aşk topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır. Ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. Her iki yoldada tek gerçek olacak canın çok ama çok acıyacak.
insan bünyesinin giriştiği en büyük savaştır. kalbin kazanması sevgiye, beynin kazanması mantık ilişkisine neden olur bu savaşta. Barış mı? seks olur o zaman seks. *
Sebepsiz sevmektir aşk,
Nedeni olmadan bağlanmak birine.
Gözlerine baktığında ...erimektir içten içe.
Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle.
Hatta sarılamamktır utançtan,
Çünkü utanmaktır sevmek aslında,
Sevmek nedir aslen?
Ölmek mi uğruna?
Yaşamak mı onunla?
Sevmek mi ömür boyunca?
Yoksa ayrılmak mı gerekince?
Nedir insanı başkasına bağlayan?
Güzelliği mi? Bilmez kimse bu soruların cevabını..
Kimi sever güzelini, kimi sever özelini.
geçici bişeydir..
ne kadar seversen sev ne kadar aşık olursan ol mutlaka bir gün geçer gider..
zaman tek gerçektir aşk bile ona direnemez.
hislerinide seninle birlikte götürür ama gider...
acısını çekersen eyer varlığını kabul edersen mutlaka yenebiliceğin bir duygudur..
ama inkar edersen gurur yaparsan ömürboyu hapsolabilirsin o acınası duygunun içine..
aşk; süslü cümlelerin altında yatan iğrenç fikirler değil, masum iki gözün altında yatan kedi yavrusuydu. gönülleri ısıtan bir gülümseme, ya da sevgiliden beklenen bir gülümsemenin hayaliydi. içinde beklettiğin küçük bir umuttu o. küçük umutların beslediği büyük bir sevda. kavuşmak mı? belkide hayal. hayal mi? tek ekmeği. ölümüne sevmek mi? tek gerçeği.
"...aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müziğini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor..." *
insanları sevdiğinizi söylüyorsunuz! ama daha derine indiğinizde sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. aşk da böyle birşey.
bir sarılışı, bakışı, gülüşüyle dünyaların sizin olmasıdır.
huzurunda sarhoş olup, huzursuzluğunu affetmektir.
'başkası olsa..' diye başlanan cümleleri tamamlayamayıp kıyamadığınızı görmektir.
giysilerine bile imrenmektir kokusunu içine çekiyorlar her an diye.
acayip bir tutkuya ve özleme hapsolmaktır.
bir başkasını sevmesi fikrinin bile kalbinizi parçalamasıdır.
işin aslı duygularınızın kelimelerin sınırlarına takıldığını farketmektir yazarken. ve tüm bu cümlelerin yetersiz kaldığını görmektir.