken
Tuzaklar kurabilir de
Bu böyle...
nörokimyasal bir düzenektir.burnunun akması,karşı konulamaz hızdaki tükürük salgının seni sürekli yutkundurması ve ne kadar salgı düzeneğin varsa hepsinin sana kastı varmışçasına harekete geçmesidir.
insanın dünyaya daha farklı bakmasını sağlayan efsunlu bir güçtür. en iyi tarafı her gün yürüdüğünüz yol boyunca yıllardır göremediğiniz ayrıntıları gözünüze sokar. mevsimler daha bir anlamlı, sabah uyanışları bambaşka bir kıvamdadır. insanlar bambaşka, ağaçlar bambaşka, nehirler bambaşka kısacası her şey pekiştirme sıfatı kıvamındadır.
insana başka bir kişi için nasıl fedakarlıklar yapılabileceğini gösteren duygular silsilesidir aşk, hele bide sevgiliyle arana yollar girdiyse insana her türlü çılgınlığı yaptırabilen en garip olaylardan biridir.
onu görünce kalbinin pırpır etmesi, mide bölgende bir kuşun sürekli kanat çırpması, her dakika onu düşünüp şimdi yanımda olsaydı diye iç geçirme duygusu aşktır....
net bir tanımı yapılamayacak, insanı olmadık hallere sokan duygu. insan kalbinin derinliklerinde bir şeyler filizlenmeye başladığında, hazır olmadığı bu şey karşısında kendini son derece güçsüz hisseder. mantığı olmayan bu duyguyu en güçlü biçimde tadıp, sevdiği kadar sevilmeyi umarak adeta her kapıyı zorlar. ancak, her kapının kilidi açılmayacağı gibi, bazılarının anahtarları ruhun derinliklerine gömülmüştür. insan aşka hazır olamaz, aşkın içine düşüverir bir anda. hiç düşünmediği şeyleri yapar, gururundan ödün verir, hiç ağlamayan, dayanıklı biri bile gözyaşlarını, içine de olsa, kimseye göstermese de, akıtır. aşkın taraflarından biri olmak, yüreği tazeler, insana güç verir, eğer aşkın diğer tarafı da aynı derecede düşmüşse bu mantıksızlığa.
mucizevidir, bir anda gelir, neye uğradığını anlamaz insan.
'sana fena halde benziyor güzellik
ama aynaya bakma senden biraz çirkin
en uzak cebe saklanmış bir anahtar gibi
biraz geç de olsa açacak kapıyı sana
sözcükler hazır dudaklarımda
seni buldum arıyordum
kaybetmem bir daha
beni kendimden geçiriyor güzelliğin
ama sakın uyandırma uyusun kalbim
en uzak şehre yürürken çıplak ayaklarımla
gördüğüm her çiçeği topladım yolda
sözcükler hazır dudaklarımda
ikisinin de, aşkı tek başına taşıması mümkün olmayınca, ikisinin zembili de aşkı bir başına kaldıramayınca, bölüştüler yükü. yarısını adem sırtlandı, aşkın yarısı havva'ya kaldı.
öyle sert düştüler ki dünyaya, bu fenaya, ademin dizlerinin bağı çözüldü, ciğerleri yandı. nutku tutuldu. üçüncü defa, bildiği kelimelerin hepsini önce unuttu. sonra bir kısmını hatırladıysa da o bir kısmını kıyamete değin unuttu.
aşk? daha yollarda sakin durmamıştı bir türlü. kabına sığmamıştı. bir yarısı yollarda kayboldu. getirebildikleri ancak öbür yarısıydı.
Yaşamı farklı bir noktadan izlemektir. Tanıdığın, sevdiğin insanların yaşamının bir anda önemsiz olması, kendi yaşamının dengesinin ansızın bozulması, basit bir gülücüğün, bir yüz ifadesinin peşinden öylesine koşmak gibi bir şeydir. Hep schopenhauer'ın söylediklerine inanmak isteyip her seferinde yanılmana yol açan kavramdır. Lise yıllarında pantolonunu çıkarırken düşünceye dalman ve annenin bunu fark etmesiyle sonuçlanan olaylar zincirinin başlangıcıdır. * Üniversitede ondan önceki yaşamını açıkça unutmaktır. Nerede yaşadığını özel zevklerinin neler olduğunu... Ve yıllar geçse de bir gün istanbul sokaklarında onunla karşılaşacağını tuhaf bir şekilde hissetmektir. Onun yıllar önce giydiği monta benzer bir montla geçen bir kızı ona benzetmektir. Her seferinde bir garip çarpıntıya tutulmak gibidir. Yaş ilerledikçe romantik komedilerden zevk almaya neden olan sözcüktür. Böyle de lanet olası bir şeydir aynı zamanda. **
cenneti ve cehennemi aynı anda yaşamaktır.
sonuçta kavuşmak varsa hep cennette kalırsın, yok ayrılık varsa cehenneme düşersin.
aşık olunan kişiyi unutmak yoktur. sadece acılar biraz diner o kadar.
kalpte bir çizik olarak kalır hep.
aşk denen bir kavrama inanmamamdan olsa gerek beseri askların mecazdan öteye gitmeyeceğini düşünmüşümdür hep. aşkın gercek olduğunu varsayarsak aşk ile ben duygusu arasında bir karadelik varsayalım. eğer buradan gecmeyi göze alabiliyorsan aska ulasmıs olursun ki bunu yapmakta yürek ister..