çok güzel şeylere sebep olur bir süre, çok mutlu eder. daha sonra bir sebepten veya sebep bulamadığınız için aşık olduğunuz kişiden ayrılırsınız. bu sefer çok derin acılara sebep olur. ölürsünüz resmen. akrebe imrenmiş saniyeler geçmez, saatler alır bir adımı. ve her saniye bedeninizden parçalar kopar. ve en kötüsü yok olamazsınız sadece acı vardır ve sonu yoktur bu acının. siz sürekli bu acı içinde yaşayacakmışsınız sanırsınız, alışmaya çalışırsınız nitekim alışırsınız da. sonra başka biri çıkar karşınıza hayatınız da gördüğünüz en güzel, tatlı, masum kişidir o, kadın. tam anlamıyla kadın; sevmeye değer. o'nun tarafından sevilmeye hevesli olursunuz. ve aşık olursunuz sonra sevgili. ve bu aşk hep öncekilerden fazla olur. ve o kız hep eskilerden daha güzel, daha masumdur.
aşk böyle büyülü bir şeydir. önce yüzünüzü güldürür; sonra hüzne boğar. siz aşka lanet ederken sanki size acımış gibi daha iyi birini çıkarır karşınıza ve yine gönlünüzü alır, nefret edemezsiniz aşktan. zira hep daha iyisini sunar bize; hep daha fazla sevgi, hep daha fazla acı.
kalbinizin yerinden çıkarmışcasına çarpmasına,metabolizmanızın hızlanmasına,adrenalin hormonunun gereğinden fazla salgılanmasına neden olan müthiş bir histir.
olmasa da yaratırsın aşkı ne var ki bunda. sonuçta kimse senden kaç kilo bu sevgi, aşkın kütlesi nedir diye sormuycak. aşık olmak istiyosan olursun, kendine bi sevgi yaratırsın. "ne ahlak ne de sevgi gökten dünyaya indi insanlık istedi eşfetti hepsini." değil mi zaten.
tek taraflı olanı gerçek aşk galiba kavuşamadığınız sürece içinizden çıkmayan bir ateş. uzun uzun yıllar geçse bile hala onu düşünüp kalbinizi başka sevgilere kapatmak herkeste onu aramak. **