alay komutanının, tabura denetleme için geldiği gün er gazinosundaki internet cafeyi de denetleyip, herşeyin yolunda gittiğini gördüğünde internet cafe sorumlusunun* kendisinden aferin ve takdir aldığı; ertesi gün ise aynı internet cafe sorumlusunun bölük komutanından "bana neden albayın cafeye gelip denetlediğini söylemedin" şeklindeki azarlarına maruz kaldığı vatani* görevdir askerlik.
erkeklerin sonraki hayatlarında tsk'ya bağlı olmaları için itaate alıştırılmak üzere belli bir süre tutuldukları yer. bu süre zarfında defalarca komutanlara itaat etmeleri gerektiği söylenir ve duvara karşı bile itaatlerini tekrar ederler. yani yanlız bile olsalar itaat etmeleri gerektiği onlara aşılanır. kaçış yoktur, mutlaka yapmaları gerekmektedir.
her yiğidin harcı olmayan. nasıl ki matematik profesörlüğü için analitik zeka gerekiyorsa, askerlik için de özel yetenek ve istek gerekir. askerliğe gitmeyenler için bazı kişiler bu durumu göremez ve 'şerefiz adi gerizekalılar' diyerek karşısındakini küçük görür. askerlik görevini yapmak istemeyenler 'vicdani retçi' olarak tanınır.
terör bölgesi diye tabir edilen yerler dışında nerede yapılırsa yapılsın çok garip olaylara sahne olan, zaman zaman güldüren zaman zaman düşündüren zaman zaman ağlatan olayların olduğu yer.
bitireli 1 yılan fazla oldu, üstelik kısa dönem olarak yaptım, ama hala rüyalarımda nöbete giderken, devriyeye çıkarken veya içtimada tekmil verirken görüyorsam kendimi, ilginç gerçekten ilginç...
butun vatan evlatlarinin gururla gonderildigi ve gittigi, ancak defalarca gururu ve onuru kirilarak dondugu, hatta cok defa yasamasindan dolayi normal algilamaya baslayip takmaz hale geldigi ve dondugunde de yedigi kufurleri ve hakaretleri gulerek anlatabildigi yerdir. *
keske en az oraya giden asker kadar komutanlarda da haysiyet olsa.
edit: gercekten cok mustesnalari da vardir ve onlari tenzih ediyorum.
şuan ifa ettiğim görev . askerlik hakkında tek bildiğim şimdilik budur.sivile geçer geçmez ve beynim açılır açılmaz ne olduğu hakkında bir fikrim olur heralde.
göğsünüze el bombası asılı iken uyumaktır askerlik.
yirmibeş baştan aşağı silahlı adama fırça atabilmektir ayrıca.
25 askerden sonra fırça atabilmek için muhazzaf subay olmak gerekiyor.
ilginç insanları tanıyacağınız ve ilginç olaylar yaşayabilceğiniz bazı ülkelerde zorunlu bazı ülkelerde ise kişinin vicdanına bırakılan savaş sanatını ve harp taktiklerini öğrendiğiniz ve bu süre içinde özgürlüğünüzün bir kısmını bilerek ve isteyerek bıraktığınız yer. bir de askerlik anıları hiç bitmez.
misal bir gün bağlı olduğum ulaştırma takımının üstteğmeni beni odasına çağırıp bir güzel kalayı bastıktan sonra beni askerlikten kovmuştu. şaka değil ciddi ciddi "seni istemiyorum git nereye gidersen git" diye bağırdı. askerlikten kovulduğumamı şaşırıyım yoksa bu emir karşısında vereceğim cevabımı düşüneyim bulamadım.
şimdi gitmeyin, yapmayın desem sen neden gittin diyeceksiniz..gidin yapın desem anarşizme sığmaz öyle garip bir olgu bu askerlik.
bazılarınca kaçılması, yapılmaması, hatta yapılmaması için çürük raporu alınası bir görev olsa da, yapan insanların en şahane duygulara sahip olduğu, hele ki son dönemlerde yapanların ayrı bir alkışlanma potansiyeline sahip oldukları aşikardır. umarız ki, gençler, başımızdakileri örnek almak yerine, kendi bildikleri, kalplerinin istedikleri şeyi yapıp, askerliklerini tıpkı bir türk gibi yapar, ileride torunlarına torbalarına anlatacakları binlerce askerlik anısına sahip olurlar.
tamamen farkli bir dunya.
er olarak yapanlar icin akil hastahanesi ile erkek lisesi karisimi ortama sahip olan bir yerde verilen hizmet.
insana ilkokul gunlerini hatirlatiyor.
Askerde öğretildiği üzere savaşma sanatıdır. Nasıl bir sanattır çözemedim 1,5 yılda. Ben hiç ateş ederken bülbül gibi şakıyan , ya da bir tuvale ateş eden , yada ne biliim dans eder gibi döne döne mermi boşaltan bi asker ne gördüm ne de duydum. Taktik ve strateji belirlemek sanatsal öğemi içeriyor acep ? Ya da komuta kademesi kağıt üstünde natrmort * stratejiler mi geliştiriyorlar ?
Sanatsal edit: Balet kıyafetiyle mi yaptın askerliğini ?