herhangi bir şeye karşı duyulan aşırı elde etme duygusudur. istediğinizi elde edemezseniz o duygu giderek artar. istediğinizi elde edince de ortada aşkta kalmaz.
aşk uzaktan sessizce sevmektir..saf temiz dir aşk...kirletilince...yani evlenmeden kirletince büyüsü bozulur..aşk sahiplenmektir,umuttur,hayattır,bu evren ALLAH ın peygamberimize peygamberimizin ALLAH a olan aşkı üzerine yaratıldı...ve o aşkı birbirimize dağıttık..aşkın gücüyle duvarlar bile engel tanımaz ve birbirinizi görebilirsiniz...aşk iki kuğunun kafasını eğmesiyle kalp şeklini almasıdır...utanmada olur aşk..utanmazda olmaz aşk...ALLAH ın emrini tutananlar utanır...onlar aşkı hisseder...kendini onda görmek,ben seninim sen benimsin diyen gerçek aşktır.sahiplenmektir umuttur.
sıcak bir yaz gününde bardağın dibinde kalan ufak buz parçalarını yemek gibi bir şey olabilir. hem biraz can yakar, hem serttir ama verdiği haz inanılmazdır.
bazen bir insanı delicesiasdşlaskdşa. olmuyor lan olmuyor. daha önce bununla ilgili açıklama yaptım. görüyorum ki aramıza yeni ''aşkla ilgili bir şeyler yazayım da belki hatun düşürürüm''cüler katılmış.
aşkın ömrü 1 ay. ''seni ilk günkü gibi seviyorum'' diyen yalan söylüyordur. bir şeye sahip olduğunda ona karşı hırsını ve azmini yitirirsin.
ben çok aşık oldum aga. aşık oluklarımı da unuttum gitti. ''gerçekten aşık olsan hiç unutmazdın tmm mı .s'' diyeceksiniz. sen ilk aşık olduğun kadınla mısın? ilk aşkımı unutamıyorum diyenler, emin olun sizin olsaydı bitecekti aşkınız.
size sonsuz aşkın sırrını vereyim mi? neyse siktir et. sizde onu algılayacak kafa yok.
Çok tanıdık ve yakında zannettiğimiz bu duygu, aslında yabancılığın ve özlemin ta kendisidir. o yüzden değil midir ki, hep hakkında en az şey bildiklerimize, bize en uzak olanlara, elde edilmesi en imkânsız olanlara aşık oluruz. aşk tanışıklığa gelemez; bilâkis tanışıklığın başladığı yerde çeker gider.
"beraber mutlu olma hülyaları" aşkın ne kadar mayasındansa, "beraber mutlu olma"nın ta kendisi de aşkın o kadar doğasına aykırıdır. zira vuslat tam da aşkın bittiği yere denk gelir. yani aşkı sonlayan şey, kavuşmanın ta kendisidir.
uzaktan şeker pembesi baloncuklar saçarak sizi bu seferin acısız olacağına inandırmaya çalışıp, yaklaştıkça başınızı döndürerek çekim alanına hapseden, yanına vardığınızda ise travmalara vardıracak sonsuz -gibi görünen- bir döngünün içine sokan bir atlıkarıncadır aşk. sürekli aynı devinimle, aynı çıkmazla tahakkuk edeceğini bildiğiniz hâlde seyrine doyamazsınız. kalbinizi sıkıştırarak sizi soluksuz bıraktığı, en acı verdiği anlarda ise çaktırmamak, gülümsemek zorundasınız. ne de olsa lunaparktasınız.
edebiyatta ve şarkılarda orospu olmuş dünyanın en saçma duygusu ve olayıdır. şahsen ben de aşık olmuş biriyimdir zamanında.. insanı aptallaştırır, altı üstü bir kişiye tanrı gibi görürsünüz ve taptıkça karşıdakinin egosu artar.. yıllar geçtikce onunda bir insan olduğunu anlarsınız.. doğa ananın üremek için bahşettiği duygudur bu..tek amacı üremektir.. sizi mutlu eden şeyde egodur aslında..o sizi adam yerine koydukça övdükce sizi, bi sikim sanarsınız kendinizi.. kısacası sahte bir mutluluktur.. dünyadaki en büyük bilinçaltı işkencelerinden biridir ayrıca.. sürekli aklınıza belli sembollerle ve anılarla kazındığı için o kişiyle ilgili her şey, yıllar geçtikce o bilinçaltındaki semboller dışarıdaki belli uyarıcılar tarafından tetiklenir ve gün yüzüne çıkar, bu sürekli oldukca insanı çılgına çevirir... bir de sahip olma arzusu vardır hep.. canlı ve belli zekası olan bir varlığa sahiplenme düşüncesi cidden saçmalıktır, çünkü bir gün isyan eder. felsefi olarak da; ben o kişiyi değil, o kişi sayesinde beyninizde ortaya çıkan şeyleri aşık olunduğunu savunurum..
şahsen ben nesnelere karşı aşkı savunurum.. mesala müziğe aşık olun, gitarınıza baterinize aşık olun.. karşılıksız bir aşktır bu..bitmek tükenmez.. eskise de yenilenebilir bir şeydir..