ilk başlarda o da herkes gibidir senin için..hergün suratını gördüğün ve yüzüne anlamsızca baktığın herkes gibi..hatta sana öylesine sıradan gelir ki gözleri, gülüşü, sesi ,yürüyüşü ,bakışı ve elleri .....ama zaman geçer aradan ,bir müddet sonra ansızın bir sabah uyandığında ve onunla karşılaştığında , yine herkes gibi olduğunu düşündüğün ''O'' nu gördüğün an içinde tarif edemediğin birşeylerin kopup havalandığını hissettiğin o an işte anlarsın ki herkes gibi değildir O ve sen de eskisi gibi değilsindir artık..sesi değişmiştir sanki ,gözleri eskiden bu kadar güzelmiydi diye şaşırırsın kendi kendine ve sonra ellerinin nekadar masum ve nekadar beyaz olduklarını farkedersin,yürüyüşü dengede durmayı yeni öğrenen bir bebeğinki kadar gülünç ve şirin gelir sana ve hayret edersin kendine..önceleri konuşmak için onunla hiç bir nedenin yokken ve dahası böyle bir nedene ihtiyaç da duymuyorken şimdi ondan gelecek bir merhaba için seve seve ölmeyi göze alacak kadar istersin bunu ama karşısında bulduğun an kendini ,konuşamazsın birtürlü ve dilin dönmez, sözler birtürlü çıkmaz ağzından..oysa kalbin deli gibi atıyordur ve sesi kulaklarına varıyordur öyle ki o konuşsa da duymazsın kalbinin sesinden ..zaten gözleri bir sır olur rengi dahi unutulur ,hayellerde kalan ve hatırlandıkça soluklaşan birer çift olarak kalır ..cesaretini toplayıp bakmaya çalışırsın da gözlerine, birkerecik karşılaşmak için gözlerinde ,belki bir ömür avunmaya değecek o saadeti hakedeceğine inanırsın ama hiç birzaman değmez gözleri gözlerine ve hiç birzaman mutlu olmazsın bu yüzden..sesini işitirsin adının harfleri çıkar onun ağzından hiç beklemediğin bir anda, önce şaşırırsın ama sonra sıradan ve öylesine bir hitap olarak kalır bu ,,yine üzülürsün..artık keyif vermez yaşattığı acılar sana.iştahın kesilmişken evvelden ,artık doymak bilmezsin, derdinden ve önceleyin herbi şeyin anlamı varken şimdilerde anlamı yokolur herşeyin, yanında durmak bile yetiyorken mutlu olmaya,kaçmaya başlarsın ondan en uzak yerlere.. işte aşk sanarsın bütün bunları ama anlarsın ki sonra ne aşık vardır gerçekte ne maşuk.. aslınsa sadece acı çeken vardır birde acı çektiren ..aşk da yoktur artık aşık olmak da..unutmak vardır birde kendini kandırmak...
Bir şarkısın dilimde bozuk plak gibiyim bütün gün
Aklım fikrim hep sende
Nasıl bir duygu ki bu
Ne zaman seni düşünsem koşmak geliyor içimden
Nereye gitsem ne yapsam
Gözlerim hep seni arıyor tüm yollar sana çıkıyor şimdiden
Nasıl bir duygu ki bu ne zaman seni görsem
Bir kuş kanatlanır göğsümden
Zaman sensiz geçmiyor senleyse yetmiyor
Daha şimdiden özledim bir dahaki gelişini
Sanki dünyam küçüldü barıştım bak hayatla
Ama yokluğun korkutuyor
Ben ki küskünüm en az bin yıldır
Yılmışım boş vermişim derken
Ne ara çaldın kalbimi bilmem
Üstelik bir davet bile etmedin geldim sana
Ama gözlerin her şeyi anlatıyor aşk..sen nelere kadirsin...
Bir şarkısın dilimde seni söyleyip geziyorum
Sonra şaşıyorum kendime
Nasıl bir duygu ki bu inanmak geliyor içimden
Kalbim bir şansı hak ediyor
Zaman sensiz geçmiyor senleyse yetmiyor
Daha şimdiden özledim bir dahaki gelişini
Sanki dünyam küçüldü barıştım bak hayatla
Ama yokluğun korkutuyor
Ben ki küskünüm en az bin yıldır
Yılmışım boş vermişim derken
Ne ara çaldın kalbimi bilmem
Üstelik bir davet bile etmedin geldim sana
Ama gözlerin her şeyi anlatıyor aşk..sen nelere kadirsin...
iranlı bir şair: 'aşka uçarsan kanadın yanar', mevlana:'aşka uçmazsan kanat neye yarar' yunus emre:'aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?! ' demet akalın :'aşkın açamadığı kapı, kanatlanıp uçamadığı yer mi var?'
Kendini mal yerine koymak isteyen kişinin alternatiflerinden biridir aşık olmak. Neyin yerine kalple düşünülmeye başlanır ve sonunda mantık tamamen devre dışı kalabilir.
deniz gibidir aşk, bazen dalgalı, bazen durgun kimi zamanlar da parlak, duru, sessiz ve derindir. bazen her dalgasıyla çeker insanı derinlerine, boğulur insan içine giren her deniz damlasıyla, çiğerlerine kadar dolar onla, yaşayamaz artık son bulur nefesi. bazı zamanlar da öyle duru, sessiz ve ışıl ışıldır ki onun sessizliğini yaşamak ister insan, bırakır bedenini suyun yüzeyine, gözlerini kapar ve o anı yaşarsın.
ikili ilişkiler tıp kı bir problem çözümüne benzer burda kadın tıpkı gidiş yoluna daha çok önem veren hoca tipi gibidir (karşılıklı güven,anlayış,nezaket,iyi niyet ,hediyeler,sorumluluklar küçük , espirler vs vs ) kadın buna çok önem veriri gidiş yolunun uzadıkça uzamasını ister erkekde durum tam tersidir tamamen problemin sonucuna bakar ve orayı önemser ve bir an önce sonuca gitmeye bakar acelecidir (sonuç erkek için aşık mı degil mi seviyor mu sevmiyor mu ) durum bundan ibarettir.
bir kadına göre aşk gidiş yolu açık seçik anlaşılır ve istedigi gibi olandır.
mükenmel aşk ise gidiş yolu çok uzun olan sonucu olmayan bir problemdir. yani TEORiDE kalır.