ayasofya

entry416 galeri123
    66.
  1. 'gavurun' mimaride çığır açarak yaptığı,bizim ise etrafına 4 adet kazık dikerek sahiplendiğimiz yapı.
    1 ...
  2. 65.
  3. kurban bayramında gittiğimde yerli ziyaretçi akımına uğradığını görünce sevinmeme sebep olmuş, ortadaki zebellah gibi iskele apsise taşındıktan sonra biraz daha ferahlamış, taç giyme törenlerinin yapıldığı alan ortaya çıkmış, apsisin solundaki serafimin yüzünü ilk kez görünce acayip heycanlandığım, bütün ışıkları yakılıp parıl parıl parlaması sağlanan muhteşem yapı.

    fakat ne yazık ki yurdum insanlarından birisi tam yanından geçerken "eee bumudur yani şimdi, bunun için mi bekledik o kadar sırayı" diyerek beni yine şoka sokmayı başarmıştır.
    0 ...
  4. 64.
  5. Osmanlının camiye çevirdiği muazzam kiliselerden başka bir tanesi.
    0 ...
  6. 63.
  7. gavurun yaptığı fatihin bize miras bıraktığı devasal, mükemmel yapıt. istisnasız her önünden geçtiğimde azameti, estetiği hayran bırakıyor kendisine. bence böyle müze olarak kalmalı.
    1 ...
  8. 62.
  9. ayrıca; trabzon'da bulunan tarihi bir kilisedir.
    0 ...
  10. 61.
  11. 60.
  12. sürekli gittiğim, gittikçe huzur bulduğum ve müze olmasına rağmen kendimi herhangi bir cami ya da kilisedekinden daha fazla o'na yakın hissettiğim muazzam yapı. yaptığım bir ödevden bir özeti de paylaşayım...


    Orijinal adı Hagia Sofia olan yapı yanlış bir şekilde, Saint Sofia olarak bilinir. Binanın adındaki "sofya" sözcüğü herhangi bir kimsenin adı değil, eski Yunancada "bilgelik" anlamındaki "sophos" sözcüğünden gelir. Dolayısıyla "Ayasofya" adı "kutsal bilgelik" ya da "ilahî bilgelik" anlamına gelmekte olup, Ortodoks inancında Tanrı'nın üç niteliğinden biri sayılır.

    Şuan ki yapı, yapılan ilk bina değildir. Daha önce pagan mabedinin yerinde yapılmış 3 ayrı bazilika aynı isimle anlatılmıştı. Küçük ölçülerdeki ahşap çatılı ilk yapı, Büyük Konstantin'in * oğlu Konstantinus zamanında yapılmıştı. 404 yılındaki bir isyan sırasında yanan ilk yapının yerine, daha büyük ölçülerde inşa edilen 2. kilise 415 yılında törenle açılmıştı. 532 yılında Hipodromda yapılan bir araba yarışı sonucu çıkan kanlı Nika Ayaklanması ile Ayasofya Kilisesi de yakılmıştı.

    isyanı zorlukla bastıran imparator Justinyen Adem'den beri hiçbir devirde görülmemiş ve görülmeyecek bir ibadethane yapmak için harekete geçti. Önceki bazilikanın kalıntılarının üzerine 532 yılında yapılmaya başlanan, Hıristiyanlık âleminin bu en büyük kilisesi beş yılda tamamlanarak, 537'de merasimlerle açıldı.

    Kubbe inşaatı Roma mimarisi tarafından geliştirilmiştir. Bazilika planı da eski devirlerden beri tatbik edilmekte idi. Yuvarlak yapıların üzerleri çok büyük ölçüde kubbe ile örtülebilmişti. Justinyen Ayasofyasındaki gibi dikdörtgen bir mekan ortasında, dev ölçüde bir merkezi kubbe yapımı, mimarlık tarihinde ilk kez deneniyordu.

    Tüm gösterişine rağmen yapının hayati hataları vardı. En önemli mesele kubbenin iriliği ve yan duvarlara yaptığı basınç idi. Böylesine bir kubbenin ağırlığının temellere aktarılması için lazım olan mimari unsurlar o devirde henüz tam gelişmemişti. Yanlardan dışa doğru eğilen duvarlar orijinal, basık kubbenin 558 yılında yıkılmasına sebep oldular. Yapılan ikinci kubbe daha yüksek ve daha küçük çaplı tutulmuştu. Bu kubbenin de yarıya yakın kısmı 10 ve 14 yy' larda 2 defa daha çökmüştür.

    Türklerin şehri 1453 yılında fethetmelerinden sonra Ayasofya camiye çevrilmiştir. Türk mimarı Koca Sinan'ın 16.yy.da eklediği payanda duvarları ve kubbenin etrafını sardığı çelik kemer kubbenin çökmesini büyük ölçüde engellemiştir.

    19. yy. ortasında Mimar Fossati kardeşlerin restorasyonları ve 1930'dan itibaren yapılan diğer restorasyonlar önemli tamirlerdi. 2000 li yılların restorasyonları, mevcut madeni portatif iskele ile daha seri yapılabilecektir.

    16 yıldır kubbenin güneydoğu çeyreğinde bulunan iskele, iki hafta süren çalışmaların ardından sökülerek kuzeydoğu çeyreğine kuruldu. Kubbeyi taşıyan pandantifteki, 6 kanatlı melek figürü üzerinde de çalışmalar yapıldı. Meleğin yüzündeki metal maske çıkarıldı, 6-7 kat badana ve sıva kaldırıldı. Yaklaşık 10 gün boyunca heyecanla yürütülen çalışmaların sonunda uzmanların bile beklemediği derecede iyi korunan mozaik, 160 yıl sonra yeniden günışığıyla buluştu.

    Sultan Abdülmecit döneminde caminin onarımı için isviçreli Mimar Gaspare Fossati görevlendirildi. Osmanlı döneminde, Ayasofya'daki en kapsamlı restorasyonu kardeşi Giuseppe ile birlikte 1847-1849 arasında yürüten Fossati, mozaiklerle ilgili de kapsamlı bir çalışma yaptı. Yaklaşık 700 yıl önce yapılmış olan Serafimlerin, üzerleri 160 yıl önce örtülmüş. Osmanlılarda yarasaya benzetilmiş olan Serafimler'i, Sultan Abdülmecit'in isteği üzerine Ayasofya'nın restorasyonuna başlayan Rus Çarı'nın mimarları Fossati kardeşler görmüş, suluboya ve kara kalem olarak kayıt altına almışlar. Çok ilginç bir detay da, Ayasofya'nın kubbesindeki Pantokrator isa ve apsisindeki 6 metre boyundaki Meryem Ana fresklerinin de, katedralin camiye çevrildiği uzun asırlar boyunca üzerlerinin örtülmeden durduklarının anlaşılmış olmasıdır. Daha sonrasında mozaikler sıva ile kapatılınca, kir, nem ve insan eliyle gelebilecek sorunlardan korunmuş. Ama yapının duvarlarındaki çatlaklardan sızan nemin etkisiyle mozaiklerin duvar yüzeyindeki bağlayıcı sıvalardan ayrılarak dökülmeleri de önlenememiş.

    Ayasofya'nın muhteşem kubbesini taşıyane 40 pencere vardır. Güneşin doğuşunda ve batışında güneş ışınları bu pencerelerin camlarında kırılarak muhteşem ışık oyunları yaratır. Işıktan gerektiği gibi yararlanabilmek için, mimarlar katedrali tam doğu yönüne değil hafifçe güneydoğuya bakar biçimde inşa etmişler. Özellikle sabah saatlerinde güneş ışıklarıyla pencereler neredeyse hiç görülmez ve kubbe kendisi için anlatılan efsaneleri doğrularcasına gökyüzüne asılmış gibi durur. Kubbenin ortasında, bugün üzeri kapalı olan ve 1720 yılına kadar açık bırakıldığı bilinen 11 metre çapında bir Pantokrator yani Kurtarıcı isa freski vardır. Gözlerinizi kapatıp düşleyin. Sema ile bütünleşen, meleklerin gökyüzünden uzattıkları iplerle tuttukları kubbe ve kubbenin iç tarafında insanları kutsayan Hazreti isa ve etrafında, En-Nur suresinin 35. ayeti yani " Allah göklerin ve yerin Nur'udur " yazısı... işte iki dinin kucaklaşması...

    Bizans döneminde bu işi hayallere bırakmayıp, bazı ayinlerde görsel şovlar düzenliyorlardı. Bu şovlarda, katedralin içindeki bütün kandilleri yakıp, 4 atlı 1 arabanın içindeki rahibi iplerle kubbeye kadar çekip gösteriyi daha da etkileyici hale getiriyorlardı.

    Ayasofya'nın ikinci katında muhteşem bir Deisis mozaiği vardır. Bu mozaikte, ortada isa, sağında Meryem Ana ve solunda Vaftizci Yahya görülür. Kıyamet gününde Meryem Ana ve Vaftizci Yahya, isa'dan insanlık için af dilemektedirler. Bizans Sanatıyla ilgili dünyada yayınlanan neredeyse tüm eserlerin kapaklarında bu sahne vardır. Bu mozaiğin bulunduğu yere ayrı bir kapıdan geçilerek girilirdi. Tüm kutsal ayinler burada yapılır, özel kararlar burada yani isa'nın gözetiminde alınırdı. Mozaiğe dikkatli bakınca, isa'nın yüzünün iki yanının ve gözlerinin farklı olduğunu fark edersiniz. 10 - 15 metre gerileyerek bakarsanız hem yüzün iki yarısı simetrik hale gelir, hem de gözler size doğru bakmaya başlar. Leonardo da Vinci' nin Monna Lisa adlı eserindeki boyama tekniği Bizanslı sanatçı tarafından da uygulanmıştır. Bu mozaik, Bizans resim sanatında Rönesansın başlangıcı olarak kabul edilir.

    Ayasofya'nın altında 2 sarnıç vardır. Bu sarnıçlarda etraflı bir araştırma yapılmamıştır. Ancak buradan başlayarak katedrali Hipodrom'a ve Tekfur Sarayı'na bağlayan 285 metre uzunluğunda bir tünelin varlığı da netlik kazanmıştır.

    Ayasofya 916 yıl baş kilise ve 477 yıl cami olarak, aynı Tanrıya inanan 2 değişik dinin hizmetinde olduktan sonra Atatürk'ün emri ile müze yapılmıştır. 1930-1935 yılları arasında ortaya çıkartılıp temizlenen bir kısım mozaikler Bizans'ın önemli sanat eserleri arasında yer alırlar. Bizans ve Osmanlı döneminin izlerini taşıyan muhteşem mimarisi ile ülkemizin en çok ziyaret edilen ilk üç müzesinden biridir.
    5 ...
  13. 59.
  14. kendi için, fatih sultan mehmet'in şöyle bir vasiyeti vardır.

    "işte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya'yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi'nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar. Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse, Allah'ın, Peygamber'in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETi ONUN VE ONLARIN ÜZERiNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.

    Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.

    Allah'ın azabı onlaradır.

    Allah işitendir, bilendir."

    ama ne gariptir ki, 1934 yılında, istanbul Müzeleri müdürü Aziz Ogan başkanlığında müze müdürleri, mütehassıslar, belediye temsilcisi, vakıflar müdür ve mimarlarından oluşan 8-9 kişilik bir komisyon kurulmuş, komisyon heyetinden Alman Erkhard Ungar ise caminin mabed kısmının aynen açık kalması gerektiğinde ısrar etmiştir. Bu Alman dışındaki Türk üyeler mabedin tamamen kapatılması yönünde karar bildirmişlerdir.

    beyaz bembeyaz türklerin hazırladığı raporda "iç kapı ve pencerelerin tamir edilmesi, Son cemaat mahallinin müzelik eşyayı teşhir edecek hale getirilmesi, camiye bitişik kimsesizler yurdunun (Fatih medresesi) kaldırılması" gibi istekler belirtilmiş, Caminin mabed kısmının ibadete kapatılması suretiyle buraya Bizans eserleri konularak Bizans müzesi yapılması, bu arada Ayasofya'nın asırlarca osmanlı eseri halinde kullanıldığı hususuda göz önüne alınarak uygun bir yerinde Türk eserlerinin de teşhir edilmesi istenmiştir"
    1 ...
  15. 58.
  16. kimi ahmakların ısrarla anlamadığı mesele bir camiinin kiliseye çevrilmesi değil , ayasofya'nın kiliseye çevrilmesidir. ayasofya ibadethaneden çok daha fazlası bir semboldür. müze olarak değiştirilmesinin tek nedeni bir ruhani sembolü öldürerek , ruhunda öldürülebileceğini sanmaktır. tatlı su balıkları ise cart curt edip aslında öle olmadığını bilmem ne deniyle insan haklarının şu maddesi ile vs vs. bu arkadaşların msn iletilerinide görebiliyorum '' fikirler kurşu geçirmez xdzd ''

    editleme ihtiyaci : ben bu öldürülmek istenen ruhu pek sevmem ama fikirlere saldıranlardan da nefret ederim.
    0 ...
  17. 57.
  18. ayasofya'nın müze olması olması için çıkartılan çelişki ve kararnamedeki tutarsızlıklar yüzünden resmi gazetede yayınlanmamıştır ve yasal olarak cami olmasında bir engel yoktur.
    ayrıca fethin sembolü olan ayasofya camisinin(biz öyle istiyoruz ve öyle olacak!) sahibi fatih sultan mehmet'in dir.

    Turkiye Cumhuriyeti tapu kayitlarinda bu gayrimenkul 57 pafta, 57 ada, 7. parselde Fatih Sultan Mehmet Vakfi adina "Turbe, Akaret, Muvakkisane ve Medreseyi Mustemil Ayasofya-yi Kebir Camii Serifi" vasfI ile cami olarak tapulu. Vakiflar Genel Mudurlugu Emlak Dairesi Arsivi'ndeki 1967 tarihli Istanbul Mazbut Hayrat Kutuk Defteri'nde de bu mekân cami olarak kayitli bulunuyor ve sahibi Fatih Sultan Mehmet gosteriliyor." (not:alıntıdır)

    ayrıca fatih sultan mehmet'in ayasofyanın kıyamete kadar cami olarak kalması için söylediği sözler ise şunlardır:
    "Iste bu benim Ayasofya Vakfiyem, Dolayisiyla kim bu Ayasofya'yi camiye donusturen vakfiyemi degistirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile kosarsa, fasit veya fasIk bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi'nin vakif hukmunu yururlukten kaldirmaya kastederlerse, aslini degistirir, furuuna itiraz eder ve bunlari yapanlara yol gosterirlerse ve hatta yardim ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten cikarirlar ve sahte evrak duzenleyerek, mutevellilik hakki gibi seyler ister yahut onu kendi batil defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarina gecirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en buyuk haram islemis ve gunahlari kazanmis olurlar.

    Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim degistirirse,
    Allah'in, Peygamber'in, meleklerin, butun yoneticilerin ve dahi butun Muslumanlarin ebediyen LANETI ONUN VE ONLARIN UZERINE OLSUN, azaplari hafiflemesin onlarin, hasr gununde yuzlerine bakilmasin.

    Kim bunlari isittikten sonra hala bu degistirme isine devam ederse, gunahi onu degistirene ait olacaktir.

    Allah'in azabi onlaradir.

    Allah isitendir, bilendir. "
    1 ...
  19. 56.
  20. akdamar kilisesi ve sümela manastırı'nı tapınmaya açan sığırların müze kalması gerektiğini iddia ettikleri istanbul'un hâlen ayakta olan en eski yapısı.

    ortada bir ikiyüzlülük var ama...

    not: kişisel görüşüm müze olarak kalması yönündedir. akdamar ve sümela için de aynı şeyleri düşünüyorum ama mâlûm siyasal iktidar atatürk'ün yaptığı her şeyi yıkmaya and içmiş durumda.
    2 ...
  21. 55.
  22. 54.
  23. Türkiye'deki çok sayıda tarihi kilisede yılda bir kez de olsa ayin izni çıkınca Uluslararası Ayasofya Kilise Bölgesi Derneği başkanı Kris Spiru'nun başbakan erdoğan ve diyanet işleri Başkanı Ali Bardakoğlu'na bir mektup göndererek 17 eylül'de dernek temsilcilerinden oluşan bir heyetin dini ayin yapmak ve dua etmek için izin istediği cami, kilise ve en son müze olmuş mekandır.
    0 ...
  24. 53.
  25. fatih sultan mehmet' in vakfı dahilinde olan camiidir.

    ayasofya camii yapılırsa en büyük feryat yunanistan gibi batılı ülkelerden gelecektir.
    0 ...
  26. 52.
  27. osman yüksel serdengeçti şiiri.

    Ey islam'ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya!
    Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi,
    Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!...
    Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?

    Hani minarelerinden göklere yükselen,
    Ta maveradan gelen ezanlar?...
    Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?...

    Ayasofya ses vermiyor,
    Ayasofya bir hoş,
    Ayasofya bomboş!...

    Hani nerede?
    Şu muhteşem minberde,
    Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
    Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?...

    Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim?
    Seni çırılçıplak soyan kim?!...

    Hani nerede?
    Gönüllerden kubbelere,
    Kubbelerden gönüllere
    Gürül gürül akan Kur'an sesleri?...
    Kur'an sesleri dindirilmiş,
    Müslümanlar sindirilmiş!...
    Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidinin
    isimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!...

    Fethin, Fatih'in mabedinden kitab-ı mübini,
    Bu ulu dini kaldıran kim?
    Dinimize, imanımıza saldıran kim?
    Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,
    Kimin elidir?!...
    Söyle Ayasofya, söyle.
    Seni puthane yapan hangi delidir?!...

    Elleri kurusun, dilleri kurusun!
    Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?
    Seni çırılçıplak soyan kim?!...

    Ayasofya,
    Ey muhteşem mabet;
    Gel etme,
    Bizi terketme!...
    Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,
    Yine seni camiye çevireceğiz...

    Dindaşlarımızla,
    Kanlı göz yaşlarımızla,
    Abdest alarak secdelere kapanacağız,
    Tekbir ve tehlil sadalarıboş kubbelerini yeniden dolduracak
    ikinci bir fetih olacak,
    Ezanlar bu fethin ilanını,
    Ozanlar destanını yazacaklar...

    Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! Şerefelerin yine Allah'ın ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...

    Bu olacak Ayasofya,
    Bu muhakkak olacak...
    ikinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...
    Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
    Ayasofya, belki yarından da yakın!...
    0 ...
  28. 51.
  29. ayasofya ile cami kelimelerinin bir arada kullanılması tuhafıma gitmiştir hep..
    saint antoin camii ya da süleymaniye kilisesi gibi birşey.. süleymaniye katedral olur gerçi.. büsbüyük çünkü...
    1 ...
  30. 50.
  31. restorasyon çalışmalarının bitmesiyle, 17 seneden beri tam ortasında duran iskele kaldırılmış. iskelesiz halini görmemiş olanların koşar adım gitmeleri gereken yer. bilet fiyatı 20 tl. ama siz 20 tl ye müze kart alın, gitmişken topkapıya da girersiniz.
    2 ...
  32. 49.
  33. bizim köyün camisinden bile daha kötü bir yapıdır.
    1 ...
  34. 48.
  35. 2010 istanbul kültür başkenti etkinlikleri çerçevesinde 16 yıldır içinde kurulu olan iskelenin kaldırılacağı müze.
    0 ...
  36. 47.
  37. atatürk'ün isteği doğrultusunda müzeye çevrilen cami- patrik katedralidir. ayrıca şuan sultanahmet'te bulunan yapı üçüncü ayasofya yapısıdır. ota boka yıkılmıştır, tahrip olmuştur ancak mimar sinan vakti zamanında buranın imdadına koşmuştur ve o günden beri sağlamlığını koruyan bir yapı olarak günümüze ulaşmıştır.
    3 ...
  38. 46.
  39. 45.
  40. Bizim yaptigimizin tam tersini sirplar yapmistir. Abiler camiyi kiliseye cevirmistir.
    (bkz: sava church)
    1 ...
  41. 44.
  42. 918 yıl kilise, 482 yıl camii olarak değiştirildikten sonra, 1 subat 1935 tarihinde müze haline getirilen, dünyanın 8. harikası.
    2 ...
  43. 43.
  44. bizans imparatoru jüstinyen'in yaptırmadan önce rüyasında gördüğü yapı hakkındaki bir rivayet de şöyle: jüstinyen, elinde tuttuğu kutsal ekmeği bir arı kapıp götürünce, lokmanın bulunması için haber salmış. birkaç gün sonra elinde bir petekle, ekmek parçasını bulduğunu söyleyen bir arıcı huzuruna çıkmış ve tarafından ödüllendirilmiş çünkü petek, tıpkı jüstinyen'in rüyasında gördüğü yapı şeklindeymiş ve petekteki yapıda kubbenin bulunması gereken yerde arının kaptığı ekmek parçası varmış.
    0 ...
  45. 42.
  46. 916 yıl baş kilise, 477 yıl cami olarak kullanılmış ve atatürk' ün emri ile müzeye çevrilmiştir.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük